إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا وَرَضُوا۟ بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَٱطْمَأَنُّوا۟ بِهَا وَٱلَّذِينَ هُمْ عَنْ ءَايَٰتِنَا غَٰفِلُونَ

“Lo! those who expect not the meeting with Us but desire the life of the world and feel secure therein, and those who are neglectful of Our revelations,” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu metin parçası, ayetle ilgili olarak dünya malına düşkün bir kişinin örneğini aktarır; bu kişi dünya için sevinir, dünya için üzülür, dünya için kızar ve dünya için razı olur şeklinde tasvir edilir. Metin, İbn Zeyd'den nakledilen bir rivayet zinciriyle bu benzetmeyi destekler.

إذا شئت رأيت صاحب دنيا لها يفرح، ولها يحزن، ولها يسخط، ولها يرضى
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî'ye göre 'liḳā'yı ummamak' ifadesi, bu kişilerin âhirete kavuşmayı hiç beklememelerini, akıllarına bile getirmemelerini ifade eder; bu, lezzetlere dalıp dünyayı sevmenin verdiği gaflet yüzündendir. Alternatif olarak bu ifade, mutluların ümit ettiği güzel karşılaşmayı ummadıklarını veya korkulması gereken kötü karşılaşmadan korkmadıklarını da ifade edebilir. Bu kişiler dünyada, oradan hiç çıkarılmayacakmış gibi güvenle yerleşmiş, sağlam binalar kurmuş ve uzak emeller beslemişlerdir.

لا يتوقعونه أصلا ، ولا يخطرونه ببالهم لغفلتهم المستولية عليهم ، المذهلة باللذات وحب العاجل عن التفطن للحقائق
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayetteki 'recâ' (ummak/beklemek) kelimesi burada 'korkmak' anlamındadır; yani bu kişiler ba's'a (öldükten sonra dirilişe) inanmadıkları için ondan korkmazlar. Ayrıca kâdî görüşü olarak recânın aslında sadece menfaatler için kullanıldığı, fakat burada dolaylı olarak zararı da ifade ettiği, çünkü sevabı ummayanın azaptan da korkmayacağı belirtilir; bu durum onların ba's ve neşri inkârlarına bir kinaye olarak yorumlanır.

القول الأول : وهو قول ابن عباس ومقاتل والكلبي : معناه : لا يخافون البعث ، والمعنى : أنهم لا يخافون ذلك لأنهم لا يؤمنون بها
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî, ayetteki 'لا يرجون لقاءنا' ifadesindeki 'rec' (ümit etme) kelimesinin burada 'havf' (korku) anlamında kullanıldığını belirtir; yani onlar ne cezadan korkarlar ne de mükafatı umarlar. Allah'a kavuşmayı zikretmesi, cezayı ve mükafatı büyütmek/vurgulamak içindir. Ayrıca bazı alimlere göre 'rec' kelimesinin havf anlamında kullanılması ancak olumsuzluk (cahd) siyakında olur; başkalarına göre ise anlam buna delalet ettiği her yerde bu mana caizdir.

فالرجاء يكون بمعنى الخوف والطمع أي لا يخافون عقابا ولا يرجون ثوابا وجعل لقاء العذاب والثواب لقاء لله تفخيما لهما
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî, âhirete kavuşmayı ummayanların, öldükten sonra dirilişi inkâr ettikleri ve duyulur olanın ötesindekilerden habersiz kaldıkları için bunu beklemediklerini belirtir. Dünya hayatına rıza gösterip onunla huzur bulanlar ise arzu ve süslerine dalmış, âhireti hiç akıllarına getirmeyen kimselerdir; âyetlerden gafil olanlar da bunlara zıt şeylerle meşgul oldukları için üzerinde düşünmezler. Ayrıca 've' bağlacının, ya aynı grubun iki farklı vasfını (âyetlerden tam gaflet ile şehvete dalma) birleştirmek ya da iki ayrı grubu (bâsı inkâr edenler ile dünya sevgisiyle âhireti düşünmekten alıkonanlar) ayırt etmek amacıyla kullanılmış olabileceğini açıklar.

لا يتوقعونه لإنكارهم البعث وذهولهم بالمحسوسات عما وراءها. ورضوا بالحياة الدنيا من الآخرة لغفلتهم عنها. واطمأنوا بها وسكنوا إليها مقصرين هممهم على لذائذها وزخارفها

Comparison

Common ground

Müfessirlerin ortak vurgusu, ayetin âhirete kavuşmayı 'ummama'yı, ba's/dirilişi inkâr etmekten kaynaklanan bir gaflet ve dünya hayatına aşırı bağlanma hâli olarak okumasıdır. Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî, dünyaya duyulan güven ve rızanın âhireti düşünmeyi engellediği noktasında birleşir.

Differences

Taberî rivayet zincirine dayanarak somut bir insan tipi (dünya için sevinen/kızan kişi) tasviriyle konuyu örneklendirirken; Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî daha çok dil ve belâgat tahliline yönelirler. Râzî ve Kurtubî özellikle 'recâ' kelimesinin burada 'havf' (korku) anlamına geldiğini dilbilimsel şahitlerle tartışırken, Zemahşerî ifadeyi çok anlamlılık ihtimalleriyle (gaflet, ümitsizlik, korkusuzluk) açar. Beydâvî ise ayetteki 've' bağlacının iki farklı okuma imkânı sunduğunu, yani ayetin tek bir grubu mu yoksa iki farklı inkârcı grubu mu tarif ettiğini tartışmaya açar.

Historical context

Taberî'nin erken dönem rivayet ağırlıklı yöntemi, sonraki müfessirlerde yerini giderek dilbilimsel ve mantıksal tahlile bırakmıştır; Zemahşerî ile başlayan belâgat odaklı okuma Râzî'de kelâmî/mantıksal derinlik kazanmış, Kurtubî ve Beydâvî bu birikimi özetleyici bir dille sentezlemiştir. Temel mesaj -dünyaya aşırı bağlılığın âhiret bilincini zedelemesi- dönemler boyunca sabit kalmış, sadece izah yöntemleri çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, günlük hayatın telaşı içinde geçici kazanç ve kayıplara duyulan aşırı bağlılığın, insanı daha kalıcı ve anlamlı bir bakıştan uzaklaştırabileceğini hatırlatabilir. Bilim ve tabiatı anlama çabası ile derin bir iç muhasebe arasında denge kurmak, hem ilmî hem manevi bir olgunluk işareti olarak düşünülebilir. Bu bağlamda, ölçülü bir sabır ve ihlas anlayışı, kişinin dünya ile kurduğu ilişkide ölçüyü korumasına yardımcı olabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar