مَّن كَانَ يُرِيدُ ٱلْعَاجِلَةَ عَجَّلْنَا لَهُۥ فِيهَا مَا نَشَآءُ لِمَن نُّرِيدُ ثُمَّ جَعَلْنَا لَهُۥ جَهَنَّمَ يَصْلَىٰهَا مَذْمُومًا مَّدْحُورًا
“Whoso desireth that (life) which hasteneth away, We hasten for him therein what We will for whom We please. And afterward We have appointed for him hell; he will endure the heat thereof, condemned, rejected.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayet, dünyayı isteyip âhirete iman etmeyen, hesap ve ceza ummayan kimseyi anlatmaktadır. Bu kişiye Allah dünyada dilediğini (bolluk, darlık veya helâk) verir, sonra âhirette cehenneme, şükürsüzlüğü ve kötü ameli sebebiyle kınanmış ve kovulmuş bir halde sürülür.
من كان طلبه الدنيا العاجلة ولها يعمل ويسعى، وإياها يبتغي، لا يوقن بمعاد ولا يرجو ثوابا ولا عقابا من ربه على عمله يقول: يعجل الله له في الدنيا ما يشاء
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metne göre 'medhûrâ' kelimesi Allah'ın rahmetinden kovulma ve uzaklaştırılma anlamını taşır; bu ifade söz konusu zararın hiçbir menfaat ve rahmet karışımından uzak, aynı zamanda kalıcı ve rahata dönüşmekten münezzeh olduğunu bildirir. Ayrıca Râzî, dünya nimetinin kişiye yardım etmesinin Allah katında kerametine delil sayılamayacağını, zira dünyanın verilmesiyle birlikte kişinin sonunun azaba varabileceğini belirtir.
وقوله : { مدحورا } إشارة إلى البعد والطرد عن رحمة الله ، وهي تفيد كون تلك المضرة خالية عن شوب النفع والرحمة وتفيد كونها دائمة وخالية عن التبدل بالراحة والخلاص
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre bu ayette 'el-âcile' ile dünya kastedilmiştir; nitelik (sıfat), nitelenen (mevsuf) yerine kullanılmıştır, yani dünyadan ancak Allah'ın dilediği kadar verilir. Bu kişi amelinin karşılığını görür, sonu ise Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılarak cehenneme girmektir. Bu, dünya menfaati (ganimet vb.) elde etmek için İslam ve itaat kisvesine bürünen münafık, fasık ve riyakârların vasfıdır; onların ameli ahirette kabul edilmez, dünyada da ancak kendilerine takdir edilen pay verilir.
يعني الدنيا والمراد الدار العاجلة فعبر بالنعت عن المنعوت أي لم نعطه منها إلا ما نشاء ثم نؤاخذه بعمله وعاقبته دخول النار أي مطردا مبعدا من رحمة الله وهذه صفة المنافقين الفاسقين والمرائين المداجين يلبسون الإسلام والطاعة لينالوا عاجل الدنيا من الغنائم وغيرها
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre ayet, Nûh'tan sonra Âd ve Semûd gibi nice ümmetin helâk edildiğini, Allah'ın kullarının hem gizli hem açık günahlarını bilip buna göre cezalandırdığını bildirir. Dünyayı isteyen kimseye dilediği ölçüde ve dilediği kişiye dünya nimeti verildiği, ancak her isteyenin istediğine kavuşamadığı, bunun Allah'ın meşîet ve iradesine bağlı olduğu belirtilir; sonunda bu kişiye rahmetten kovulmuş ve kınanmış olarak cehennem verileceği açıklanır.
وكفى بربك بذنوب عباده خبيرا بصيرا يدرك بواطنها وظواهرها فيعاقب عليها، وتقديم الخبير لتقدم متعلقه. من كان يريد العاجلة مقصورا عليها همه. عجلنا له فيها ما نشاء لمن نريد قيد المعجل والمعجل له بالمشيئة والإرادة لأنه لا يجد كل متمن ما يتمناه، ولا كل واجد جميع ما يهواه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'من' kelimesindeki zamir 'له' kelimesine bedel olup bazı-küll bedeli türündendir; ayrıca 'sa'yinin karşılığı olan mükafat için üç şart öne sürülür: âhireti irade etmek, emredilen fiil ve terkte gayret göstermek ve sağlam iman. Bu şartlardan biri eksik olursa amel fayda vermez.
اشترط ثلاث شرائط في كون السعي مشكورا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre ayette geçen kişi ahirette cehenneme sokulacak, ateş onu her yandan kuşatacaktır. Bu kişi, geçici olanı (dünyayı) baki olan (ahiret) üzerine tercih etmesindeki kötü davranışı sebebiyle kınanmış, uzaklaştırılmış, hakir ve zelil kılınmış olarak nitelendirilir.
أي في حال كونه مذموما على سوء تصرفه وصنيعه إذ اختار الفاني على الباقي
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin dünyayı ahirete tercih eden, sadece dünya nimeti isteyen kimseyi anlattığı; bu kişiye dünyalıktan Allah'ın diledigi kadar verildiği; sonunun ise ahirette rahmetten kovulmuş ve kınanmış halde cehennem olduğu konusunda birleşir. 'Medhûrâ' kelimesinin kovulma/uzaklaştırılma anlamı ve dünya nimetinin verilmesinin Allah katında bir üstünlük göstergesi olmadığı ortak vurgudur.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr rivayet ve dil tahliline dayanarak genel bir ahlaki-eskatolojik tablo çizerken, Râzî akli istidlal ve belağat üzerinden konuyu daha felsefi bir çerçeveye taşır. Kurtubî ve Beydâvî ayeti münafık/fasık/riyakâr kimselere özgü bir durum olarak yorumlayıp başka ayetlerle (Hud suresi gibi) bağlamsal ilişki kurar. Zemahşerî ise dilbilimsel bedel analiziyle amelin kabulü için gereken üç şartı (ahireti isteme, gayret, sağlam iman) sistematik olarak ortaya koyar; bu diğerlerinde bu netlikte bulunmaz.
Historical context
Taberî'den itibaren rivayet temelli okuma zamanla dilbilimsel ve akli istidlallerle zenginleşmiş; Zemahşerî ve Râzî gibi sonraki müfessirler belagat ve mantık analizini derinleştirmiş, Kurtubî ve Beydâvî ise farklı tefsirleri sentezleyip ayetin kapsamını belirli gruplara (münafık, fasık) daraltma eğilimi göstermiştir. Temel mesaj -dünya-ahiret tercihi ve amelin şartları- boyunca sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu ayet, insanın hayattaki çabalarını sadece anlık kazanç ve görünür başarıya değil, kalıcı değerlere ve samimi bir niyete yöneltmesinin önemini hatırlatır. İhlas ile yapılan çaba, hem bireysel ahlakı hem toplumsal dayanışmayı besleyen bir tutum olarak günümüzde de anlam taşır. Bilim, eğitim veya hizmet alanındaki gayretlerin, sadece dünyevi çıkar değil, yapıcı ve sürdürülebilir bir amaç taşıması bu okumadan çıkarılabilecek ihtiyatlı bir derstir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar