فَلَمَّا رَءَا قَمِيصَهُۥ قُدَّ مِن دُبُرٍ قَالَ إِنَّهُۥ مِن كَيْدِكُنَّ إِنَّ كَيْدَكُنَّ عَظِيمٌ

“So when he saw his shirt torn from behind, he said: Lo! this is of the guile of you women. Lo! the guile of you is very great.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî, ayetteki şahidin kadının ailesinden biri olduğunu ve onun gömleğin durumuna bakarak aralarında hüküm verdiğini nakleder; ayrıca şehadet ifadesinde 'en' edatının hazfedilmesinin sebebini, şehadetin 'kavl' (söz) anlamına yorulmasıyla açıklar. Bu sözün kadının kocasına ait bir haber olup 'bu iş sizin hilenizdendir, kadınların hilesi büyüktür' anlamına geldiği de nakledilen görüşlerden biridir; bir başka görüşe göre ise bu ifade şahidin kendi sözüdür.

وإنما حذفت «أن» التي تتلقى بها الشهادة، لأنه ذهب بالشهادة إلى معنى القول، كأنه قال: وقال قائل من أهلها: إن كان قميصه
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre bu ayette hitap Züleyha'ya ve onun şahsında bütün kadınlara yöneliktir. Kadınların hilesinin (kaydının) 'büyük' olarak nitelenmesi, hile erkekte de bulunsa da kadınların bu konuda daha ince, daha nafiz ve daha maharetli olmalarından, bu yolla erkeklere galip gelmelerinden kaynaklanır. Ayrıca metinde 'Yûsuf' seslenişinde nida harfinin hazfedilmesi, onun bu hitaba zaten aşina ve yakın biri olmasından, ona bir yakınlık ve nezaket kazandırmak içindir.

وإنما استعظم كيد النساء لأنه وإن كان في الرجال ، إلا أن النساء ألطف كيدا وأنفذ حيلة . ولهن في ذلك نيقة ورفق ، وبذلك يغلبن الرجال
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Râzî bu bölümde 'kiydekünne azîm' ifadesini yorumlarken kadının hilesinin büyük olarak nitelendirilmesine yönelik itirazı ele alır; insan yaratılışının meleklere, göklere ve yıldızlara göre zayıf sayıldığı halde kadın hilesinin insana göre büyük tanımlanmasında bir çelişki olmadığını, ayrıca kadınların bu konuda erkeklerde bulunmayan hile ve tuzak yolları olduğunu, kadın hilesinin doğuracağı ar ve rezaletin erkek hilesinden daha fazla olduğunu belirtir. Ayrıca kavmin Yusuf'un suçsuzluğu ortaya çıktığında bunu gizlemek için sustuklarını nakleder.

والجواب عن الأول : أن خلقة الإنسان بالنسبة إلى خلقة الملائكة والسموات والكواكب خلقة ضعيفة وكيد النسوات بالنسبة إلى كيد البشر عظيم ولا منافاة بين القولين وأيضا فالنساء لهن في هذا الباب من المكر والحيل ما لا يكون للرجال
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette 'إنه من كيدكن' ifadesinin kimin sözü olduğu hususunda iki görüş nakleder: bazılarına göre bunu Aziz (Yusuf'un efendisi) kadının 'eşine kötülük yapmak isteyenin cezası nedir' sözü üzerine söylemiştir, bazılarına göre ise şahit söylemiştir. Kayd kelimesinin mekr ve hile anlamına geldiğini belirtir ve 'azîm' (büyük) sıfatının, kadınların tuzağının büyüklüğüne ve kendilerini kurtarma konusundaki hilelerinin büyüklüğüne işaret ettiğini aktarır. Ayrıca bir hadis rivayeti nakleder: Peygamber, kadınların hilesinin şeytanın hilesinden daha büyük olduğunu, çünkü Allah'ın şeytanın hilesini 'zayıf' diye nitelendirdiğini, kadınların hilesini ise 'azîm' (büyük) diye nitelendirdiğini söylemiştir.

وإنما قال عظيم لعظم فتنهن واحتيالهن في التخلص من ورطتهن وقال مقاتل عن يحيى بن أبي كثير عن أبي هريرة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم : ( إن كيد النساء أعظم من كيد الشيطان لأن الله تعالى يقول : إن كيد الشيطان كان ضعيفا وقال : إن كيدكن عظيم
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu metin, Yûsuf'un kocasının, Yûsuf'un doğru söylediğini ve kadının onu iftira ederek yalanladığını anladıktan sonra, bu iftirayı kadınların hilelerinden biri olarak nitelendirdiğini belirtir. Ardından kocanın Yûsuf'a olayı gizlemesini emrettiği ifade edilir.

أي لما تحقق زوجها صدق يوسف وكذبها فيما قذفته ورمته به أي إن هذا البهت واللطخ الذي لطخت عرض هذا الشاب به من جملة كيدكن
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre 'إنه من كيدكن' ifadesindeki zamir kadının söylediği söze veya bu olaya işaret eder; şahit 'kadınların hilesi elbette çok büyüktür' derken bunu kadınların hilesinin daha ince, kalbe daha yapışkan ve nefiste daha etkili olmasıyla, ayrıca erkeklerle doğrudan yüzleşip şeytanın da bu konuda gizlice vesvese vermesiyle açıklar. Yusuf'a yapılan hitapta seslenme harfinin hazfedilmesi onun yakınlığına ve konuşmayı hemen kavramasına bağlanır; 'Bunu gizle, söz etme' emri ile Râîl'e (kadına) günahından dolayı tövbe/istiğfar çağrısı yapılır. 'el-Hâtiîn' kelimesi kasıtlı günah işleyenler anlamındaki 'hatie' kökünden gelir ve dişil toplulukta erkek çoğul kalıbının kullanılması taglîb kaidesiyle izah edilir.

إن كيدكن عظيم فإن كيد النساء ألطف وأعلق بالقلب وأشد تأثيرا في النفس ولأنهن يواجهن به الرجال والشيطان يوسوس به مسارقة. يوسف حذف منه حرف النداء لقربه وتفطنه للحديث.

Comparison

Common ground

Müfessirlerin tamamı 'kaydekünne azîm' ifadesinin kadın hilesinin büyüklüğüne işaret ettiğinde ve bunun kadınların erkeklere göre daha ince, nüfuz edici ve maharetli bir hile kabiliyetine sahip olmasından kaynaklandığında birleşir. Ayrıca sözün kime ait olduğu (şahit mi, Aziz mi) konusunda hemen hemen hepsi bu tartışmayı nakleder; dil ve belağat tahlili (edat/nida hazfi, zamir işareti) ortak yöntem olarak kullanılır.

Differences

Taberî ve Kurtubî rivayet ağırlıklı yaklaşarak sözün kime ait olduğuna dair farklı nakilleri sıralamakla yetinirken, Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat tahliline (nida harfinin hazfi, taglîb kaidesi, kelime kökü) daha çok önem verir. Râzî ise akli-mukayeseli bir yöntemle olası bir itiraza cevap vererek meseleyi kelam/mantık zeminine taşır. İbn Kesîr diğerlerinden farklı olarak olayın bağlamına (kocanın tepkisi, gizleme emri) odaklanıp dilsel tartışmalara girmez. Kurtubî ayrıca bir hadis nakli ekleyerek meseleye rivayet temelli bir derinlik katar.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet nakline ve dilsel izahın temel sorularına (kimin sözü, edat hazfi) odaklanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî) bu temel üzerine daha sistematik belağat ve akli tahlil katmanları eklemiştir. Kurtubî ve İbn Kesîr gibi daha sonraki müfessirler ise rivayet ve bağlamsal okumayı bu birikimle birleştirerek daha bütüncül bir yorum sunar. Temel mesaj (kadın hilesinin büyüklüğü ve bunun sebebi) yüzyıllar boyunca sabit kalmış, ancak açıklama yöntemleri ve vurgu noktaları zenginleşerek çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, insan ilişkilerinde hakikatin er ya da geç ortaya çıkacağına, hatanın gizlenmesi yerine kabul edilip tövbeyle düzeltilmesinin önemine dair bir hatırlatma olarak okunabilir. Aile içi iletişimde ihlas, sabır ve doğruluğun korunması, toplumsal huzurun temeli olarak görülebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete getirdiği çok yönlü yaklaşımlar, ilim geleneğinde çeşitli bakış açılarına saygı ve yorum zenginliğinin bir örneği olarak değerlendirilebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar