قَالُوا۟ تَٱللَّهِ لَقَدْ عَلِمْتُم مَّا جِئْنَا لِنُفْسِدَ فِى ٱلْأَرْضِ وَمَا كُنَّا سَٰرِقِينَ

“They said: By Allah, well ye know we came not to do evil in the land, and are no thieves.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, öncelikle 'تالله' ifadesindeki tâ harfinin aslında yemin vâvı olduğunu, Arapların yeminlerde çok kullanmaları sebebiyle bu kelimede vâvın tâya çevrildiğini açıklar. Bu dönüşümün sadece 'الله' ismiyle yapıldığını, Rahmân, Rahîm gibi diğer isimlerle veya başka yemin edilen şeylerle yapılmadığını belirtir. Ardından kardeşlerin sözünün, 'sizin topraklarınızda Allah'a isyan etmek (hırsızlık/fesat) için gelmediklerini' bildiklerini ifade ettiğini nakleder ve bu iddiaya nasıl cesaret ettiklerini, azığı geri verdikleri ve yolculukları boyunca kimseye zulmetmediklerini bildikleri gerçeğine dayandırarak açıklar.

وإنما جعلت تاء لكثرة ما جرى على ألسن العرب في الأيمان في قولهم «والله» ، فخصت في هذه الكلمة بأن قلبت تاء ومن قال ذلك في اسم الله، فقال: «تالله» لم يقل تالرحمن، وتالرحيم، ولا مع شيء من أسماء الله
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu metinde Zemahşerî'ye göre kardeşler, kendilerinin hiçbir zaman hırsızlıkla nitelendirilmediğini ve bu suçun kendi hallerine/durumlarına aykırı, uygunsuz bir şey olduğunu ifade etmektedir. Yani hırsızlık onların bilinen ahlaki durumlarıyla çelişen bir şeydir.

وما كنا قط نوصف بالسرقة وهي منافية لحالنا
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, Ya'kub'un çocuklarının kimseye zulmetmediğine, kimsenin ekinine zarar vermediğine ve develerinin ağızlarına başkalarının tarlalarına girip zarar vermemesi için bağ vurduklarına dair rivayeti nakleder. Ayrıca yanlarındaki (unutulan) sermayeyi/malı geri verdiklerini belirtir ve bulduğunu geri veren kimsenin hırsız olamayacağı sonucuna işaret eder.

يروى أنهم كانوا لا ينزلون على أحد ظلما ولا يرعون زرع أحد وأنهم جمعوا على أفواه إبلهم الأكمة لئلا تعيث في زروع الناس
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre kavmin bu kişileri tanıdıklarından itibaren onlardan gördükleri güzel davranış ve tutum sayesinde onların karakterinin bu (kötü) sıfatı gerektirmediğini kesin olarak bilip kavradıkları anlatılmaktadır.

أي لقد تحققتم وعلمتم منذ عرفتمونا لأنهم شاهدوا منهم سيرة حسنة أنا أي ليست سجايانا تقتضي هذه الصفة
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre bu ayetlerde kral görevlilerinin sikke/su kabını (savâ') kaybettiklerini ilan edip onu bulana bir yük deve yükü ödül vaat ettikleri, bunu getirecek kişiye bu ödülün kefili olduklarını bildirdikleri anlatılır. Yusuf'un kardeşleri ise Allah adına yemin ederek kendilerinin bozgunculuk yapmaya gelmediklerini ve hırsız olmadıklarını, bu iddialarını daha önceki gelişlerinde ve krala girip çıkmalarında gösterdikleri emanet ve dürüstlükle (mesela erzak bedelini yüklerine geri koymaları, hayvanların ağızlarını başkalarının ekinine zarar vermesin diye bağlamaları gibi) delillendirdiklerini belirtir.

وفيه دليل على جواز الجعالة وضمان الجعل قبل تمام العمل. قالوا تالله قسم فيه معنى التعجب، التاء بدل من الباء مختصة باسم الله تعالى

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler, kardeşlerin yeminle hırsızlık ve bozgunculuk iddiasını reddettiklerini ve bu iddianın kendi bilinen dürüst davranışlarıyla (azığı geri verme, kimseye zulmetmeme, hayvanların başkasının ekinine zarar vermesini önleme gibi) çeliştiğini vurgular. Geçmişteki emin tutumları, iddianın asılsızlığının kanıtı olarak sunulur.

Differences

Taberî dil/belağat açısından 'tallahi' ifadesindeki yemin vâvının tâya dönüşümünü inceleyerek dilbilimsel bir katkı sunar; Zemahşerî ve İbn Kesîr meseleyi daha çok ahlaki/karakter bağlamında ele alır; Kurtubî rivayetlere dayanarak somut davranış örnekleri verir; Beydâvî ise olayı hem dil hem bağlam hem de fıkhi açıdan (ödül vaadinin hukuki boyutu) değerlendirerek daha kapsamlı bir yorum sunar.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî dil ve rivayet ağırlıklı bir yöntemle ayeti açıklarken, sonraki müfessirler (Zemahşerî, Kurtubî, İbn Kesîr) bağlamsal ve ahlaki yorumu öne çıkarır; en son dönem müfessiri Beydâvî ise önceki birikimi sentezleyip fıkhi bir katman ekleyerek yorumu zenginleştirir. Temel anlayış zaman içinde sabit kalmış, sadece yöntem ve vurgu açısından derinleşme görülmüştür.

Modern connection

Bu ayet, bir kişinin geçmişte gösterdiği dürüst ve güvenilir tutumun, zor bir durumda kendisi için en güçlü savunma olabileceğini hatırlatır. Aile ve toplum içinde ihlasla sürdürülen doğru davranışlar, güven inşasında kalıcı bir zemin oluşturur. Bu bağlamda ayet, bireyin ahlaki tutarlılığının toplumsal itibarla nasıl iç içe geçtiğine dair sabırlı bir düşünce sunar.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar