وَلَا تَتَّخِذُوٓا۟ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ فَتَزِلَّ قَدَمٌۢ بَعْدَ ثُبُوتِهَا وَتَذُوقُوا۟ ٱلسُّوٓءَ بِمَا صَدَدتُّمْ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَكُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

“Make not your oaths a deceit between you, lest a foot should slip after being firmly planted and ye should taste evil forasmuch as ye debarred (men) from the way of Allah, and yours should be an awful doom.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ifade, önce güvende olan bir kişinin sonradan helake sürüklenmesini anlatan bir temsildir; nasıl ki bir kimse ayağı kayıp düşen kişiye benzetilirse, burada da esenlikten sonra sıkıntıya düşen kimse kastedilmektedir. Dünyada tadılan 'kötülük' Allah'ın günahkârları cezalandırdığı azaptır ve bu, küfür ehline verilen cezanın bir parçasıdır; ayrıca bu azap, onların insanları Allah'a ve Resulüne imandan fitneye düşürmelerinin karşılığıdır. Ahiretteki azap ise cehennem ateşidir.

وإنما هذا مثل لكل مبتلى بعد عافية، أو ساقط في ورطة بعد سلامة، وما أشبه ذلك: «زلت قدمه»
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayet, yeminleri aralarında bir hile/kandırma aracı yapma yasağının tekrarıdır; bu tekrar, konunun önemini vurgulamak ve bunun ne büyük bir vebal olduğunu göstermek içindir. Ayrıca ayakların İslam yolundan sapması, dünyada bu yol üzerinde sabit iken, ahirette bu yoldan yüz çevirmekle gerçekleşecektir.

ثم كرر النهي عن اتخاذ الأيمان دخلا بينهم ، تأكيدا عليهم وإظهارا لعظم ما يركب منه فتزل أقدامكم عن محجة الإسلام بعد ثبوتها عليها في الدنيا بصدوركم في الآخرة
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki tehdit, mutlak imanı bozmaktan sakındırma değildir; aksi halde aynı bağlamda faydasız bir tekrar gerekirdi. Asıl kastedilen, Hz. Peygamber'e bağlılık yemini eden toplulukların bu ahdi bozmasından sakındırmadır. Ayetteki misal, esenlik sonrası bir belaya düşen herkes için geçerlidir; İslam ahdini bozan kişi yüksek derecelerden düşüp bu tür bir sapıklığa saplanır.

بل المراد نهي أولئك الأقوام المخاطبين بهذا الخطاب عن نقض أيمان مخصوصة أقدموا عليها ، فلهذا المعنى قال المفسرون : المراد من هذه الآية نهي الذين بايعوا رسول الله صلى الله عليه وسلم عن نقض عهده
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre yemin bozmama emrinin tekrarı, konunun dindeki büyük önemi ve insanların birbirleriyle ilişkilerinde sık tekrarlanması sebebiyle yasağı vurgulamak amacıyla yapılmıştır. 'Ayağın sabit olduktan sonra kayması' ifadesi, Allah'ı bildikten ve iman ettikten sonra hile ve fesada dayalı yeminlerle doğru yoldan büyük bir şerre düşmeyi anlatan bir istiaredir. Metne göre bu tehdit özellikle Rasûlullah'a verilen ahdi bozan kimseleri hedef almaktadır; böyle biri ahdini bozunca imandan çıkmış olur.

أي لا تعقدوا الأيمان بالانطواء على الخديعة والفساد فتزل قدم بعد ثبوتها أي عن الأيمان بعد المعرفة بالله وهذه استعارة للمستقيم الحال يقع في شر عظيم ويسقط فيه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e ait bu parça, ayetin öncesindeki konudan sonra Allah'ın yeni bir hüküm veya açıklamayı bildirdiğini belirten geçiş ifadesinden ibarettir; metinde ayete dair somut bir yorum içeriği bulunmamaktadır.

ثم قال تعالى
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Allah dileseydi tüm insanları tek bir dinde birleştirebilirdi, ancak dalâlet ve hidayet O'nun dilemesine bağlıdır; dalâlet 'hızlân' (yardımsız bırakma), hidayet ise 'tevfik' iledir. Yeminlerin bozulmasını yasaklayan ifade, önceki dolaylı anlatımdan sonra açıkça zikredilerek yasaklanan şeyin çirkinliğini vurgulamak için tekrar edilmiştir. Ayaklarının kayması ifadesi tek ayak zikredilse de çoğulu (bütün ayakları) kastetmekte, tek bir ayağın kaymasının bile büyük bir şey olduğuna, çok sayıda ayağın kaymasının ise daha büyük olacağına işaret etmektedir.

وإنما وحد ونكر للدلالة على أن زلل قدم واحدة عظيم فكيف بأقدام كثيرة

Comparison

Common ground

Müfessirlerin çoğu (Taberî, Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) 'ayağın sağlam durduktan sonra kayması' ifadesini bir temsil/istiare olarak okur ve bunu esenlik/doğru yol üzere olduktan sonra sapma, hataya veya azaba düşme anlamıyla ilişkilendirir. Ayrıca yemin bozma yasağının tekrar edilmesinin, meselenin ehemmiyetini ve bunun büyük bir vebal olduğunu vurgulama amacı taşıdığı noktasında Zemahşerî, Kurtubî ve Beydâvî birleşir.

Differences

Taberî, ayeti dünyevî ve uhrevî azap çerçevesinde küfür ehline yönelik bir ceza olarak okurken; Zemahşerî ve Beydâvî daha çok tekrarın retorik/belâgat işlevine odaklanır. Râzî ve Kurtubî ise tehdidin özellikle Hz. Peygamber'e verilen ahdi bozanlara yönelik olduğunu vurgulayarak yorumu daraltır. Beydâvî ayrıca kader-hidayet-dalâlet tartışmasını da işin içine katar. İbn Kesîr'in aktarılan kısmı ise doğrudan bir yorum içermez, sadece bağlamsal bir geçiş notudur. Bu farklar, müfessirlerin dilbilimsel/belâgat odaklı mı yoksa kelâmî-bağlamsal mı okuduklarına, ayrıca hangi tarihsel-teolojik meselelere (iman-küfür, ahid, kader) öncelik verdiklerine bağlıdır.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte temel istiare okuması sabit kalmış, ancak zamanla vurgu dilbilimsel tahlilden kelâmî meselelere (kader, hidayet-dalâlet) ve ahid/bağlılık temasına doğru genişlemiştir. Bu, tefsir geleneğinin erken dönemde nakil ve dil tahliline, sonraki dönemlerde ise sistematik kelâmî ve belâgat temelli izahlara daha çok yer vermesiyle örtüşür; tek bir yorum öne çıkmamakta, birikimli bir zenginleşme görülmektedir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, verilen sözde ve bağlılıkta istikrarın önemine, ihlas ve sabrın kaybedilen bir dengeyi yeniden kurmadaki rolüne dikkat çekebilir. Ayrıca 'ayağın kayması' teması, kişinin manevi ve ahlaki tutarlılığını korumak için sürekli bir iç muhasebe ve toplumsal güveni koruma çabasının önemine işaret edebilir. Bu, günlük ilişkilerde sözünde durma ve toplumsal dayanışmayı güçlendirme yönünde ihtiyatlı bir hatırlatma olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar