قَالُوا۟ يَٰصَٰلِحُ قَدْ كُنتَ فِينَا مَرْجُوًّا قَبْلَ هَٰذَآ أَتَنْهَىٰنَآ أَن نَّعْبُدَ مَا يَعْبُدُ ءَابَآؤُنَا وَإِنَّنَا لَفِى شَكٍّ مِّمَّا تَدْعُونَآ إِلَيْهِ مُرِيبٍ
“They said: O Salih! Thou hast been among us hitherto as that wherein our hope was placed. Dost thou ask us not to worship what our fathers worshipped? Lo! we verily are in grave doubt concerning that to which thou callest us.” — M. M. Pickthall
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre Semûd kavmi Salih peygambere, kendisinden önce onda liderlik ve itibar umduklarını, ancak getirdiği tevhid çağrısı karşısında şüpheye düştüklerini söylemiştir. Onlar atalarının taptığı ilahlara tapmayı bırakmaları konusunda kendilerini menetmesine itiraz etmişler, çünkü Allah'ın tekliğine dair söylediklerinin doğruluğunu bilmediklerini ifade etmişlerdir. 'Mürîb' kelimesi ise şüphe ve kuşku doğuran, insanı tereddüde sevk eden bir davranış anlamındadır.
قالت ثمود لصالح نبيهم: أي كنا نرجو أن تكون فينا سيدا {قبل هذا} القول الذي قلته لنا من أنه مالنا من إله غير الله يقول: أتنهانا أن نعبد الآلهة التي كانت آباؤنا تعبد
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre âyetteki 'şek' ifadesi, kişinin nefy ile isbat arasında tereddüt içinde kalmasını belirtir; 'mürîb' ise onun hakkında kötü zan besleyen kimseyi ifade eder. Râzî'ye göre 'şek' sözüyle kastedilen, muhataplarının inancında sözünün doğruluğunun ağır basmamış olmasıdır; 'mürîb' sözüyle ise sözünün bozukluğunun (fesadının) inançlarında ağır basmış olması kastedilmiştir. Bu ikinci ifade, onun sözünü çürütme ve geçersiz kılmada bir mübalağa taşımaktadır.
والشك هو أن يبقى الإنسان متوقفا بين النفي والإثبات والمريب هو الذي يظن به السوء
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî, İbrahim suresindeki benzer ifadeyle (تدعوننا) buradaki hitap arasındaki farkı, birinin Salih'e diğerinin ise resullere yönelik hitap olmasına bağlar; ayrıca 'reyb' kelimesinin 'aratbe' fiilinden geldiğini, birine karşı kuşku uyandıracak bir davranışta bulunmak anlamına geldiğini açıklar.
من أربته فأنا أريبه إذا فعلت به فعلا يوجب لديه الريبة
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
Bu müfessire göre ayette kastedilen anlam, muhataplarının kendisine 'senin aklından ümitliydik, sen bu söylediğin sözü söylemeden önce (aklın böyle şeyler söylemene engel olacağını düşünüyorduk)' demeleridir. Ayrıca 'şek' kelimesinin, atalarının üzerinde bulunduğu inancın büyük bir şüphe (yani temelsizlik) içerdiğine işaret ettiği belirtilmektedir.
كنا نرجوك في عقلك قبل أن تقول ما قلت وما كان عليه أسلافنا أي شك كثير
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre kavmin 'seni umut bağlanan biri sanıyorduk' sözü, Salih'te akıl ve doğruluk emareleri gördükleri için onu kendilerine efendi ve müsteşar, ya da dinde kendilerine uyacak biri olarak ummalarına dayanır; bu sözü işitince ondaki umutları kesilmiştir. Salih'in cevabı ise, eğer Rabbinden apaçık bir delil ve rahmet (peygamberlik) üzere ise, ona isyan ettiğinde Allah'ın azabından kendisini kimsenin koruyamayacağını, kavmine uymasının kendisine ancak hüsran getireceğini bildirir.
قد كنت فينا مرجوا قبل هذا لما نرى فيك من مخايل الرشد والسداد أن تكون لنا سيدا ومستشارا في الأمور، أو أن توافقنا في الدين فلما سمعنا هذا القول منك انقطع رجاؤنا عنك.
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler ayetin Salih'in kavmiyle diyaloğundaki 'şek' ve 'mürîb' kelimelerinin dil/belağat tahliline dayandığını kabul eder; ortak nokta kavmin Salih'ten önce ona duyduğu umut ve güvenin, tevhid çağrısıyla birlikte şüphe ve tereddüde dönüştüğü tespitidir.
Differences
Taberî ve İbn Kesîr, kavmin sözünü daha çok siyasi/toplumsal beklenti (liderlik, akıl, itibar) kaybı çerçevesinde yorumlarken; Râzî kelimenin anlam derinliğine (nefy-isbat arası tereddüt, sözün fesadına dair kötü zan) odaklanarak daha analitik bir okuma sunar. Kurtubî farklı bir surede geçen benzer ifadeyle karşılaştırmalı dilbilimsel bir yaklaşım getirir. Beydâvî ise kavmin umudunun kaynağını Salih'teki akıl ve doğruluk emarelerine bağlayıp, Salih'in cevabındaki ilahi koruma vurgusuna dikkat çeker; bu farklar dönemin tefsir yönteminden (rivayet ağırlıklı/dil ağırlıklı/mantıki) kaynaklanır.
Historical context
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte temel dilbilimsel çerçeve sabit kalmış, ancak zamanla İbn Kesîr'de rivayet ağırlıklı sadelik, Râzî'de mantıki-kelamî derinlik, Beydâvî'de ise özlü sentezleyici bir üslup ön plana çıkmıştır; yorum çeşitliliği kelimenin kök anlamı etrafında şekillenmiş, temel mesaj değişmemiştir.
Modern connection
Bu ayet, bir kişiye duyulan güvenin ilkeli bir çağrı karşısında sınandığı durumlarda, doğru bildiğini ifade etmenin bazen toplumsal beklentilerle çelişebileceğini hatırlatır. Bu bağlamda ilim ve iman arasında sabırla köprü kurmak, ihlasla hareket etmek ve toplumsal onaydan bağımsız doğruyu savunabilmek, günümüzde de değerli bir tutum olarak değerlendirilebilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar