أَلَمْ تَرَ أَنَّآ أَرْسَلْنَا ٱلشَّيَٰطِينَ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا
“Seest thou not that We have set the devils on the disbelievers to confound them with confusion?” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu metinde Taberî, ayetteki ilgili ifadenin şeytanların/vesvesenin muhatapları günaha doğru şiddetle sevk edip harekete geçirmesi anlamına geldiğini, Katade ve İbn Zeyd'den nakledilen rivayetlerle aktarmaktadır. İfade, kişileri Allah'a isyan konusunda dürtükleyip zorlama, rahatsız edip kışkırtma manasında yorumlanmıştır.
قال: تزعجهم إزعاجا في معصية الله
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre ayet, şeytanların kâfirleri günahlara kışkırtıp vesvese ve süslemelerle tahrik ettiklerini anlatır. Buna göre Allah bu kışkırtmaya müdahale etmemiş, onları kendi hallerine bırakmıştır; dileseydi zorla engelleyebilirdi. Ayetin bağlamı, Hz. Peygamber'in kâfirlerin inatları, peygamberlere düşmanlıkları ve dinle alay etmeleri karşısında hayrete düşürülmesiyle ilgilidir.
والمعنى : خلينا بينهم وبينهم ولم نمنعهم ولو شاء لمنعهم قسرا ، والمراد تعجيب رسول الله صلى الله عليه وسلم بعد الآيات التي ذكر فيها العتاة والمردة من الكفار
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre kâfirleri ateşe çağırmak, onları küfür ve isyanlara götüren sebeplere çağırmak anlamına gelir; zira hiç kimse doğrudan ateşe çağıramaz. Şeytanların kâfirler üzerine gönderilmesi, onları etkileyip günaha sürüklemek amacıyla üzerlerine musallat kılınmaları demektir; bu, sadece kâfirlerle şeytanlar arasında bir 'tahliye' (serbest bırakma) değil, gerçek bir tesir ve tahsil (etki oluşturma) anlamı taşır. Râzî, 'irsal'in salt tahliye anlamına gelemeyeceğini, çünkü bu durumda peygamberlerle kâfirler arasındaki ilişkiyle aynı olacağını belirterek, Allah'ın kâfirlere şeytanı özel olarak musallat kılmasında ilave bir fayda/anlam bulunması gerektiğini vurgular.
والجواب : أن القائل إذا قال : إن فلانا جعل هذا الثوب أبيض أو أسود ، لم يفهم منه أنه حكم به ، بل يفهم منه أنه حصل السواد أو البياض فيه ، فكذلك ههنا وجب حمل الجعل على التأثير والتحصيل ، لا على مجرد الحكم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette geçen 'irsâl' (gönderme) ifadesini şeytanların kâfirler üzerine musallat kılınması olarak açıklar; bu, İblis'e 'kimi gücün yeterse sesinle yerinden oynat' denildiği anda gerçekleşmiştir. Ayrıca 'erselnâ' kelimesinin 'tahliye ettik, kendi hallerine bıraktık, onları kabul etmekten korumadık' anlamına da gelebileceğini belirtir. Farklı müfessirlerden (İbn Abbas, Dahhâk, Mücahid) nakledilen görüşlerle 'teüzzühüm ezzâ' ifadesinin şeytanların insanları itaatten günaha sürüklemesi, kötülüğe kışkırtması ve tahrik etmesi anlamına geldiğini aktarır.
أي سلطناهم عليهم بالاغواء وذلك حين قال لابليس : واستفزز من استطعت منهم بصوتك وقيل : ( أرسلنا ) أي خلينا يقال : أرسلت البعير أي خليته أي خلينا الشياطين وإياهم ولم نعصمهم من القبول منهم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre bu ayette şeytanların insanları günahlara doğru şiddetle sevk ettiği, onları kışkırtıp azgınlığa sürüklediği anlatılmaktadır. Bu anlam, İbn Abbas, Mücahid, Katade, Süfyan es-Sevrî, Süddî ve Abdurrahman b. Zeyd gibi selef müfessirlerinden nakledilen çeşitli lafızlarla (iğvâ, tahrîz, işlâ, izâc, ığrâ, tuğyân) desteklenmektedir.
أي تزعجهم إلى المعاصي إزعاجا وتسوقهم إليها سوقا وقال ابن عباس ومجاهد في قوله قال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس تغويهم إغواء
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre Allah'ın şeytanları kâfirlerin üzerine göndermesi, onlara musallat kılması veya kendilerine kötü arkadaşlar takdir etmesi anlamındadır; şeytanlar onları vesveseyle kışkırtıp günahları süsleyerek şehvetleri sevdirir. Peygambere yönelik 'acele etme' emri ise onların helakinin acele istenmemesi, çünkü onlara sadece sayılı ecel günlerinin takdir edildiği ve nefeslerinin sınırlı olduğu anlamını taşır.
تؤزهم أزا تهزهم وتعزيهم على المعاصي بالتسويلات وتحبيب الشهوات، والمراد تعجيب رسول الله صلى الله عليه وسلم من أقاويل الكفرة وتماديهم في الغي وتصميمهم على الكفر بعد وضوح الحق
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetteki 'irsal' ifadesinin şeytanların kâfirleri günaha, isyana ve azgınlığa doğru kışkırtıp tahrik ettiği anlamına geldiğinde birleşir. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr bu yorumu Katade, İbn Abbas, Mücahid gibi selef müfessirlerinden nakledilen rivayetlerle desteklerken, şeytanların vesvese, süsleme ve tahrik yoluyla etki ettiği ortak vurgudur.
Differences
Temel ayrışma 'irsal'in mahiyeti üzerinedir: Zemahşerî ve Kurtubî bunun bir 'tahliye' (Allah'ın müdahale etmeyip kendi hallerine bırakması) anlamına gelebileceğini belirtirken, Râzî bu görüşe açıkça karşı çıkar ve 'irsal'in salt serbest bırakma değil gerçek bir tesir/tahsis anlamı taşıması gerektiğini, aksi halde peygamber-kâfir ilişkisiyle aynılaşacağını savunur. Bu fark, Râzî'nin kelamî/itikadî kaygılarla (irade, kader meselesi) dil tahlilini derinleştirmesinden; Zemahşerî'nin ise belağat ve bağlamsal okumaya daha çok ağırlık vermesinden kaynaklanır. Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntem izlerken, Beydâvî ayete ayrıca 'kötü arkadaş takdiri' boyutunu da katar.
Historical context
En erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren rivayet temelli bir çekirdek anlam (şeytanların kışkırtması) sabit kalmış; sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî gibi müfessirler bu çekirdeğe dil/belağat ve kelamî tartışmalar ekleyerek meseleyi derinleştirmiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr ise daha geç dönemde önceki rivayet ve dil birikimini bir araya toplayan sentezci bir tutum sergiler; Beydâvî'de ise özet ve bağlamsal bir okuma öne çıkar. Yani temel anlam değişmemiş, ancak yorumun gerekçelendirilme biçimi zamanla zenginleşmiştir.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin kendi iç dünyasında kötülüğe yönelten dürtülere karşı uyanık olmasının, ahlaki bir bilinç ve sabır gerektirdiğini hatırlatabilir. Farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çok yönlü yaklaşımlar, ilim geleneğinde derinlemesine düşünmenin ve farklı bakış açılarına saygıyla yaklaşmanın bir örneği olarak görülebilir. Bu da günümüzde eğitim ve fikir alışverişinde hoşgörülü bir tutumun kıymetine dair ihtiyatlı bir hatırlatma sunar.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar