ٱلَّذِينَ يَأْكُلُونَ ٱلرِّبَوٰا۟ لَا يَقُومُونَ إِلَّا كَمَا يَقُومُ ٱلَّذِى يَتَخَبَّطُهُ ٱلشَّيْطَٰنُ مِنَ ٱلْمَسِّ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْبَيْعُ مِثْلُ ٱلرِّبَوٰا۟ وَأَحَلَّ ٱللَّهُ ٱلْبَيْعَ وَحَرَّمَ ٱلرِّبَوٰا۟ فَمَن جَآءَهُۥ مَوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ فَٱنتَهَىٰ فَلَهُۥ مَا سَلَفَ وَأَمْرُهُۥٓ إِلَى ٱللَّهِ وَمَنْ عَادَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ
“Those who swallow usury cannot rise up save as he ariseth whom the devil hath prostrated by (his) touch. That is because they say: Trade is just like usury; whereas Allah permitteth trading and forbiddeth usury. He unto whom an admonition from his Lord cometh, and (he) refraineth (in obedience thereto), he shall keep (the profits of) that which is past, and his affair (henceforth) is with Allah. As for him who returneth (to usury) - Such are rightful owners of the Fire. They will abide therein.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki 'kalkış' benzetmesi, faiz yiyenlerin kıyamet günü kabirlerinden şeytan çarpmış/cin tutmuş kişi gibi sarsılarak, kontrolsüzce kalkacaklarını anlatır. Ayrıca 'rıba' kelimesinin dilsel kökü olan 'ziyade/artış' anlamı üzerinden faizin, borç vadesini uzatma karşılığında alınan fazlalık olduğu; bunun ticaretteki meşru kâr artışından farklı olduğu açıklanır.
يبعث آكل الربا يوم القيامة مجنونا يخنق
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, faiz ayetiyle ilgili usul tartışmasını ele alır: Hanefi görüşe göre altı şeyle sınırlı haber-i vahid ile Kur'an'ın umum lafzının tahsis edilmesinin, sonra bu altı şey üzerine kıyas yapılarak hükmün diğer şeylere genişletilmesinin zayıf bir delili kuvvetli olana tercih anlamına geldiğini aktarır. Ayrıca metin, çeşitli kıraat farklılıklarını (tezkir-tenis, cemi-tevhid gibi) ve dilbilimsel izahları da içerir; bunlar ayetteki zamir ve fiil uyumlarına dair açıklamalardır.
فكان هذا تخصيصا لعموم نص القرآن في الأشياء الستة بخبر الواحد ، وفي غيرها بالقياس على الأشياء الستة ، ثبت الحكم فيها بخبر الواحد ، ومثل هذا القياس يكون أضعف بكثير من خبر الواحد ، وخبر الواحد أضعف من ظاهر القرآن ، فكان هذا ترجيحا للأضعف على الأقوى ، وأنه غير جائز
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette, ribâ konusundaki Arap cahiliye uygulamasını (borç vadesi dolduğunda ya ödeme ya da faiz ekleyerek erteleme) açıklar; Allah'ın bu uygulamayı yasakladığını ve Hz. Peygamber'in Arafat günü tüm cahiliye ribâsını, önce kendi amcası Abbas'ın ribâsıyla başlayarak kaldırdığını belirtir. Ayrıca 'مَن جَاءَهُ مَوْعِظَةٌ فَانْتَهَى فَلَهُ مَا سَلَفَ' ifadesindeki zamirin dört farklı tevilini (ribaya, geçmişe, ribâ sahibine veya tövbe edene dönmesi) aktarır ve Hz. Aişe'nin Zeyd b. Erkam'ın bir işlemini bu ayetle değerlendirdiği rivayeti nakleder.
وهذا الربا هو الذي نسخه النبي صلى الله عليه وسلم بقوله يوم عرفة لما قال : ( ألا إن كل ربا موضوع وإن أول ربا أضعه ربانا ربا عباس بن عبد المطلب فإنه موضوع كله ( فبدأ صلى الله عليه وسلم بعمه وأخص الناس به وهذا من سنن العدل للإمام أن يفيض العدل على نفسه وخاصته
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayet, faiz yiyenlerin kıyamet günü kabirlerinden çarpılmış/cin çarpmışa benzer şekilde kalkacağını, bu durumun sıradan bir kalkış olmayıp deliye benzer bir kalkış olduğunu belirtir. Ayrıca faize devam edenin Allah'ın haram kılmasından sonra bu işi yapmaya devam etmesinin cezayı gerektirdiğini, tevbe edip vazgeçenin ise önceki muamelelerinin kendisine ait olacağını aktarır.
أي لا يقومون من قبورهم يوم القيامة إلا كما يقوم المصروع حال صرعه وتخبط الشيطان له وذلك أنه يقوم قياما منكرا وقال ابن عباس آكل الربا يبعث يوم القيامة مجنونا يخنق
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette geçen kıyamet günü ribâ yiyenlerin şeytan çarpmış (mecnun) gibi kalkması, Allah'ın onların karınlarında yedikleri ribâyı büyütüp ağırlaştırmasından kaynaklanır; bu, akıllarının bozulmasından değildir. Ayrıca müşriklerin 'alım-satım da ribâ gibidir' sözü reddedilerek, bu iki işlemin kâra ulaştırma bakımından bir tutulmasının bâtıl bir kıyas olduğu, Allah'ın alım-satımı helal, ribâyı haram kılmasının bu kıyası ve eşitlemeyi iptal ettiği belirtilir.
لا لاختلال عقولهم ولكن لأن الله أربى في بطونهم ما أكلوه من الربا فأثقلهم
Comparison
Common ground
Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî, kıyamette faiz yiyenlerin 'kalkış' halinin şeytan çarpmış/cin tutmuş kişininki gibi kontrolsüz bir sarsılma olduğunda birleşir. Kurtubî ve Taberî ise ribânın cahiliye dönemindeki uygulamasını ve dilsel kökeninde 'ziyade/artış' anlamının bulunduğunu, bunun ticari kârdan farklı olduğunu vurgular; bu noktada dilsel/lugavî temel ortaktır.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle sahabe-tabiin nakillerine yaslanırken, Râzî konuyu usul-i fıkıh tartışmasına (haber-i vahid, kıyas, umum-tahsis) taşıyarak daha teorik bir çizgi izler. Kurtubî hem rivayet hem fıkhi çıkarımı birleştirip Hz. Peygamber'in cahiliye ribâsını kaldırışını ve zamir tevillerini ayrıntılandırır. Beydâvî ise şeytan çarpmışlık benzetmesini akıl bozulmasına değil, ribânın karında ağırlaşmasına bağlayarak farklı bir yorum sunar ve müşriklerin kıyasının bâtıllığını dilbilimsel/mantıksal zeminde ele alır. Bu farklar büyük ölçüde her müfessirin ait olduğu ekol (rivayet tefsiri, fıkıh usulü, kelam-belağat) ve yaşadığı dönemin ilmî önceliklerinden kaynaklanır.
Historical context
En eski müfessir Taberî'den en yenisi Beydâvî'ye kadar, ayetin temel mesajı (faizin haramlığı ve kıyamette görülecek sarsıcı hal) sabit kalmış; fakat zaman içinde tefsir yöntemi rivayetten fıkhî-usul tartışmalarına ve dilbilimsel/kelamî derinleşmeye evrilmiştir. Bu, tefsir ilminin olgunlaşma sürecini ve farklı ilim dallarının tefsire katkısını yansıtır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, ekonomik ilişkilerde meşru kazanç ile haksız kazanç arasındaki çizginin hem dil hem de niyet (ihlas) açısından incelenmesi gerektiğini hatırlatır. Farklı müfessirlerin aynı ayete emek vererek çok yönlü bakması, ilim ile iman arasındaki uyumun ve sabırlı, derinlemesine düşünmenin değerine işaret eder. Toplumsal dayanışma açısından da, kazancın başkasının zararına değil, adil ve yapıcı bir paylaşıma dayanması teşvik edilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar