قَالَ فَإِنَّا قَدْ فَتَنَّا قَوْمَكَ مِنۢ بَعْدِكَ وَأَضَلَّهُمُ ٱلسَّامِرِىُّ

“He said: Lo! We have tried thy folk in thine absence, and As-Samiri hath misled them.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu bölümde Sâmirî'nin İsrailoğullarını dalâlete sürüklemesinin, onları buzağıya tapmaya çağırması ve Cebrail'in atının ayak izinden aldığı toprağı ateşe atarak buzağıyı canlandırması olayıyla gerçekleştiğini nakleder. Bu görüşe göre Sâmirî aslen sığıra tapan bir kavimden olup içinde bu ibadete sevgi taşıyan, dışta İslam'ı gösteren bir kimsedir. Hârûn'un, Firavun kavminden alınan süs ve eşyaların temizlenmesi için ateşe atılmasını istemesi üzerine Sâmirî, elindeki özel toprağı da bu eşyalarla birlikte ateşe atarak sesi olan bir buzağı heykeli ortaya çıkarmıştır.

كان السامري رجلا من أهل باجرما، وكان من قوم يعبدون البقر، وكان حب عبادة البقر في نفسه، وكان قد أظهر الإسلام في بني إسرائيل. فلما فضل هارون في بني إسرائيل وفصل موسى إلى ربه، قال لهم هارون: أنتم قد حملتم أوزارا من زينة القوم، آل فرعون، وأمتعة وحليا، فتطهروا منها، فإنها نجس.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'fitneye uğrattığımız topluluk' ifadesi, Musa'nın ardında Harun ile bırakılan ve buzağıya tapınmaktan sadece on iki bini kurtulan altı yüz bin kişilik topluluğu ifade etmektedir. Ayrıca kıssada, halkın Musa'dan ayrıldıktan sonra yirmi gece bekleyip bunu -gündüzleriyle birlikte- kırk gün sayarak süreyi tamamladıklarını düşündükleri, buzağı olayının ise bundan sonra gerçekleştiği anlatılır. Bu durumun Allah'ın Musa'ya gelişinde söylediği sözle nasıl uyuştuğu sorusu gündeme getirilmektedir.

أراد بالقوم المفتونين : الذين خلفهم مع هارون وكانوا ستمائة ألف مانجا من عبادة العجل منهم إلا اثنا عشر ألفا . فإن قلت : في القصة أنهم أقاموا بعد مفارقته عشرين ليلة ، وحسبوها أربعين مع أيامها ، وقالوا : قد أكملنا العدة ، ثم كان أمر العجل بعد ذلك
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî bu bölümde Ehl-i Sünnet ile Mu'tezile arasındaki tartışmayı nakleder: Ehl-i Sünnet'e göre Allah kâfirlerde küfrü yaratmıştır, aksi halde onları azarlaması gerekmezdi; Mu'tezile ise bunun aklî delillerle ve Sâmirî'nin fiiline etkisi kalmayacağı gerekçesiyle mümkün olmadığını ileri sürer. Ayrıca Mûsâ'nın (a.s.) fitneyi henüz gerçekleşmeden 'olmuş' gibi ifade etmesinin sebebi ve kırk gün üzerine on gün eklenerek dönüşü ile 'esef' kelimesinin gazap, hüzün veya gayz anlamlarına gelebileceği tartışılır.

قالت المعتزلة : لا يجوز أن يكون المراد أن الله تعالى خلق فيهم الكفر لوجهين ، الوجه الأول : الدلائل العقلية الدالة على أنه لا يجوز من الله أن يفعل ذلك
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 'fitne' kelimesini, Sâmirî'nin İsrailoğullarını buzağıya taptırarak veya bu konuda sebep olarak imtihan ve sınamaya uğratması şeklinde açıklar. Ayrıca Sâmirî'nin kimliği hakkında farklı rivayetleri sıralar: sığıra tapan bir kavimden olup Mısır'a gelip zâhiren İsrailoğullarının dinine girdiği, ya da Kıptî bir adam olup Musa'ya iman edip onunla çıktığı, ya da Şam bölgesinde bilinen Sâmire kabilesinden büyük bir kişi olduğu yönünde görüşler nakleder.

قال بن عباس رضي الله عنهما : كان السامري من قوم يعبدون البقر فوقع بأرض مصر فدخل في دين بني إسرائيل بظاهره وفي قلبه ما فيه من عبادة البقر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, buzağının gerçekten kan ve ete dönüşüp böğürüp böğürmediği yoksa altın olarak kalıp içine hava girince öküz sesi gibi ses çıkardığı hususunda müfessirlerin ihtilaf ettiğini nakleder; kesin bir hüküm vermeyip bu iki görüşü zikreder. Ayrıca İsrailoğulları'nın buzağı seslenince etrafında dans edip fitneye düştüklerini ve onu ilah kabul ettiklerini belirtir. Bu sırada Allah'ın Musa'ya, kavminin bu hâlini ve Sâmirî'nin yaptığı buzağıya tapmalarını haber verdiğini, aynı zamanda Musa'ya Tevrat'ı içeren levhaları yazdığını aktarır.

وقد اختلف المفسرون في هذا العجل هل صار لحما ودما له خوار أو إستمر على كونه من ذهب إلا أنه يدخل فيه الهواء فيصوت كالبقر على قولين والله أعلم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Allah Musa'ya kavminin buzağıya taparak sınandığını ve Samirî'nin onları saptırdığını bildirmiştir. Bir kıraate göre 'وأضلهم' ifadesi Samirî'nin kendisinin en sapık kişi olduğunu belirtir, çünkü o hem kendisi sapmış hem de başkalarını saptırmıştır. Musa kavmine döndüğünde kırk günü tamamlamış ve Tevrat'ı almış halde, onlara kızgın ve üzgün bir şekilde hitap etmiştir; 'ahdin uzaması' ifadesiyle Musa'nın kendilerinden ayrı kaldığı süreyi kastettiği belirtilir.

وأضلهم السامري باتخاذ العجل والدعاء إلى عبادته، وقرئ «وأضلهم» أي أشدهم ضلالا لأنه كان ضالا مضلا

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler kıssanın temel çerçevesinde birleşir: Sâmirî İsrailoğullarını buzağıya taptırarak fitneye düşürmüş, bu olay Musa'nın Tûr'daki bekleyişi sırasında gerçekleşmiş ve Musa döndüğünde kavmine öfke ve üzüntüyle hitap etmiştir. Sâmirî'nin kimliği ve buzağının canlanma şekli konusunda rivayet nakli ortak yöntemdir.

Differences

Taberî ve Kurtubî rivayet odaklı olup Sâmirî'nin kökeni hakkında farklı haberleri sıralarken, Zemahşerî olayın kronolojisine (kırk günün hesaplanışı) odaklanır. Râzî kelâmî bir tartışmaya (Ehl-i Sünnet-Mu'tezile arası kader/fiil meselesi) ve dilsel tahlile yönelirken, İbn Kesîr buzağının mahiyeti konusunda ihtilafı nakledip hüküm vermekten kaçınır. Beydâvî ise kıraat farklılıkları üzerinden dilsel bir okuma sunar. Bu farklar müfessirlerin ekolü (kelâmcı, dilci, rivayetçi) ve dönemin öncelikleriyle ilişkilidir.

Historical context

Erken dönem müfessirler (Taberî) rivayet nakline ağırlık verirken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dilsel ve kelâmî tahlillerin devreye girdiği görülür; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ile temkinli bir sentezi tercih eder. Temel kıssa sabit kalmış, ancak yorumun derinliği ve kullanılan araçlar (dil, kelâm, rivayet eleştirisi) zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu kıssa, toplumsal bir belirsizlik veya liderlik boşluğu anında sağlam bilgi ve sabırlı bekleyişin önemini hatırlatır; ani sembollere veya gösterişli çözümlere yönelmek yerine ilim ve basiretle hareket etmenin değerine işaret eder. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı olaya yaklaşması, ilim geleneğinde çok yönlü düşünmenin ve hoşgörülü bir yorum çeşitliliğinin mümkün olduğunu gösterir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar