وَيَجْعَلُونَ لِلَّهِ ٱلْبَنَٰتِ سُبْحَٰنَهُۥ وَلَهُم مَّا يَشْتَهُونَ

“And they assign unto Allah daughters - Be He Glorified! - and unto themselves what they desire;” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ifade müşriklerin kendilerine erkek çocukları uygun görüp Allah'a kız çocukları nispet etmelerini anlatır; 'ظل' fiili burada 'صار' (oldu/haline geldi) anlamında kullanılmıştır, tıpkı 'بات، أصبح، أمسى' fiillerinin oluş bildirmek için kullanılması gibi. Ayrıca 'ظل' kelimesinin seçilmesinin sebebi doğumların çoğunlukla gece gerçekleşmesi olabilir; böylece kişi kız çocuğu haberini alınca gündüzünü üzüntü ve insanlardan duyduğu hayâ ile yüzü kararmış bir halde geçirir.

و { ظل } بمعنى صار كما يستعمل بات وأصبح وأمسى بمعنى الصيرورة . ويجوز أن يجيء ظل ؛ لأن أكثر الوضع يتفق بالليل ، فيظل نهاره مغتما مربد الوجه من الكآبة والحياء من الناس
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî'ye göre bu ayette cennet ehlinin kuşları arzuladıklarında talebe ihtiyaç duymayacakları düşünülürse söz konusu ifade anlamsız kalır; bu nedenle ayetin zahiri, düşük bir anlama çekilemez. Onun tercih ettiği görüş, ayetin cennet ehlinin Allah'ı tesbih, tazim ve hamd ile meşgul olmalarını kastettiğidir; çünkü onların mutluluğu, sevinci ve kemal hali ancak bu zikirden hasıl olur.

المراد اشتغال أهل الجنة بتقديس الله سبحانه وتمجيده والثناء عليه ، لأجل أن سعادتهم في هذا الذكر وابتهاجهم به وسرورهم به ، وكمال حالهم لا يحصل إلا منه ، وهذا القول هو الصحيح الذي لا محيد عنه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu ayetin Huzâa ve Kinâne kabileleri hakkında indiği belirtilir; bunlar meleklerin Allah'ın kızları olduğunu iddia ederek 'kızları kızlara ekleyin' derlermiş. Allah kendisini, onların isnat ettiği evlat edinme nisbetinden tenzih etmektedir; onlar kendilerine oğullar isterken kızlardan tiksinmektedirler. 'Mâ' kelimesinin i'rab konumu ve 'sübhânehû' kelimesinden sonra kelamın tamamlanması hususunda dilbilimsel bir tartışma aktarılır.

نزلت في خزاعة وكنانة فإنهم زعموا أن الملائكة بنات الله فكانوا يقولون ألحقوا البنات بالبنات
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ifade, müşriklerin kendileri için erkek çocukları seçip beğenmelerini, buna karşılık Allah'a nispet ettikleri kız çocuklarından ise kendileri için çekinip hoşlanmamalarını konu almaktadır. Bu tutum onların yalan ve iftiralarının bir tezahürü olarak sunulmuş, Allah bu isnattan yüce ve münezzeh kılınmıştır.

أي يختارون لأنفسهم الذكور ويأنفون لأنفسهم من البنات التي نسبوها إلى الله تعالى الله عن قولهم علوا كبيرا
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre müşrikler, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği ürün ve hayvanlardan bir kısmını, kendilerine hiçbir fayda sağlamayan ve cansız oldukları için bilgisi olmayan putlarına ayırırlar; bu davranışları hakkında yemin ederek hesaba çekilecekleri bildirilir. Aynı şekilde Allah'a kız çocukları (melekleri) nispet ederken kendilerine erkek çocukları uygun görürler; bu, Allah'ı bu iddiadan tenzih etme veya bu tutuma duyulan hayreti ifade eder.

ويجعلون لما لا يعلمون أي لآلهتهم التي لا علم لها لأنها جماد فيكون الضمير لما، أو التي لا يعلمونها فيعتقدون فيها جهالات مثل أنها تنفعهم وتشفع لهم
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin Allah'a kızlar isnat edip kendilerine erkek çocukları tahsis etmelerini eleştirmektedir; bu tutum Yahudi ve Hristiyanların Allah'a çocuk yakıştırmasına benzetilmektedir. Ayette geçen 'ما' kelimesinin okunuşuna göre iki dilbilimsel yorum söz konusudur: nasb ile okunduğunda 'البنات'e atfedilerek erkek çocuklara işaret eder; ref ile okunduğunda ise yeni bir cümle başlangıcı olup anlam 'Allah'a kızları, kendilerine de oğulları yakıştırıyorlar' şeklinde olur.

دعوا لله ولدا، كما دعت اليهود والنصارى

Comparison

Common ground

Zemahşerî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî ve Taberî; ayetin müşriklerin kendilerine erkek çocuğu uygun görüp Allah'a kız çocuğu (melekleri) nispet etmelerini eleştirdiği noktasında birleşir. Bu isnadın müşriklerin yalan ve iftirası olduğu, Allah'ın bundan tenzih edildiği ortak vurgudur. Kurtubî, Beydâvî ve Taberî ayrıca 'ما' harfinin i'rab durumuna dair dilbilimsel tartışmayı paylaşır.

Differences

Zemahşerî ve Kurtubî/Beydâvî tarihi bağlama (Huzâa, Kinâne kabilelerinin inancı) ve lafız tahliline (fiil anlam kayması, zamir yorumları) ağırlık verirken, Taberî kıraat farklılıklarına dayalı nahiv tartışmasını öne çıkarır. Râzî ise farklı bir ayeti (cennet ehli bağlamında) ele alarak akli muhakemeyle zahiri anlamın düşük görülemeyeceğini savunur; bu, diğerlerinden konu ve yöntem itibarıyla ayrışır. İbn Kesîr ise daha sade bağlamsal bir okuma sunar, dilbilimsel tartışmaya girmez.

Historical context

Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte temel yorum (müşriklerin çocuk isnadı eleştirisi) sabit kalmış, ancak zamanla dilbilimsel/nahiv tartışmaları (i'rab, kıraat farkları) daha sistematik hale gelmiş ve tarihi rivayetlerle desteklenmiştir. Râzî'nin farklı bir ayete dair akli-mantıki yaklaşımı, tefsir geleneğinde zahiri anlamın makul temellerle tercih edilmesi yönteminin de geliştiğini göstermektedir.

Modern connection

Bu ayetler, insanın kendi beğenisini ölçü alıp başkalarına farklı bir değer ölçüsü dayatmasının ne denli tutarsız bir tavır olabileceğini hatırlatır. Aile içinde çocuklar arasında cinsiyete dayalı ayrımcı bir bakışın ahlaki açıdan sorgulanması, toplumsal dayanışma ve adalet bilinciyle ilişkilendirilebilir. Ayrıca dil ve akıl temelli yorum çeşitliliği, ilim ile iman arasındaki uyumlu, düşünceye açık bir tefekkür geleneğine işaret eder.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar