فَلَمَّا رَجَعُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَبِيهِمْ قَالُوا۟ يَٰٓأَبَانَا مُنِعَ مِنَّا ٱلْكَيْلُ فَأَرْسِلْ مَعَنَآ أَخَانَا نَكْتَلْ وَإِنَّا لَهُۥ لَحَٰفِظُونَ

“So when they went back to their father they said: O our father! The measure is denied us, so send with us our brother that we may obtain the measure, surely we will guard him well.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî bu ifadeyi, kardeşlerin Yûsuf'a kendileriyle birlikte kardeşlerini de göndermesini isteme bağlamında açıklar; kardeş de topluluğa dahil olduğundan onun kendisi için ölçmesi ile hepsinin kendileri için ölçmesi aynı anlama gelir. Ona göre haberin tekil lafızla kendisinden veya çoğul lafızla hepsinden verilmesi arasında fark yoktur, çünkü kastedilen anlam zaten anlaşılmaktadır.

فهو إذن اكتال لنفسه واكتالوا هم لأنفسهم، فقد دخل الأخ في عددهم، فسواء كان الخبر بذلك عن خاصة نفسه، أو عن جميعهم بلفظ الجميع، إذ كان مفهوما معنى الكلام وما أريد به
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre 'يكتل/نكتل' kelimesindeki kıraat farklılıkları, ayetin öncesinde geçen iki farklı görüşü destekleme işlevi görmektedir; Hamza ve Kisâî'nin ye ile okuyuşu birinci görüşü, diğer kurrânın nun ile okuyuşu ise ikinci görüşü kuvvetlendirmektedir.

قرأ حمزة والكسائي : { * يكتل } بالياء ، والباقون بالنون ، والقراءة الأولى تقوى القول الأول ، والقراءة الثانية تقوي القول الثاني
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 'nekteli/yekteli' kıraat farkını ele alır; kelimenin aslının 'nektâlü' olduğunu, cezm sebebiyle harekenin, sakinlerin peş peşe gelmesi sebebiyle elifin düştüğünü açıklar. Nun ile okunan kıraatin (nekteli), kardeşin de ölçüye/kileye dahil olan herkesten biri olmasını sağladığı için Ebu Ubeyd tarafından tercih edildiğini, ye ile okunan kıraatte ise bunun sadece kardeşe has olacağı iddiasını nakleder. Nahhâs'ın buna itirazını da aktararak, ye ile okunsa da anlamın takdim-tehir ya da bağlamdaki 'lâ keyle leküm' ifadesiyle yine herkesi kapsayacağını belirtir.

وقراءة أهل الحرمين وأبي عمرو وعاصم نكتل بالنون وقرأ سائر الكوفيين يكتل بالياء والأول اختيار أبي عبيد ليكونوا كلهم داخلين فيمن يكتال
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre Yusuf'un kardeşleri, babalarına eğer Bünyamin'i kendileriyle göndermezse bundan sonra kendilerine zahire verilmeyeceğini, ama onu gönderdiği takdirde erzak alabileceklerini ve onu koruyacaklarına söz verdiklerini belirtmişlerdir. Metin ayrıca 'nekteli' fiilinin okunuşuna dair bir kıraat farkını da nakletmektedir; bazı kıraatlerde bu fiil 'ye' harfiyle 'yekteli' şeklinde okunmuş olup bu durumda fiilin öznesi Bünyamin'in kendisi olmaktadır.

يعنون بعد هذه المرة إن لم ترسل معنا أخانا بنيامين لا نكتل فأرسله معنا نكتل وإنا له لحافظون قرأ بعضهم بالياء أي يكتل هو
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre kardeşler babalarına dönüp erzak ölçeğinin kendilerine engellendiğini, bu engelin Bünyamin'i götürmedikleri sürece devam edeceğini bildirdiler ve onu götürmeleri halinde ölçeğin verileceğini söylediler. Yakup ise, oğulları hakkında daha önce Yusuf için de aynı güvence sözlerini verdiklerini ama onu koruyamadıklarını hatırlatarak, gerçek koruyucunun ancak Allah olduğunu, kendisinin O'na tevekkül edip işini O'na havale ettiğini ve Allah'ın merhametinden kendisini iki musibeti bir arada yaşamaktan koruyacağını ümit ettiğini belirtti.

قال هل آمنكم عليه إلا كما أمنتكم على أخيه من قبل وقد قلتم في يوسف: وإنا له لحافظون. فالله خير حافظا فأتوكل عليه وأفوض أمري إليه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ifade Yusuf'un sözünü hatırlatmaktadır; 'onu getirmezseniz artık ölçek yok' anlamına gelir, yani ölçek yasağının kaldırılması ve ihtiyaç kadar zahire verilmesi kastedilmektedir. Ayrıca 'nekteli' yerine 'yekteli' şeklindeki bir kıraate göre, kardeşlerinin ölçek almasının kendi ölçek almalarına eklenmesi veya onun gelişinin ölçek almaya sebep olması anlamı da verilmiştir.

نرفع المانع من الكيل ، ونكتل من الطعام ما نحتاج إليه

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetin, kardeşlerin Bünyamin'i götürmedikleri takdirde erzak (ölçek) verilmeyeceğine dair Yusuf'un şartını babalarına iletmeleriyle ilgili olduğunda birleşir. Ayrıca hemen hepsi 'nekteli/yekteli' kıraat farkını merkeze alarak, bu farkın fiilin öznesini (kardeşler topluluğu mu, yoksa sadece Bünyamin mi) nasıl etkilediğini tartışır.

Differences

Taberî, tekil-çoğul lafız farkının anlamda bir değişiklik yaratmadığını, kastın zaten anlaşıldığını savunarak konuyu sadeleştirir. Kurtubî ve İbn Kesîr kıraat nakillerini daha ayrıntılı sarf-nahiv tahliliyle sunar; Kurtubî ayrıca Ebû Ubeyd'in tercihini ve Nahhâs'ın itirazını aktararak tartışmayı derinleştirir. Râzî kıraat farkını ayetin öncesindeki iki görüşe destek unsuru olarak konumlandırırken, Zemahşerî ve Beydâvî bağlamsal okumaya (Yusuf kıssasıyla ilişki, Yakup'un tevekkülü) daha çok yer verir.

Historical context

Taberî'nin erken dönemdeki sade dilbilimsel yaklaşımı, sonraki müfessirlerde kıraat farklarının daha sistematik sarf-nahiv ve delâlet tartışmalarına dönüştüğü görülür; Kurtubî ve Beydâvî gibi görece daha sonraki isimler önceki nakilleri harmanlayıp itirazlarla zenginleştirmiştir. Temel mesele -kardeşin ölçeğe dahil olup olmadığı- dönemler boyunca sabit kalmış, sadece açıklama yöntemi ve ayrıntı düzeyi değişmiştir.

Modern connection

Bu ayet çevresindeki tartışma, bir söz veya sorumluluğun bireysel mi yoksa topluluğu kapsayıcı mı olduğu meselesini hatırlatır; aile ve toplum içinde verilen sözlerin herkesi bağlayan bir dayanışma bilinciyle taşınması öğütlenebilir. Yakup'un tevekkül tavrı ise, insanın elinden geleni yaptıktan sonra sonucu sabırla ve güvenle beklemesine dair örnek olarak düşünülebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar