ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ زِدْنَٰهُمْ عَذَابًا فَوْقَ ٱلْعَذَابِ بِمَا كَانُوا۟ يُفْسِدُونَ

“For those who disbelieve and debar (men) from the way of Allah, We add doom to doom because they wrought corruption,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Allah'ın, peygamberin nübüvvetini inkâr edip iman etmekten yüz çevirenlere kıyamet günü cehennemde daha önce hak ettikleri azaba ilaveten fazladan bir azap vereceği bildirilmektedir. Sahabe ve müfessirlerden nakledilen görüşlere göre bu ilave azap, cehennemde bulunan büyük yılan ve akreplerle ilgilidir; bunların dişleri hurma ağaçları gibi büyük, boyunları deve boyunları gibi uzun olarak tasvir edilmiştir.

يقول تعالى ذكره: الذين جحدوا يا محمد نبوتك وكذبوك فيما جئتهم به من عند ربك، وصدوا عن الإيمان بالله وبرسوله ومن أراده، زدناهم عذابا يوم القيامة في جهنم فوق العذاب الذي هم فيه قبل أن يزادوه، وقيل: تلك الزيادة التي وعدهم الله أن يزيدهموها عقارب وحيات
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyetteki 'ننجيك' ifadesi, Firavun'un ölüsünü kavminin boğulduğu denizin dibinden uzaklaştırıp bir kıyıya veya sahile bırakma anlamına gelir; 'ببدنك' ise Firavun'un ruhsuz, sadece cansız bir beden halinde çıkarılacağını, ya da bütün uzuvlarıyla eksiksiz ve değişmemiş bir bedenle, veya çıplak halde ya da zırhıyla birlikte çıkarılacağını ifade eder.

{ ننجيك } بالتشديد والتخفيف : نبعدك مما وقع فيه قومك من قعر البحر . وقيل : نلقيك بنجوة من الأرض . وقرىء : ( ننحيك ) بالحاء : نلقيك بناحية مما يلي البحر
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre âyet, küfürlerine ek olarak başkalarını da Allah yolundan alıkoyan kimselerden bahsetmektedir; bunlar küfür üstüne küfür eklemiş sayılırlar ve bu nedenle Allah onlara azap üstüne azap verecektir. Ayrıca kendilerine tabi olanlar onları küfürde taklit ettikleri için, onların azabına denk bir azabın da bu kişilere yükleneceği belirtilir.

فالمعنى أنهم زادوا على كفرهم صد غيرهم عن الإيمان فهم في الحقيقة ازدادوا كفرا على كفر ، فلا جرم يزيدهم الله تعالى عذابا على عذاب
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre metinde ayetin dünya hayatında küfür ve isyandan (masiyet) söz eden bir bağlamla ilişkilendirildiği görülmekte, ancak elimizdeki parça çok kısa ve kesik olduğundan ayetin asıl içeriği ve müfessirin tam açıklaması bu haliyle net biçimde ortaya çıkmamaktadır. Metin, Nahl suresi 89. ayetin diriltme (ba's) günüyle ilgili olduğuna işaret eden bir başlangıcı içermektedir.

في الدنيا من الكفر والمعصية النحل : ( 89 ) ويوم نبعث في
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr, âyetin bağlamında ehl-i cehennemin her terk ettikleri emir ve işledikleri her yasak sebebiyle azap göreceklerini belirtir; bu doğrultuda kâfirlerin âhiret hükümleri açısından şeriatın hem emir hem de nehiy yönünden fer'î hükümlerine muhatap oldukları görüşünün en sahih görüş olduğunu aktarır. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayete göre söz konusu şeyin arşın altında bulunan beş nehir olduğu, cehennem ehlinin bunların bir kısmıyla gece, bir kısmıyla gündüz azaplandırıldığı belirtilir.

ولهذا يعذبون على كل أمر تركوه وعلى كل نهى ارتكبوه ولهذا كان أصح الأقوال أنهم مكلفون بفروع الشرائع أمرها ونهيها بالنسبة إلى الدار الآخرة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'ألقوا إلى الله السلم' ifadesi, kâfirlerin dünyada gösterdikleri büyüklenmenin ardından kıyamet günü Allah'ın hükmüne tam teslimiyet göstermelerini anlatır. Uydurdukları şeyler, yani ilahlarının kendilerine yardım edip şefaat edeceği inancı, o gün ilahları onları yalanlayıp kendilerinden uzaklaşınca boşa çıkmış ve yok olmuştur. Ayrıca başkalarını Allah yolundan alıkoyup küfre sevk eden kâfirlere, bu saptırma fiilleri sebebiyle küfürlerinin gerektirdiği azabın üzerine ekstra bir azap daha eklenir.

وألقوا وألقى الذين ظلموا. إلى الله يومئذ السلم الاستسلام لحكمه بعد الاستكبار في الدنيا. وضل عنهم وضاع عنهم وبطل. ما كانوا يفترون من أن آلهتهم ينصرونهم ويشفعون لهم حين كذبوهم وتبرؤوا منهم.

Comparison

Common ground

Taberî, Fahreddin er-Râzî, İbn Kesîr ve Beydâvî'nin görüşleri, âyetin kâfirlere âhirette normal azabın üzerine ilave/katmerli bir azap verileceği fikri etrafında kesişmektedir; özellikle Râzî ve Beydâvî, bu ek azabın başkalarını da küfre/sapkınlığa sürükleme fiiline bağlandığı noktasında birleşir.

Differences

Taberî rivayet temelli olarak bu ilave azabı cehennemdeki somut yılan-akrep tasvirleriyle açıklarken, Râzî akli/mantıki kıyas yoluyla 'başkalarını saptırma' ilkesine dayanan soyut bir izah sunar; Beydâvî dil tahliliyle benzer bir sonuca ulaşır. İbn Kesîr farklı bir rivayet zinciriyle konuyu arşın altındaki nehirlere bağlar. Zemahşerî ise tamamen başka bir âyeti (Firavun'un bedeni) ele alarak dil ve kıraat farklılıkları üzerinden yorum yapar; Kurtubî'nin görüşü ise metnin eksikliği nedeniyle belirsiz kalmıştır.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî, ağırlıklı olarak rivayet ve nakle dayanırken; sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat analizine, Râzî ise akli çıkarıma daha fazla yer vermiştir. Bu, tefsir usulünün zamanla rivayetten dil ve akıl temelli yorum yöntemlerine doğru çeşitlenip zenginleştiğini, ancak temel mesajın (kâfirlere ceza ve saptırma fiilinin ağırlığı) sabit kaldığını göstermektedir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, bir kişinin sadece kendi tutumundan değil, başkalarına örnek olma ve onları etkileme sorumluluğundan da mesul olduğu fikrini hatırlatabilir. Toplumsal hayatta sözün ve davranışın başkalarını doğruya veya yanlışa yönlendirebileceği bilinciyle hareket etmek, eğitim ve rehberlikte ihlas ve sorumluluk duygusunu güçlendirebilir. Farklı müfessirlerin yöntem çeşitliliği ise, aynı metne dil, akıl ve rivaye yoluyla yaklaşmanın birbirini tamamlayabileceğine dair bir hoşgörü örneği sunar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar