“As for those who will be wretched (on that day) they will be in the Fire; sighing and wailing will be their portion therein,” — M. M. Pickthall
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified
Zemahşerî'ye göre müşrikler ve putları aynı kategoride (cehennem ehli) sayıldıklarından, zafirin (haykırma/inleme) fiilini yalnızca insanlara ait olsa da her ikisine birden nispet etmek galebe (tağlîb) kuralıyla ve karışıklığa yer olmadığı için mümkündür. Ayrıca 'hasab' kelimesi 'mahsûb' (ateşe atılan) anlamındadır; İbn Mesud'dan nakledilen bir görüşe göre onlar ateşten tabutlara konulup hiçbir şey işitemeyecek şekilde kılınırlar, ya da Allah onları kör ettiği gibi sağır da kılabilir.
قلت : إذا كانوا هم وأصنامهم في قرن واحد ، جاز أن يقال : لهم زفير ، وإن لم يكن الزافرين إلا هم دون الأصنام للتغليب ولعدم الإلباس . والحصب : المحصوب ، أي يحصب بهم في النار
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified
Bu metinde Râzî, cehennem ehlinin çıkardığı 'zefîr' ve 'şehîk' seslerinin ne anlama geldiğine dair çeşitli dilbilimsel görüşleri (Halîl, Leys, Ferrâ, Hasan) sıralar; zefîrin göğsü hapsolmuş nefesle doldurma, şehîkin ise o nefesi çıkarma olduğunu, ayrıca zefîrin şiddetli ateşin alevlenmesiyle yükselme anlamına geldiğini nakleder. Bazı görüşlere göre cehennem ehli ateşin alevi ile yukarı kaldırılır, kurtulmayı ümit ettiklerinde melekler demir topuzlarla onları en aşağı tabakaya geri iterler. Ayrıca zefîrin kuvvete, şehîkin ise zayıflığa işaret ettiği, bunun da dünya lezzetlerine olan güçlü meyillerini ve ruhani kemale ulaşmadaki zayıflıklarını simgeleyebileceği belirtilir.
قال الحسن : قد ذكرنا أن الزفير عبارة عن الارتفاع . فنقول : الزفير لهيب جهنم يرفعهم بقوته حتى إذا وصلوا إلى أعلى درجات جهنم وطمعوا في أن يخرجوا منها ضربتهم الملائكة بمقامع من حديد ويردونهم إلى الدرك الأسفل من جهنم
Kurtubî13. c.✓ Citation verified
Kurtubî bu ayetteki 'zefîr' ve 'şehîk' kelimelerinin anlamı konusunda dilciler ve müfessirler arasındaki çok sayıda farklı görüşü art arda nakleder. Kimine göre zefîr göğüsten çıkan, şehîk boğazdan çıkan sesken, kimine göre bunun tam tersidir; kimileri bunları eşeğin anırma sesinin başlangıcı ve sonuna, kimileri de gam ve hüzünden çıkan nefes seslerine benzetmiştir. Sonuç olarak metin tek bir kesin anlam belirlemez, birden fazla dilsel-lugavî izahı yan yana sunar.
قال الزجاج : الزفير من شدة الأنين والشهيق من الأنين المرتفع جدا قال : وزعم أهل اللغة من الكوفيين والبصريين أن الزفير بمنزلة ابتداء صوت الحمير في النهيق والشهيق بمنزلة آخر صوت الحمار في النهيق
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified
İbn Kesîr, İbn Abbas'tan naklen zefîrin boğazda, şehîkin ise sinede (göğüste) gerçekleşen bir olgu olduğunu belirtir; buna göre onların nefes vermesi zefîr, nefes alması ise şehîktir ve bu, içinde bulundukları azabın şiddetinden kaynaklanır. Zefîr nefeslerin çıkışı, şehîk ise nefeslerin girişi olarak açıklanır.
قال ابن عباس الزفير في الحلق والشهيق في الصدر أي تنفسهم زفير وأخذهم النفس شهيق لما هم فيه من العذاب عياذا بالله من ذلك
Taberî9-10. c.✓ Citation verified
Taberî'ye göre 'zefîr' eşeğin anırışının başlangıcı, 'şehîk' ise anırma bittiğinde nefesin göğüste tekrarlanan son sesidir. Bu ayrım, ashab-ı tefsirden gelen rivayetlerle desteklenmektedir: bazıları şiddetli ses ile zayıf ses olarak, bazıları da zefîri boğazdan gelen ses, şehîki ise göğüsten gelen ses olarak açıklamıştır. Katâde'den nakledilen rivayette de kâfirin ateşteki sesinin eşek sesine benzediği, başının zefîr, sonunun şehîk olduğu belirtilmiştir.
صوت شديد وصوت ضعيف
Beydâvî13. c.✓ Citation verified
Beydâvî'ye göre 'خالدين فيها ما دامت السماوات والأرض' ifadesi, cehennemdeki kalışın gökler ve yerin sürekliliğine bağlı olduğu anlamına gelmez; naslar ebedi kalışı, gökler ve yerin ise sonlu olduğunu göstermektedir. Bu ifade Arapların ebediyeti ve mübalağayı temsil yoluyla anlatma alışkanlığına dayanır. Ayrıca istisna ('إلا ما شاء ربك'), muvahhid fasıkların cehennemden çıkacağına işaret eder ve bu, istisnanın sıhhati için yeterlidir.
بل التعبير عن التأبيد والمبالغة بما كانت العرب يعبرون به عنه على سبيل التمثيل
Comparison
Common ground
Tüm müfessirler 'zefîr' ve 'şehîk' kelimelerinin dilsel kökenine ve cehennem ehlinin çıkardığı seslere odaklanır; bu seslerin şiddetli azabı ve nefes alıp-verme sürecini simgelediği konusunda genel bir uzlaşı vardır.
Differences
Zemahşerî tağlîb kuralıyla dilbilimsel bir izah getirirken, Râzî fizyolojik/tıbbi bir yorum katar; Kurtubî ve Taberî çok sayıda rivayeti (eşek anırması benzetmesi dahil) yan yana sunup kesin bir sonuca varmazken, İbn Kesîr İbn Abbas rivayetiyle net bir ayrım (boğaz/göğüs) yapar. Beydâvî ise konuyu farklı bir yöne çekip ebedi kalış meselesini ele alır; bu farklılıklar dönemsel yöntem farkından (dil/belağat ekolü, rivayet ağırlıklı tefsir, kelamcı yaklaşım) kaynaklanır.
Historical context
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı çoğulcu bir yaklaşım sergilerken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Râzî dil/belağat ve akli-fizyolojik analizlerle metni derinleştirmiş, Kurtubî ve İbn Kesîr ise rivayetleri sistematik biçimde toplayıp aktarmıştır; Beydâvî'de ise kelamcı bir çekince (ebedi kalışın gökler-yerle sınırlı olmadığı) ön plana çıkar. Bu, tefsir usulünün zamanla rivayetten dil ve akıl temelli analizlere doğru çeşitlendiğini, ancak temel meselenin (azabın şiddetini anlatma) sabit kaldığını gösterir.
Modern connection
Bu farklı yorumlar, aynı metnin farklı ilim disiplinleriyle (dil, fizyoloji, rivayet) okunabildiğini, ilim ile iman arasında bir çatışma değil tamamlayıcılık olabileceğini hatırlatır. Ayrıca müfessirlerin ihtilaflarını nezaketle yan yana sunmaları, günümüzde farklı görüşlere karşı hoşgörü ve diyalog kültürü için ilham verici bir örnek sayılabilir.
AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar