“They believe not therein, though the example of the men of old hath gone before.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre bu ayette geçen inkâr, kavmin kendilerine indirilen zikre (Kur'an'a) iman etmemesini ifade eder. 'Nesluküh' (onu sokarız) ifadesindeki zamir, peygamberlerle alay etme ve onları yalanlama hususuna işaret eder; yani Allah, yalanlamayı bu kimselerin kalplerine yerleştirmiştir.
يقول تعالى ذكره: لا يؤمن بهذا القرآن قومك الذين سلكت في قلوبهم التكذيب
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Bu metinde Zemahşerî, ilgili kelimenin nasb ile gelişini hal olarak açıklamakta ve bunun 'ona iman etmeksizin' anlamına geldiğini belirtmektedir. Alternatif olarak bu ifadenin daha önce geçen bir sözün açıklaması (beyan) olabileceğini de zikretmiştir. Ardından metinde bir soru-cevap tekniğiyle bir başka unsurun konumu (mevki) sorgulanmaktadır.
النصب على الحال ، أي غير مؤمن به ، أو هو بيان لقوله
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayetteki zamirlerin farklı unsurlara (biri istihza'ya, diğeri zikre) dönmesi caizdir ve bu Kur'an'da az görülen bir durum değildir. Ayrıca ayetin doğru te'vili konusunda iki görüş nakleder: biri Mekke kâfirlerine yönelik bir tehdit olduğu, diğeri (Zeccâc'a ait) Allah'ın küfür ve dalaleti öncekilerin kalplerine sokması sünnetinin cari olduğu yönündedir. Râzî, küfrün kulun kendi tercihiyle değil Allah'ın yaratmasıyla hasıl olduğunu akli delillerle savunur.
الوجه الأول : أن مقضتى الدليل عود الضمير إلى أقرب المذكورات ، ولا مانع من اعتبار هذا الدليل في الضمير الأول وحصل المانع من اعتباره في الضمير الثاني فلا جرم قلنا : الضمير الأول عائد إلى الاستهزاء ، والضمير الثاني عائد إلى الذكر ، وتفريق الضمائر المتعاقبة على الأشياء المختلفة ليس بقليل في القرآن
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî'ye göre 'öncekilerin sünneti geçti' ifadesi, Allah'ın kâfirleri helâk etme âdetinin daha önce geçmiş olduğunu ve bu kimselerin de helâke ne kadar yakın olduğunu anlatır. Bir görüşe göre ise öncekiler de bunların yaptığı gibi tekzip ve küfür işlediler, bunlar da o öncekilere uymaktadırlar. Ayrıca 'tekzibi kalplerine soktuk' ifadesinin, onları imandan alıkoyan şey olduğu ve bunun kasvet anlamına yakın olduğu belirtilir.
وقيل : خلت سنة الأولين بمثل ما فعل هؤلاء من التكذيب والكفر فهم يقتدون بأولئك
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, bu ifadeyi 'hak ile' şeklinde açıklayarak ayetteki kısa lafzı bu anlamla açımlamaktadır.
أي بالحق
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'nesluküh' ifadesindeki zamir istihzaya (alay etme) râcidir; yani Allah, o alay etmeyi/inkârı mücrimlerin kalplerine bir ipin iğneye veya mızrağın vücuda sokulması gibi sokar. Bu, Allah'ın bâtılı kalplerde bizzat yarattığına delil olarak zikredilmiştir. Bazı müfessirler zamiri 'zikr'e (Kur'an) râci kılıp cümleyi bir hal cümlesi olarak yorumlamış, ancak Beydâvî bu görüşü zayıf bulmuştur.
كذلك نسلكه ندخله. في قلوب المجرمين والسلك إدخال الشيء في الشيء كالخيط في المخيط، والرمح في المطعون والضمير للاستهزاء. وفيه دليل على أن الله يوجد الباطل في قلوبهم.
Comparison
Common ground
Müfessirlerin çoğu 'nesluküh' ifadesindeki zamirin merciini tartışır (istihza mı, zikr mi) ve bunun kalplere yalanlama/küfrün yerleştirilmesiyle ilgili olduğunu kabul eder; ayrıca öncekilerin de benzer bir inkâr tavrı sergilediği ve bunun bir sünnet/âdet olarak tekrar ettiği vurgusu ortaktır.
Differences
Taberî ve Kurtubî rivayet temelli yaklaşırken, Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi ağırlıklı olarak nahiv/i'rab tartışması üzerinden ele alır; Râzî ise zamirlerin merciini kelami bir tartışmaya (kader-cebir, küfrün yaratılışı meselesi) taşıyarak akli burhanlarla derinleştirir. Bu farklar, tefsir usulündeki dönemsel ve yöntemsel çeşitliliği (rivayet ekolü, dil/belağat ekolü, kelam ekolü) yansıtır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'de rivayet ağırlıklı sade bir açıklama görülürken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî ile dil ve i'rab tahlilinin öne çıktığı, Râzî ile de meselenin kelami tartışmalara taşındığı görülür; Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayet ile dil analizini birleştiren bir orta yol izler. Böylece zamanla yorum yöntemleri çeşitlenmiş, ancak temel mesele (inkârın kalpte yer etmesi) hep merkezde kalmıştır.
Modern connection
Bu karşılaştırmalı okuma, bir mesajın sadece işitilmesinin değil, kalben içtenlikle kabul edilmesinin önemine dikkat çekebilir; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu ve öğrenme sürecinde ihlasın rolünü hatırlatır. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete dair çeşitli okumaları, günümüzde de düşünce farklılıklarına sabırla ve hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği olarak değerlendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar