وَٱللَّهُ فَضَّلَ بَعْضَكُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ فِى ٱلرِّزْقِ فَمَا ٱلَّذِينَ فُضِّلُوا۟ بِرَآدِّى رِزْقِهِمْ عَلَىٰ مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُهُمْ فَهُمْ فِيهِ سَوَآءٌ أَفَبِنِعْمَةِ ٱللَّهِ يَجْحَدُونَ

“And Allah hath favoured some of you above others in provision. Now those who are more favoured will by no means hand over their provision to those (slaves) whom their right hands possess, so that they may be equal with them in respect thereof. Is it then the grace of Allah that they deny?” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, müşriklerin kendi köleleri ile mal ve eşlerde ortaklığı kabul etmedikleri halde, Allah'ın kulları olan varlıkları O'na ortak koşmalarını kınayan bir temsildir; insanların kendileri için razı olmadıkları bir eşitliği Allah için razı olmaları eleştirilmektedir. Bazı müfessirlere göre bu ayet özellikle Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu sayan Hristiyanlar hakkında inmiştir.

فهم لا يرضون بأن يكونوا هم ومماليكهم فيما رزقتهم سواء، وقد جعلوا عبيدي شركائي في ملكي وسلطاني وهذا مثل ضربه الله تعالى ذكره للمشركين بالله
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, müşriklerin Allah'ın verdiği nimetleri putlara/tabiatlara/yıldızlara nispet ederek nankörlük etmelerini eleştirir; bunun iki izahı vardır: ya nimetleri Allah'tan başkasına nispet etmeleri nankörlüktür, ya da Zeccâc'ın görüşüne göre Allah'ın delilleri açık şekilde beyan etmesi büyük bir nimettir ve müşrikler bu beyanı da inkâr etmektedir. Ayrıca müellif, 'يجحدون' fiiline bitişen bâ harfinin zâid olabileceğini veya 'cuhûd' kelimesinin küfür anlamında kullanılması sebebiyle bâ ile geçişli olabileceğini belirtir.

الوجه الثاني : قال الزجاج : المراد أنه تعالى لما قرر هذه الدلائل وبينها وأظهرها بحيث يفهمها كل عاقل ، كان ذلك إنعاما عظيما منه على الخلق
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, Allah'ın insanları rızıkta zengin-fakir, hür-köle olarak farklı kıldığını, mal sahibinin köleye rızkından bir şey vermeyip malda ona eşit olmadığını anlatan bir temsildir. Bu, putlara tapanlara karşı getirilen bir örnektir: köleleriniz malda size ortak olmadığına göre, Allah'ın kulları olan putlar, melekler ve peygamberler de O'na nasıl ortak kılınabilir denilmektedir. Ayrıca İbn Abbas'tan bu ayetin, İsa'yı Allah'ın oğlu sayan Necran hristiyanları hakkında indiği de nakledilmiştir.

وهذا مثل ضربه الله لعبدة الأصنام أي إذا لم يكن عبيدكم معكم سواء فكيف تجعلون عبيدي معي سواء
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın kendi kullarından biri için razı olmadıkları bir şeyi (kölesinin kendi eşinde ve yatağında kendisine ortak olmasını) O'na ortak koşmalarını kınayan bir temsildir. Mücahid bunu batıl ilahlara dair bir mesel olarak yorumlarken, Katade bunu Allah'ın verdiği bir örnek olarak açıklamış; kişi kendi nefsi için razı olmadığı ortaklığı Allah'a nasıl yakıştırabilir sorusu vurgulanmıştır.

وقال قتادة هذا مثل ضربه الله فهل منكم من أحد يشاركه مملوكه في زوجته وفي فراشه فتعدلون بالله خلقه وعباده فإن لم ترض لنفسك هذا فالله أحق أن ينزه منك
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayet, rızık konusunda insanlar arasındaki farklılığa (kimi zengin kimi fakir, kimi efendi kimi köle) işaret eder; efendiler kendi rızıklarını kölelerine geri verip onlarla paylaşmazlar, çünkü rızık Allah'ın verdiği bir nimettir ve bu konuda efendi-köle eşittir. Ayet ayrıca müşriklere yönelik bir kınama ve reddiye içerir: onlar Allah'a yarattıklarından bazılarını ortak koşarken, kendi kölelerinin kendilerine verilen nimette ortak olmasına razı olmazlar; bu tutarsızlık, Allah'ın nimetini inkâr etmeleri anlamına gelir.

فما الذين فضلوا برادي رزقهم بمعطي رزقهم. على ما ملكت أيمانهم على مماليكهم فإن ما يردون عليهم رزقهم الذي جعله الله في أيديهم. فهم فيه سواء فالموالي والمماليك سواء في أن الله رزقهم
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayet, Allah'ın insanları rızıkta farklı kıldığını, efendilerin rızkının kölelerinden daha fazla olduğunu ancak onların da insan ve kardeş olduklarını, dolayısıyla giyim ve yiyecekte eşit tutulmaları gerektiğini bildirir. Ayrıca bu ayetin, Allah'a ortak koşanlara karşı bir temsil (mesel) olduğu da nakledilmiştir: kişi kendi kölesini kendine ortak yapmazken Allah'ın kullarını O'na ortak kılmayı nasıl kabul eder. Üçüncü bir görüşe göre ise mevali ve memlukler rızıkta Allah katında eşittir, efendilerin köleye verdiği şey kendi malından değil, Allah'ın onlar aracılığıyla akıttığı rızıktır.

فاكسوهم مما تلبسون ، وأطعموهم مما تطعمون

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayeti, insanların kendi köleleri/malları konusunda kabul etmedikleri bir eşitliği/ortaklığı Allah'a yakıştırmalarının tutarsızlığını gösteren bir temsil (mesel) olarak okur; Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Zemahşerî bu temsili müşriklere yönelik bir reddiye olarak birlikte nakleder ve İbn Abbas, Mücahid, Katade gibi selef rivayetlerine dayanır.

Differences

Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir okuma sunup bazı nakillerle ayeti Hz. İsa'yı Allah'ın oğlu sayan Hristiyanlara bağlarken; Râzî ve Beydâvî meseleyi daha çok dil/belâgat ve kelâmî istidlal zeminine taşıyıp fiil-harf ilişkisi, kıraat farkları gibi teknik noktalara eğilir; Zemahşerî ise rızıktaki eşitlik vurgusunu (efendi-köle kardeşliği) ön plana çıkararak üçüncü bir te'vil olarak rızkın gerçekte Allah'tan geldiğini ekler. Bu farklar, selef tefsiri (rivayet), belâgat/dilbilim ekolü (Râzî, Beydâvî, Zemahşerî) ve fıkhî-toplumsal hassasiyet (Zemahşerî'nin köle-efendi eşitliği vurgusu) arasındaki yöntem farkından kaynaklanır.

Historical context

Taberî'den başlayan rivayet temelli okuma Kurtubî ve İbn Kesîr'de büyük ölçüde korunurken, sonraki dönemde Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî ile birlikte dil, belâgat ve kelâmî istidlal unsurları daha sistemli biçimde ayete eklenmiş; temsilin ahlaki-toplumsal boyutu (rızıkta insanların eşitliği) zamanla daha açık şekilde işlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, sahip olunan imkânların insan onuruna eşit davranışla paylaşılması gerektiğini hatırlatan bir ahlaki duyarlılığa işaret edebilir; toplumsal dayanışma ve insanlar arası saygı bakımından bir farkındalık sunar. Ayrıca kişinin kendisi için istemediği bir muameleyi başkasına yakıştırmaması ilkesi, günümüzde de aile ve toplum ilişkilerinde ölçülü ve vicdanlı bir tutum için ilham verici olabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar