لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِۦٓ أَزْوَٰجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ

“Strain not thine eyes toward that which We cause some wedded pairs among them to enjoin, and be not grieved on their account, and lower thy wing (in tenderness) for the believers.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamber'e dünya hayatının ziynetine yani zenginlere verilen dünyalık nimetlere göz dikmemesini, bunlara imrenmemesini emretmektedir; çünkü bunun karşılığında müşrikleri şiddetli bir azap beklemektedir. Buna karşılık Peygamber'e, kendisine verilen Sebu'l-Mesânî ve Kur'ân-ı Azîm gibi daha hayırlı bir nimetin verildiği bildirilir. Ayrıca Peygamber'e müminlere karşı yumuşak davranması, onlara kanatlarını germesi (yani şefkatle yaklaşması) ve müşriklerin yüz çevirmesine üzülmemesi emredilmiştir.

يقول تعالى ذكره لنبيه محمد صلى الله عليه وسلم: لا تتمنين يا محمد ما جعلنا من زينة هذه الدنيا متاعا للأغنياء من قومك الذين لا يؤمنون بالله واليوم الآخر، يتمتعون فيها، فإن من ورائهم عذابا غليظا
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayet Peygamber'e kâfirlere/kavmi Kureyş'e karşı, onlar iman etmedikleri için üzülmemesini ve mallarına göz dikmemesini bildirmektedir. Ona göre Allah Peygamber'e Kur'an gibi en büyük nimeti verdiğini, bu nimetin dünya malından çok daha üstün olduğunu, bu sebeple dünya metaına göz dikmemesi ve müminlerin fakirleriyle tevazu göstermesi gerektiğini bildirmiştir.

يقول لرسوله صلى الله عليه وسلم : قد أوتيت النعمة العظمى التي كل نعمة وإن عظمت فهي إليها حقيرة ضئيلة ، وهي القرآن العظم ؛ فعليك أن تستغني به ، ولا تمدن عينيك إلى متاع الدنيا
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'gözlerini dikme' ifadesi, Hz. Peygamber'in kendisine verilen Kur'an ve yedi âyet (Fâtiha) nimetinin büyüklüğü karşısında dünya malına, kâfirlerin sahip olduğu servete rağbet ve temenni ile bakmaktan men edilmesini ifade eder. Metinde bu ifadeyle ilgili üç görüş nakledilir: dünya nimetlerine ilgi duymamak, başkalarına verilen dünya metaını temenni etmemek, ya da başkasının nimetine haset etmemek; ancak son görüş kadı tarafından Hz. Peygamber'e nispet edilmesi açısından zayıf bulunur.

إنما يكون مادا عينيه إلى الشيء إذا أدام النظر نحوه ، وإدامة النظر إلى الشيء تدل على استحسانه وتمنيه ، وكان صلى الله عليه وسلم لا ينظر إلى ما يستحسن من متاع الدنيا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî'ye göre bu ayet, kulun dünya nimetlerine (zenginlere verilen mal-mülk) sürekli göz dikmesinden sakındırıp, tam bir teveccühle Rabbine ibadete yönelmesini istemektedir. Bununla birlikte Hz. Peygamber'in sünnetinden hareketle, dinde ruhbanlık ve tamamen dünyadan el etek çekme (bütünüyle amellere yönelip dünyayı terk) yoktur; ancak zamanın fesada uğraması sebebiyle bazı âlimler günümüzde dünyadan uzaklaşıp Kur'an okumaya ve halktan çekilmeye yönelmeyi daha uygun görmüşlerdir.

هذه الآية تقتضي الزجر عن التشوف إلى متاع الدنيا على الدوام وإقبال العبد على عبادة مولاه
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu metne göre âyet, Peygamber'in dünya nimeti ve fâni gösterişten müstağni olmasını, elindeki Kur'an'ın ona yeterli olduğunu ifade eder; kâfirlerin sahip olduğu geçici zenginliğe üzülmemesi ve onlar için nefsini tüketmemesi istenmektedir. Bu bağlamda İbn Uyeyne'nin 'Kur'an ile teganni etmeyen bizden değildir' hadisini Kur'an ile istiğna anlamında yorumladığı, ancak bunun hadisin asıl maksadı olmadığı belirtilir.

أي استغن بما آتاك من القرآن العظيم عما هم فيه من المتاع والزهرة الفانية
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre ayet, Peygamber'e kâfirlere verilen dünya nimetlerine imrenerek göz dikmemesini, çünkü bunların kendisine verilen Kur'an gibi kalıcı ve zâtî bir mükemmellik yanında değersiz kaldığını bildirmektedir. Onların iman etmemesine de hüzünlenmemesi, buna karşılık müminlere karşı alçakgönüllü ve şefkatli davranması istenmektedir.

لا تمدن عينيك لا تطمح ببصرك طموح راغب. إلى ما متعنا به أزواجا منهم أصنافا من الكفار، فإنه مستحقر بالإضافة إلى ما أوتيته فإنه كمال مطلوب بالذات مفض إلى دوام اللذات.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, Peygamber'e kâfirlerin/zenginlerin sahip olduğu dünya nimetine göz dikmemesini, buna karşılık kendisine verilen Kur'an nimetinin çok daha üstün ve yeterli olduğunu bildirdiği konusunda birleşir; ayrıca müminlere şefkat ve tevazuyla yaklaşma, müşriklerin yüz çevirmesine üzülmeme vurgusu ortaktır.

Differences

Taberî ve Beydâvî gramer/dil tahliline ağırlık verirken, Zemahşerî ve Beydâvî kıssa rivayetlerini bağlamsal delil olarak kullanır. Râzî 'göz dikme' ifadesini üç ayrı yoruma (ilgi duymama, temenni etmeme, haset etmeme) ayırıp son görüşü Peygamber'e nispeti sebebiyle zayıf bulur; bu kelamî hassasiyet diğerlerinde bu netlikte görülmez. Kurtubî ise ayeti dünya-ahiret dengesi ve ruhbanlık meselesine taşıyarak fıkhî/ahlakî bir boyut ekler, kendi döneminde bazı âlimlerin dünyadan çekilmeyi tercih ettiğini not eder.

Historical context

Erken dönem müfessirlerde (Taberî) rivayet ve dil tahlili öne çıkarken, orta dönemde (Zemahşerî, Râzî) belağat ve kelamî tartışmalar derinleşmiş, Kurtubî gibi daha sonraki müfessirlerde ayetin fıkhî-ahlakî uygulama alanına (dünya-ahiret dengesi) taşınması görülür. Temel mesaj -Kur'an nimetinin dünya malından üstünlüğü- tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Modern connection

Bu ayet, insanın başkalarının maddi imkânlarına duyduğu imrenme duygusunu dengelemesi ve sahip olduğu değerlerin (ilim, maneviyat, aile bağları) kıymetini fark etmesi için bir hatırlatma olarak okunabilir. Sabır ve ihlas temelinde, dünyevi kıyaslamalar yerine kişinin kendi imkânlarıyla yapıcı bir şekilde ilerlemesi, toplumsal dayanışma ve şefkatli iletişim ayette işaret edilen tutumla örtüşür.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar