وَأَنذِرْهُمْ يَوْمَ ٱلْحَسْرَةِ إِذْ قُضِىَ ٱلْأَمْرُ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ وَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
“And warn them of the Day of anguish when the case hath been decided. Now they are in a state of carelessness, and they believe not.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu metne göre ayet, Peygamber'in kıyamet gününde müşrikleri 'hasret günü' ile uyarmasını konu edinir; o gün ölüm bir koç suretinde getirilip kesilecek, böylece cennet ve cehennem ehli ebedi olarak orada kalacaklarını kesin bilecektir. Cehennem ehli bu kesin bilgi karşısında büyük bir pişmanlık (hasret) duyacak, cennet ehli ise ölümden emin olacaktır. Taberî bu yorumu, konuyla ilgili aktarılan hadis ve sahabe/tabiin rivayetlerine dayandırarak nakletmektedir.
ينادى: يا أهل الجنة، فيشرئبون، فينظرون، ثم ينادى: يا أهل النار فيشرئبون فينظرون، فيقال: هل تعرفون الموت؟ قال: فيقولون: لا، قال: فيجاء بالموت في صورة كبش أملح، فيقال: هذا الموت، ثم يؤخذ فيذبح، قال: ثم ينادى يا أهل النار خلود فلا موت، ويا أهل الجنة خلود فلا موت
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî, 'وأنذرهم' ifadesinin 'يوم الحسرة' ile ilişkisinde iki ihtimal görür: Hasan'a göre bu, 'في ضلال مبين' ifadesine bağlıdır; ya da 'وأنذرهم' fiiline bağlanarak, onları bu gafil ve iman etmemiş halleri üzere uyar anlamı taşır. Bu durumda kastedilen, Allah'ın onları öldürebileceği, yurtlarını harap edebileceği, bedenlerini yok edip yeryüzünü de yok ederek ortadan kaldırabileceği ihtimalidir.
وأنذرهم : اعتراض . أو هو متعلق بأنذرهم ، أي : وأنذرهم على هذه الحال غافلين غير مؤمنين يحتمل أنه يميتهم ويخرب ديارهم ، وأنه يفني أجسادهم ويفني الأرض ويذهب بها
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî, 'قضى الأمر' ifadesi için üç görüş nakleder: birincisi Allah'ın delilleri açıklayıp mükellefiyeti bildirmesi, ikincisi dünyanın yok olup teklifin sona ereceği hasret gününün gerçekleşmesi, üçüncüsü ise ölümün alaca bir koç suretinde getirilip kesilmesiyle ilgili bir rivayettir. Râzî, birinci görüşün bağlam açısından daha uygun olduğunu belirtir, çünkü ayetin öncesinde hüccet ve delillerin ortaya çıktığı halde insanların gaflet içinde olup iman etmedikleri anlatılmaktadır. Ölümün koç suretinde kesilmesi rivayetiyle ilgili olarak da, ölümün bir 'araz' olduğundan hayvani bir cisme dönüşmesinin caiz olmadığını, buradan kastedilenin artık ondan sonra hiç ölüm olmayacağı anlamı olduğunu açıklar.
والأول أقرب لقوله : فكأنه تعالى بين أنه ظهرت الحجج والبينات وهم في غفلة وهم لا يؤمنون . وثالثها : روي أنه سئل النبي صلى الله عليه وسلم عن قوله : قضى الأمر
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayette geçen hasret kavramını, cehenneme girecek her kişinin cennette bir evinin bulunacağı ve buna hasret duyacağı yönündeki rivayetle açıklar; ayrıca amel defterinin sol elle verilmesi ve hesabın bitip cennet-cehennem ehlinin yerlerine yerleştirilmesiyle bu hasretin gerçekleşeceğini nakleder. Bu bağlamda Ölüm'ün kıyamet günü boğazlanacağına dair hadisi zikrederek cennet ve cehennem ehlinin ebedî kalacağını, ölümün artık olmayacağını vurgular. Bu nakil, kâfirlerin cehennemde ebedî kalacağı görüşünü desteklemek ve Allah'ın gazap sıfatının kesileceğini, İblis ve Firavun, Hâmân, Kârûn gibi kâfirlerin sonunda cennete gireceğini iddia edenlere reddiye olarak sunulur.
ما من أحد يدخل النار إلا وله بيت في الجنة فيتحسر عليه وقيل : تقع الحسرة إذا أعطي كتابه بشماله أي فرغ من الحساب وأدخل أهل الجنة الجنة وأهل النار النار
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'hasret günü' hem kötülük edenlerin kötülüklerine hem de iyilik edenlerin iyiliklerinin azlığına hasret duyacakları gündür; bu, hesabın bitip iki grubun cennet ve cehenneme sevkedildiği ândır. 'Onlar gaflette ve iman etmez halde iken' ifadesi ya öncesindeki 'apaçık sapıklık içinde' ifadesine bağlı bir haldir ya da 'onları uyar' fiiline bağlanıp ta'lil (gerekçe) anlamı taşır. Yeryüzüne ve üzerindekilere varis olma ifadesi ise, Allah'tan başka orada mülk veya hükümranlık sahibi kimsenin kalmayacağı ya da yeryüzü ve üzerindekilerin yok edilip helak edilmesi şeklinde yorumlanmıştır.
وأنذرهم يوم الحسرة يوم يتحسر الناس المسيء على إساءته والمحسن على قلة إحسانه. إذ قضي الأمر فرغ من الحساب وتصادر الفريقان إلى الجنة والنار
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, 'hasret günü' ifadesini cennet ehli ile cehennem ehli arasında hükmün kesin olarak verildiği, herkesin gideceği yere ebedî olarak yerleştiği gün olarak açıklar. İnsanların ise dünyada bu günden habersiz bir gaflet içinde bulunduklarını, kendilerine bildirilen bu hasret ve nedamet gününü tasdik etmediklerini belirtir. Bu görüşünü, ölümün kıyamet günü koç şeklinde getirilip kesileceğine dair Hz. Peygamber'den nakledilen hadislerle desteklemektedir.
وهم ) أي اليوم ( في غفلة ) عما أنذروا به يوم الحسرة والندامة أي لا يصدقون به
Comparison
Common ground
Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, ölümün kıyamet günü koç suretinde getirilip kesileceğine dair rivayeti temel alarak 'hasret günü'nü cennet-cehennem ehlinin kaderinin kesinleştiği, artık ölümün olmayacağı an olarak açıklar. Râzî ve Beydâvî ise buna ek olarak dil/bağlam temelli alternatif yorumlar sunar; gaflet ve iman etmeme durumu tüm müfessirlerde ortak vurgu olarak yer alır.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntem izlerken, Zemahşerî ve Beydâvî öncelikle dil/belağat analiziyle ayetin sözdizimsel bağlantılarını tartışır. Râzî ise rivayeti akli açıdan tevil ederek ölümün bir 'araz' olması nedeniyle cismani bir kesime konu olamayacağını belirtir; Kurtubî ise bu rivayeti ayrıca kâfirlerin ebedî cehennemde kalacağı görüşünü desteklemek için polemik amaçlı kullanır.
Historical context
En eski müfessir Taberî'den en yenisi İbn Kesîr'e kadar rivayet temelli yorum sabit kalmış, fakat aradaki dönemde (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) dil ve akıl temelli analizlerin devreye girmesiyle rivayetin nasıl anlaşılacağına dair akli açıklama ihtiyacı belirmiştir; bu, kelami ve belaği yöntemlerin tefsire dahil olma sürecini yansıtır.
Modern connection
Bu ayet, hayatın geçiciliğini ve yapılan tercihlerin kalıcı sonuçlar doğurduğunu hatırlatarak insanı gaflet halinden uyanık bir bilinç düzeyine davet eder. Günümüzde bu, kişinin hem ilmi hem ahlaki sorumluluğunu ciddiye alması, ihlasla ve sabırla yaşaması için bir teşvik olarak düşünülebilir. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı ayete yaklaşması, ilim ve anlama çabasında çeşitliliğe hoşgörüyle bakmanın bir örneği sayılabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar