وَرَٰوَدَتْهُ ٱلَّتِى هُوَ فِى بَيْتِهَا عَن نَّفْسِهِۦ وَغَلَّقَتِ ٱلْأَبْوَٰبَ وَقَالَتْ هَيْتَ لَكَ قَالَ مَعَاذَ ٱللَّهِ إِنَّهُۥ رَبِّىٓ أَحْسَنَ مَثْوَاىَ إِنَّهُۥ لَا يُفْلِحُ ٱلظَّٰلِمُونَ
“And she, in whose house he was, asked of him an evil act. She bolted the doors and said: Come! He said: I seek refuge in Allah! Lo! he is my lord, who hath treated me honourably. Lo! wrong-doers never prosper.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Bu metinde Taberî, Yusuf suresindeki 'هيت لك' ifadesinin kıraat farklılıklarını ve anlamını ele almaktadır; ifadenin 'gel, yaklaş' anlamına geldiğini, ayrıca tekil-çoğul-müzekker-müennes ayrımı yapılmayan sabit bir kalıp olduğunu aktarmaktadır. Bunun yanında 'إنه ربي' ifadesindeki 'ربي' kelimesinin 'efendim/sahibim' (kadının kocası Ezîz) anlamına geldiği ve Yusuf'un ona ihanet etmeyeceğini ifade ettiği belirtilmektedir. Ayrıca 'معاذ الله' ifadesinin dilde mastarın fiil yerine nasb ile kullanılması kuralına göre şekillendiği açıklanmaktadır.
فقرأته عامة قراء الكوفة والبصرة: {هيت لك} بفتح الهاء والتاء، بمعنى: هلم لك وادن وتقرب
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre 'ekrimî mesvâhu' ifadesi Yûsuf'a ihsanla davranılıp, iyi bir şekilde ağırlanmasını, nefsinin yanlarında hoş ve rahat olmasını sağlamayı ifade eder. Ayrıca 'heyte leke' ifadesinin farklı kıraatlerini ve dilbilimsel yapısını (heyte, hi't, hey'et gibi okuyuşlar) 'hazır ol/gel buraya' anlamına geldiğini açıklar. Kadının sözündeki 'rabbî' ifadesiyle kastının kocası (Kıtfîr) olduğunu, onun kendisine 'buna iyi davran' dediğini, dolayısıyla ona kötülük ve ihanetle karşılık vermenin uygunsuzluğunu vurguladığını belirtir.
والمراد تفقديه بالإحسان وتعهديه بحسن الملكة ، حتى تكون نفسه طيبة في صحبتنا ، ساكنة في كنفنا . ويقال للرجل : كيف أبو مثواك وأم مثواك لمن ينزل به من رجل أو امرأة
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre Yusuf'un kadına verdiği cevapta üç husus bulunmaktadır: efendisinin ona iyilik ettiği, dolayısıyla bu iyiliğe ihanetle karşılık vermenin akla ve ahlaka aykırı olduğu, kendine zarar vermekten kaçınmanın gerekliliği ve bu yasak lezzetin peşinden dünyada rezillik, ahirette şiddetli azap geleceği gerçeği. Ayrıca Yusuf'un 'Allah'a sığınırım' sözü, Allah'tan kendisinde itaat dâsiyesini (motivasyonunu) yaratmasını ve günah dâsiyesini kalbinden gidermesini talep etmesi anlamına gelir, çünkü Allah'ın kudret, akıl ve engelleri kaldırma bağlamında yapabileceği her şeyi zaten yapmıştır.
والدليل على أن المراد ما ذكرناه ما نقل أن النبي صلى الله عليه وسلم لما وقع بصره على زينب قال : ( يا مقلب القلوب ثبت قلبي على دينك ) وكان المراد منه تقوية داعية الطاعة ، وإزالة داعية المعصية فكذا ههنا
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr'e göre Yusuf, Züleyha'nın davetinden şiddetle kaçınmış ve bu direnişini 'efendim (rabbî)' ifadesiyle gerekçelendirmiştir. Burada 'rab' kelimesinin Arap dilinde efendi ve büyük kişi için de kullanıldığı belirtilmiş, yani 'kocan benim efendimdir' anlamına geldiği açıklanmıştır. Yusuf, kendisine güzel bir konak ve iyilik sağlayan efendisinin evinde ona ihanet edip fuhuş yapamayacağını ifade etmektedir.
وكانوا يطلقون الرب على السيد والكبير أي إن بعلك ربي أحسن مثواي أي منزلي وأحسن إلي فلا أقابله بالفاحشة في أهله
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî bu bölümde 've galleqati'l-ebvâbe' ifadesindeki tağlîzin çokluk veya kilitleme konusundaki ısrarı ifade ettiğini, 'heyte leke' ifadesinin farklı kıraatlerle 'gel/hazırlan' anlamına geldiğini, 'meâzallah' ifadesinin Allah'a sığınma anlamı taşıdığını açıklar. 'Rabbî ahsene mesvây' ifadesindeki 'rabb' kelimesinin efendisi (Kutfîr) olduğu ya da Allah olduğu şeklinde iki görüş nakleder; ikinci görüşe göre Yusuf, Allah'ın kendisine verdiği nimete karşı isyan etmeyeceğini kastetmektedir. Son olarak 'lâ yuflihu'z-zâlimîn' ifadesinin ya haksızlık yapanları ya da özel olarak zina edenleri kapsadığına dair iki yorum sunar.
وقيل الضمير لله تعالى أي إنه خالقي أحسن منزلتي بأن عطف على قلبه فلا أعصيه. إنه لا يفلح الظالمون المجازون الحسن بالسيئ. وقيل الزناة فإن الزنا ظلم على الزاني والمزني بأهله.
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, 'المراودة' kelimesinin köken ve anlamını dilbilimsel olarak açıklar; bu kelimenin yumuşaklıkla ve nezaketle bir şeyi isteme, talep etme anlamına geldiğini belirtir. Ayrıca 'هيت لك' ifadesindeki çok sayıda kıraat farklılığını (fetha, kesre, hemze, damme gibi) ve bunların dilcilerce farklı yorumlanışını aktarır; bazı âlimlere göre bu kelimenin Süryanice, Kıptice veya Havran lehçesinden Arapçaya geçmiş 'gel' anlamında bir davet ifadesi olduğunu nakleder. 'إنه ربي' ifadesinin ise Yusuf'un efendisini kastettiği ve ona ihanet etmeyeceği anlamına geldiği görüşünü de aktarır.
وأصل المراودة الإرادة والطلب برفق ولين
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler 'heyte leke' ifadesinin kıraat farklılıklarını ve 'gel/hazırlan' anlamına geldiğini kabul eder; ayrıca 'rabbî' ifadesinin öncelikli olarak Yusuf'un efendisi (Kıtfîr/Ezîz) olduğu ve Yusuf'un kendisine iyilik eden efendisine ihanet etmeyeceğini vurguladığı yönünde ittifak vardır. Hepsi dil/belağat analizini temel yöntem olarak kullanır.
Differences
Taberî ve Kurtubî kıraat farklılıklarını rivayet zinciriyle ve dilsel köken tartışmalarıyla (Süryanice, Kıptice gibi) daha ayrıntılı ele alırken, Zemahşerî sözdizimsel-anlamsal tahlile ağırlık verir. Beydâvî 'rabbî' ifadesi için Allah yorumunu da alternatif olarak sunar, bu diğerlerinde daha geri planda kalır. Râzî ise kelâmî/itikadî bir boyut ekleyerek 'meâzallah' ifadesini kaza-kader tartışmasına bağlar; bu, diğer müfessirlerde görülmeyen ekolüne özgü bir yaklaşımdır. İbn Kesîr ise meseleyi daha sade, doğrudan ahlaki bir çerçevede sunar.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren dil ve rivayet temelli yöntem sabit kalmış; sonraki müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî, Kurtubî) bu temeli korurken üzerine belâgat inceliği, kelâmî tartışma veya çoğullaştırılmış yorum katmanları eklemiştir. Yani zamanla dilbilimsel analiz zenginleşmiş, tefsir metodolojisine kelâmî ve yorumsal çeşitlilik dahil olmuştur, fakat temel anlam çizgisi değişmemiştir.
Modern connection
Bu ayet, kişinin kendisine güvenilen bir konumda bulunduğunda ahlaki duruşunu koruma ve nankörlükten kaçınma temasını hatırlatır; iyiliğe iyilikle karşılık verme ve emanete sadakat gibi evrensel bir ahlaki ilke içerir. Ayrıca sabır ve nefsi kontrol gibi kişisel gelişim bağlamında düşünülebilecek bir örnek sunar; bu tür okumalar, günlük yaşamda ilişkilerde dürüstlük ve vefa duygusunu güçlendirmeye yönelik bir hatırlatma olarak değerlendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar