وَإِذِ ٱسْتَسْقَىٰ مُوسَىٰ لِقَوْمِهِۦ فَقُلْنَا ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْحَجَرَ فَٱنفَجَرَتْ مِنْهُ ٱثْنَتَا عَشْرَةَ عَيْنًا قَدْ عَلِمَ كُلُّ أُنَاسٍ مَّشْرَبَهُمْ كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ مِن رِّزْقِ ٱللَّهِ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ
“And when Moses asked for water for his people, We said: Smite with thy staff the rock. And there gushed out therefrom twelve springs (so that) each tribe knew their drinking-place. Eat and drink of that which Allah hath provided, and do not act corruptly, making mischief in the earth.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî, 'yeryüzünde bozgunculuk yaparak yürümeyin/gezmeyin' ifadesini Allah'a isyanı çoğaltmamak, yeryüzünde ölçü ve tartıda eksiklik yaparak fesat çıkarmamak şeklinde açıklar. Ayrıca 'la ta'sev' ifadesinin bazı dilcilerce 'tuğyan etmeyin' anlamında yorumlandığını nakleder. Bu bölümde ayrıca Musa kavminin çölde (tîh) susadıklarında taştan on iki pınarın fışkırması ve her sıbta ayrı bir su kaynağı verilmesi kıssasını da rivayetlerle detaylandırır.
يقول: ولا تكثروا في الأرض معصية الله، ولا تقيموا عليها، ولكن توبوا إلى الله منها، وأنيبوا. وقد كان بعض أهل العلم بكلام العرب يتأول قوله: لا تعث: لا تطغ
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre 'hanîen' kelimesi, verilen nimette hiçbir tekdir, sıkıntı, keder veya bulanıklık bulunmadığını ifade eder. Bu konuda Zeccâc'ın 'size ulaştığınız şey helal ve hoş olsun' şeklindeki görüşü, ayrıca 'cennet nimetiyle hoş bir şekilde yararlandırıldınız' ve 'yiyin için, size helal kılındı' gibi farklı yorumlar aktarılmıştır. Bazı müfessirler ise 'hanîen'i ölümsüzlük ile açıklamış, çünkü kalıcı olmayan veya insanın beraberinde kalamayacağı şeyin tekdir edici olup hoş olmayacağını belirtmiştir.
الهنيء ما لا تنغيص فيه ولا نكد ولا كدر قال الزجاج : أي ليهنئكم ما صرتم إليه ( هنيئا ) وقيل : أي متعتم بنعيم الجنة إمتاعا هنيئا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre ayetteki ifade, İsrailoğullarına yeryüzünde bozgunculuk yaparak taşkınlık etmemelerini, yol kesmemelerini ve nimetleri isyanla karşılamamalarını bildirir; onlar ölçü-tartıyı eksik tutmak ve yol kesmek gibi fesat işledikleri ve Allah'a ve Resulüne küfrettikleri için şiddetli bir sarsıntı, çığlık ve zulle günü azabıyla helak edilmişlerdir. Metin ayrıca 'selvâ' kelimesinin müfessirlerin ittifakıyla bir kuş türü olduğunu, bal olduğu iddiasının ise dil açısından hatalı bir görüş olduğunu tartışır. Ayrıca hicret ve Kâbe kıssasındaki taş, on iki pınar ve elbiselerin yıpranmaması gibi rivayetler nakledilir.
وذلك أنهم كانوا ينقصون الميكال والميزان ويقطعون الطريق على الناس هذا مع كفرهم بالله ورسوله فأهلكهم الله برجفة عظيمة زلزلت عليهم بلادهم وصيحة أخرجت القلوب من حناجرها وعذاب يوم الظلة الذي أزهق الأواح من مستقرها إنه كان عذاب يوم عظيم
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî, 'اضرب بعصاك الحجر' ayetindeki taşın hangi taş olduğu konusunda birkaç rivayet aktarır: Tûr'dan getirilen küp şeklinde bir taş, Âdem'in cennetten indirdiği ve Şuayb yoluyla Musa'ya ulaşan taş, ya da Musa'nın gusül sırasında elbisesini kaçıran taş olabileceği söylenir. Ayrıca taşın belirli bir taş değil cins isim olarak anlaşılması da mümkündür ki bu görüş delil açısından daha güçlü bulunur; buna göre Musa yanında bir taş taşımış, konakladıklarında vurup su çıkarmış, göç ederken vurup kurutmuştur. Son olarak mucizenin akla aykırı olmadığı, taşların saç döktüren, sirkeden kaçan, demiri çeken türlerinin bulunması gibi Allah'ın suyu yerin altından veya havadan çekip suya dönüştürecek bir taş yaratmasının da mümkün olduğu belirtilir.
أو للجنس وهذا أظهر في الحجة. قيل لم يأمره بأن يضرب حجرا بعينه، ولكن لما قالوا: كيف بنا لو أفضينا إلى أرض لا حجارة بها؟
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'henîen' (afiyetle) kelimesi, yeme ve içmenin sıkıntısız, kedersiz olmasını ifade eder. Bu kelime 'hanîeküm' (yeme-içmeniz size afiyet olsun) anlamında olup, mastarın fiil yerine kullanılmasıyla açıklanır; ayrıca bu, yapmakta olduklarınızın karşılığı olsun anlamına da gelebilir.
وهو الذي لا تنغيص فيه
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî, her bir sıbtın kendisine yakın olan yarıktan çıkan sudan içmekle emrolunduğunu, bunun ihtiyaç anında aralarında anlaşmazlık çıkmaması için olduğunu belirtir. Suyun onlara nispet edilmesi, Allah'ın bu suyu her sıbta mülk kılması sebebiyledir. Ayrıca 'yiyin' ifadesinin hem önceki men ve selva zikrine hem de yiyeceklerin suya bağlı olmasına işaret ettiğini, Mutezile'nin bu ayetle rızkın helal olduğuna dair delil getirdiğini aktarır.
فلما أعطاهم الماء فكأنه تعالى أعطاهم المأكول والمشروب
Comparison
Common ground
Müfessirler ayette geçen fesat/bozgunculuk ve nimet (men-selva, su) kıssalarını benzer rivayet malzemesiyle işler; 'hanien/henien' kelimesinin sıkıntısız, kedersiz bir yararlanma anlamına geldiği hususunda Kurtubî ve Zemahşerî örtüşür. Taberî ve İbn Kesîr de fesadı ölçü-tartı eksikliği ve isyanla ilişkilendirerek ortak bir çizgi izler.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr daha çok rivayet ağırlıklı, kıssa detaylarına (on iki pınar, selvâ'nın kuş olduğu tartışması) eğilirken; Kurtubî ve Zemahşerî dil/belağat odaklı kelime tahlillerine yoğunlaşır. Beydâvî taşın hangi taş olduğu sorusuna rivayetlerle birlikte akli/kelami bir mucize savunması ekler; Râzî ise fıkhi-itikadi bir boyut katarak Mutezile'nin rızkın helalliğine dair istidlalini nakleder. Bu farklar müfessirlerin yöntem eğilimlerinden (rivayet, dil, kelam, fıkıh) kaynaklanır.
Historical context
Erken dönem müfessir Taberî rivayet nakline dayanırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi isimlerde dil tahlili ve akli/kelami savunmalar daha belirgin hale gelir; Râzî ile itikadi-fıkhi tartışmalar metne dahil olur. Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ile dil analizini birleştirerek bir sentez sunar; temel anlam çerçevesi büyük ölçüde sabit kalmış, yöntem çeşitliliği zamanla artmıştır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, nimetin sıkıntısız ve huzurla yaşanabilmesinin ihlas ve şükür bilinciyle mümkün olduğunu; toplumsal düzenin ölçü, tartı ve hakkaniyete riayetle korunduğunu hatırlatır. Ayrıca farklı grupların (sıbtların) kendi kaynaklarıyla yetinip çekişmemesi, günümüzde toplumsal dayanışma ve paylaşımda ölçülü davranışın önemine dair ihtiyatlı bir çağrışım taşır.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar