وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَوْلَآ أُنزِلَ عَلَيْهِ ءَايَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ قُلْ إِنَّ ٱللَّهَ يُضِلُّ مَن يَشَآءُ وَيَهْدِىٓ إِلَيْهِ مَنْ أَنَابَ

“Those who disbelieve say: If only a portent were sent down upon him from his Lord! Say: Lo! Allah sendeth whom He will astray, and guideth unto Himself all who turn (unto Him),” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayet, müşriklerin Hz. Peygamber'den mucize (melek veya hazine) istemesine cevap olarak, hidayet ve dalâletin Allah'ın elinde olduğunu bildirir. Kimin sapması ise ona ayet indirilmemesinden değil, Allah'ın onu tasdikten uzaklaştırmasından kaynaklanır; kimin hidayete ermesi de tevbe ile Allah'a yönelmesi (inâbe) sebebiyledir ve bu da Allah'ın onu tevfik etmesiyle gerçekleşir.

وليس ضلال من يضل منكم بأن لم ينزل علي آية من ربي، ولا هداية من يهتدي منكم بأنها أنزلت علي، وإنما ذلك بيد الله، يوفق من يشاء منكم للإيمان، ويخذل من يشاء منكم فلا يؤمن
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre ayetteki ifade taaccüb (şaşkınlık ifadesi) tarzında bir söyleyiştir; Hz. Peygamber'e verilen sayısız mucize ve bilhassa Kur'an'ın kendisi başlı başına bir ayet olduğu halde kâfirlerin bunu inkâr edip hiçbir şey inmemiş gibi davranmaları, onların inat ve küfürde ısrarlarının şiddetine dikkat çekmek için şaşırtıcı bir durum olarak sunulmuştur. Buna göre Allah'ın dilediğini saptırması, ancak onlar gibi inatta direnen ve küfürde katı olan kimseler için geçerlidir; başka hiçbir ayet inse de bu tür kimseler hidayete gelmez. Ayrıca metinde 'ضل' fiilinin 'أضل'in müteaddi karşılığı olduğu, meleklerin 'سبحانك' demelerinin ise Allah'a ortak koşmayı ve kendilerinin insanları saptırmaktan uzak, masum varlıklar olduklarını tenzih etmek anlamına geldiği açıklanmıştır.

فإذا جحدوها ولم يعتدوا بها وجعلوه كأن آية لم تنزل عليه قط ، كان موضعا للتعجب والاستنكار ، فكأنه قيل لهم : ما أعظم عنادكم وما أشد تصميمكم على كفركم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî, kâfirlerin Hz. Peygamber'den Musa ve İsa'nınki gibi kahredici bir mucize istemesine verilen cevabı dört farklı açıdan yorumlar: (1) Allah zaten açık âyetler indirmiştir ama hidayet ve saptırma Allah'tandır, dolayısıyla mucize sayısını artırmanın faydası yoktur; (2) bu ifade onların talebine karşı bir taaccüp/kınama üslubudur, çünkü zaten gösterilen âyetler yeterince açıktır; (3) çok âyetin faydası yoktur eğer Allah'tan hidayet gelmezse, tek âyet de yeterlidir eğer hidayet gerçekleşirse, o yüzden âyet talebi değil hidayet talebi yapılmalıdır; (4) Ebû Ali el-Cübbâî'ye göre ise buradaki idlâl, dinden saptırma değil, küfür yüzünden sevaptan mahrum bırakma cezasıdır, hidayet de tövbe edip iman edene cennetle mükâfatlandırmaktır.

فلو حصلت الآيات الكثيرة ولم تحصل الهداية فإنه لم يحصل الانتفاع بها ، ولو حصلت آية واحدة فقط وحصلت الهداية من الله فإنه يحصل الانتفاع بها فلا تشتغلوا بطلب الآيات ولكن تضرعوا إلى الله في طلب الهدايات
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayeti, Allah'ın nasıl geçmişte ayetler indirdikten sonra bazı kimseleri saptırıp onlara bu ayetlerle delil getirme imkânını haram kıldıysa, yeni ayetler indiğinde de aynı şekilde saptıracağı şeklinde açıklar. 'İleyhi' zamirinin hakka, İslam'a, Allah'a veya Peygamber'e (s.a.v.) râci olabileceğini, buna göre ayetin manasının 'kalbiyle O'na yönelen kimseye hidayet eder' şeklinde anlaşılabileceğini belirtir. Ayrıca bir görüşe göre bu ifadenin, Allah'ın dilediğini cennetten uzaklaştırıp dilediğini cennete hidayet etmesi anlamına gelebileceğini nakleder.

والهاء في إليه للحق أو للإسلام أو لله عز وجل على تقدير : ويهدي إلى دينه وطاعته من رجع إليه بقلبه وقيل : هي للنبي صلى الله عليه وسلم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ayette hidayet ve dalâlet, müşriklerin istediği bir mucizenin gönderilip gönderilmemesine bağlı değildir; Allah dilediğini saptırır dilediğini doğru yola iletir. Hidayete ulaşan kimse ise Allah'a yönelen, O'na dönen, O'ndan yardım isteyen ve O'na yalvarıp yakaran kişidir.

فإن الهداية والإضلال ليس منوطا بذلك ولا عدمه كما قال أي ويهدي إليه من أناب إلى الله ورجع إليه واستعان به وتضرع لديه
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre kâfirlerin mucize talebi, delillerin ortaya çıkmasından sonra keyfi bir ayet/mucize dayatmasıdır ve Allah'ın 'dilediğini saptırır' sözü buna verilen bir cevaptır. Bu ifade, onların inatlarına duyulan bir hayret/taaccüp ifadesi gibidir; sanki 'ne kadar da inatçısınız, sizin gibi olanı hangi ayet gelse de saptırır, buna karşın Hakk'a yönelenleri en küçük bir delille de hidayete erdirir' denilmektedir. Kalplerin Allah'ı zikirle sükûna kavuşması ise O'na güven, O'nun rahmetini hatırlama, varlığına dair delilleri düşünme veya Kur'an'ı işitme yollarından biriyle açıklanmıştır.

وهو جواب يجري مجرى التعجب من قولهم كأنه قال قل لهم ما أعظم عنادكم إن الله يضل من يشاء ممن كان على صفتكم، فلا سبيل إلى اهتدائهم وإن أنزلت كل آية

Comparison

Common ground

Müfessirlerin çoğu (Taberî, Zemahşerî, Râzî, İbn Kesîr, Beydâvî) hidayet ve dalâletin mucize/ayet sayısına bağlı olmadığını, bunun Allah'ın dilemesiyle gerçekleştiğini vurgular. Ayrıca birçoğu ayeti, müşriklerin mucize talebine karşı bir taaccüp/inat vurgusu olarak okur ve hidayete ermenin kişinin Allah'a yönelmesi (inâbe/tevbe) ile ilişkili olduğunu belirtir.

Differences

Taberî dil ve kısa rivayet aktarımıyla sınırlı bir açıklama yaparken, Zemahşerî ve Beydâvî belağat/taaccüp üslubuna daha güçlü vurgu yapar. Râzî meseleyi dört farklı açıdan ele alarak Mu'tezilî bir görüşü (Cübbâî'nin idlâli 'sevaptan mahrumiyet' olarak yorumlaması) de nakleder ki bu kelâmî/itikadî bir ayrışmayı gösterir. Kurtubî ise zamir müphemliğine (ileyhi'nin neye râci olduğu) odaklanarak farklı te'vil ihtimallerini sıralar, bu da daha dilbilimsel bir yaklaşımdır. İbn Kesîr diğerlerine göre daha sade bağlamsal bir okuma sunar.

Historical context

En eski müfessir Taberî'den en yenisi Beydâvî'ye kadar temel mesaj (hidayet/dalâletin Allah'a ait olduğu) sabit kalmış, ancak zamanla dil ve belağat tahlilleri (taaccüp üslubu, zamir analizi, i'rab) daha sistematik hale gelmiş; Râzî ile birlikte kelâmî tartışmalar (Mu'tezile-Ehl-i Sünnet ihtilafı) metne dahil edilmiştir. Bu, tefsir usulünün rivayetten dil/belağat ve kelâm tahliline doğru zenginleştiğini gösterir.

Modern connection

Bu karşılaştırmalı okuma, kalbi Allah'a yönelmenin (inâbe) dışarıdan gelecek olağanüstü işaretler beklemekten daha önemli olduğunu hatırlatabilir; günümüzde de ilim ve iman arasında çelişki aramak yerine gönülden bir arayış ve ihlas ile huzur bulma temasına yaslanılabilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çeşitli okumalar, düşünce çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın ve sabırla anlamaya çalışmanın bir örneği olarak görülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar