وَضَرَبَ ٱللَّهُ مَثَلًا رَّجُلَيْنِ أَحَدُهُمَآ أَبْكَمُ لَا يَقْدِرُ عَلَىٰ شَىْءٍ وَهُوَ كَلٌّ عَلَىٰ مَوْلَىٰهُ أَيْنَمَا يُوَجِّههُّ لَا يَأْتِ بِخَيْرٍ هَلْ يَسْتَوِى هُوَ وَمَن يَأْمُرُ بِٱلْعَدْلِ وَهُوَ عَلَىٰ صِرَٰطٍ مُّسْتَقِيمٍ
“And Allah coineth a similitude: Two men, one of them dumb, having control of nothing, and he is a burden on his owner; whithersoever he directeth him to go, he bringeth no good. Is he equal with one who enjoineth justice and followeth a straight path (of conduct)?” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki 'ebkem' (dilsiz, hiçbir işe yaramayan, efendisine yük olan kişi) putu temsil eder; put ne işitir ne konuşur, ne fayda verebilir ne zarardan koruyabilir, tıpkı hiçbir şey yapamayan dilsiz birinin akrabalarına yük olması gibi. Buna karşılık konuşan, hakla emreden ve doğru yola çağıran ise Allah'tır ve bu iki durum eşit değildir. Taberî, tefsircilerin bu meselde kimin kastedildiği konusunda ihtilaf ettiğini aktarır: kimileri (Katade, Mücahid, Dahhak) bunu Allah ile put arasındaki temsil olarak görürken, İbn Abbas'tan rivayet edilen bir görüşe göre her iki mesel de mümin ile kâfiri (hatta Osman b. Affan ile onun azatlısını) temsil eder; Taberî ise ilk görüşü tercih ettiğini gerekçeleriyle açıklar.
يعني: هل يستوي هذا الأبكم الكل على مولاه الذي لا يأتي بخير حيث توجه، ومن هو ناطق متكلم يأمر بالحق ويدعو إليه، وهو الله الواحد القهار، الذي يدعو عباده إلى توحيده وطاعته؟
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî bu ayette, dilsiz doğan ve hiçbir şeyi anlamayan/anlatamayan bir kimsenin başkasına yük ve bakıma muhtaç bir kişi olarak temsil edildiğini belirtir. Bu kişi ne bir işe yarar, ne bir başarı getirir; nereye gönderilse veya bir ihtiyaç/önemli iş için görevlendirilse, işe yaramaz. Bu durum, tüm duyuları sağlam, faydalı, yeterli, akıllı ve dindar olup insanlara adaleti ve iyiliği emreden kişiyle karşılaştırılır.
الأبكم الذي ولد أخرس ، فلا يفهم ولا يفهم أي ثقل وعيال على من يلي أمره ويعوله حيثما يرسله ويصرفه في مطلب حاجة أو كفاية مهم ، لم ينفع ولم يأت بنجح
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Râzî'ye göre bu ayetteki temsil, dört olumsuz sıfatla (dilsiz, aciz, mevlasına yük, hangi yöne gönderilse hayır getirmeyen) betimlenen kişi ile adaletle emreden ve doğru yol üzere olan kişi arasındaki karşıtlığı anlatır. Bu temsilin ne kastettiği konusunda üç görüş nakleder: Mücahid'e göre bu putlar ile Allah'ın karşılaştırılmasıdır; bir başka görüşe göre dilsiz kişi Osman b. Affan'ın İslam'dan hoşlanmayan kölesi, adaletle emreden ise Osman'ın kendisidir; üçüncü ve Râzî'nin tercih ettiği görüşe göre ise bu, kötü sıfatlarla nitelenen her köle ile güzel sıfatlarla nitelenen her hür kişi arasındaki genel bir temsildir.
والقول الثالث : أن المقصود منه كل عبد موصوف بهذه الصفات المذمومة ، وكل حر موصوف بتلك الصفات الحميدة ، وهذا القول أولى من القول الأول ، لأن وصفه تعالى إياهما بكونهما رجلين يمنع من حمل ذلك على الوثن
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, ayetteki 'ebkem' (dilsiz) ve 'adaletle emreden' kişi temsillerini Allah'ın hem putlar için hem de kendisi için verdiği bir mesel olarak nakleder; bu konuda birçok görüş sıralar: Katade'ye göre ebkem puttur, adaletle emreden Allah'tır; İbn Abbas'a göre ise ebkem Osman'ın kölesi veya Ebu Cehil, adaletle emreden ise Osman veya Ammar b. Yasir'dir. Ayrıca ebkem-adil kişi ikilisinin genel olarak kâfir-mümin temsili olduğu görüşü de aktarılır ve bu görüş İbn Abbas'tan rivayet edilip 'hasen' bulunur çünkü kapsayıcıdır.
وقيل : إن الأبكم الكافر والذي يأمر بالعدل المؤمن جملة بجملة روي عن بن عباس وهو حسن لأنه يعم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre ayetteki dilsiz kişi ile temsil edilen kimse hakkında, bunun Osman b. Affân'ın azatlısı olduğu görüşü nakledilmiştir; bu kişi Osman tarafından geçindirilip masrafları karşılanan biri olup İslam'dan hoşlanmayan, babasını sadaka ve iyilikten men eden bir kimseydi. Ayrıca bu ifadenin daha önce geçtiği gibi kâfir ile mü'min arasında genel bir temsil olduğu görüşü de nakledilmiştir.
قال هو عثمان بن عفان قال والأبكم أينما يوجهه لا يأت بخير قال هو مولى لعثمان بن عفان كان عثمان ينفق عليه ويكلفه ويكفيه المؤونة وكان الآخر يكره الإسلام ويا أباه وينهاه عن الصدقة والمعروف فنزلت فيهما
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre bu ayette anlatılan kişi, dilsiz, sağır, hiçbir işi ve tedbiri idrak edemeyen, aklının kısıtlılığı sebebiyle hiçbir sanat ve düzenlemeye güç yetiremeyen, efendisine yük ve ağırlık olan biridir. Bu kişi, efendisi onu bir işe nereye yönlendirse ya da göndersede hiçbir hayır, başarı ve yeterlilik getiremez. Buna karşılık adaletle emreden, açık ve düzgün konuşan, yeterli ve doğru yolda olan, insanlara fazileti kapsayan adaleti emrederek fayda sağlayan kişi ile bu âciz kişinin eşit olamayacağı belirtilmiştir. Metne göre bu, Allah'ın kendisi ile putlar arasındaki ortaklığı çürütmek yahut mü'min ile kâfiri temsil etmek üzere verdiği ikinci bir misaldir.
أينما يوجهه حيثما يرسله مولاه في أمر، وقرئ «يوجه» على البناء للمفعول و «يوجه» بمعنى يتوجه كقوله أينما أوجه ألق سعدا «وتوجه» بلفظ الماضي. لا يأت بخير بنجح وكفاية مهم. هل يستوي هو ومن يأمر بالعدل ومن هو فهم منطيق ذو كفاية ورشد
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetteki 'ebkem' figürünün dilsiz, aciz, işe yaramaz ve başkasına yük olan biri olduğunu, buna karşılık adaletle emreden ve doğru yolda olan kişinin ise faydalı ve yeterli olduğunu kabul eder. Ayrıca çoğu, bu temsilin ya Allah-put karşılaştırması ya da mümin-kâfir karşılaştırması olabileceği ihtimalini birlikte nakleder; iki durumun asla eşit olamayacağı vurgusu ortaktır.
Differences
Taberî, Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi daha çok dil/belağat çözümlemesiyle ele alıp Allah-put temsilini öne çıkarırken; Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntemle Osman b. Affan ve azatlısına dair sebeb-i nüzul anlatılarına daha çok yer verir. Râzî ise dilsel gerekçelerle özel bir olaya (Osman rivayeti) hamledilmesini zayıf bulup, temsili köle-hür karşıtlığı şeklinde genelleyen üçüncü görüşü tercih eder; bu, hem rivayet hem dil yöntemlerini sentezleyen bir ayrışmadır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayetler arasında tercih yaparken gerekçesini de açıklar; Zemahşerî ve sonraki Râzî, Beydâvî gibi müfessirler dilsel/belâgi tahlile daha fazla ağırlık vererek yorumu genelleştirme eğilimindedir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha geç dönem müfessirler ise rivayet çeşitliliğini kapsayıcı biçimde toplamayı tercih etmiş, kesin bir tercihte bulunmaktan çok farklı görüşleri yan yana sunmuştur. Böylece zaman içinde rivayet temelli yorumdan dil temelli/genelleyici yoruma doğru bir çeşitlenme görülür, ancak temel mesaj hep sabit kalmıştır.
Modern connection
Bu ayet, bir kişinin veya bir tutumun değerini, sözünün doğruluğu, adalete çağırması ve topluma faydasıyla ölçme fikrini hatırlatır. Günümüzde bu, ilim ile ahlakın birlikte yürümesi, sabırla ve ihlasla topluma hizmet etme, sözünün eri olup adaleti ve iyiliği teşvik etme gibi evrensel değerlere dair bir öz-muhasebe fırsatı olarak düşünülebilir. Aynı zamanda toplumsal dayanışma ve eğitim yoluyla insanın 'yararlı' bir birey olmaya çalışmasının önemine dair ihtiyatlı bir hatırlatma sunar.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar