وَلَا يَحْزُنكَ قَوْلُهُمْ إِنَّ ٱلْعِزَّةَ لِلَّهِ جَمِيعًا هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

“And let not their speech grieve thee (O Muhammad). Lo! power belongeth wholly to Allah. He is the Hearer, the Knower.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Taberî'ye göre bu ayette Allah, Peygamber'e (s.a.v.) müşriklerin sözlerinin ve şirklerinin kendisini hüzünlendirmemesini bildirmektedir; çünkü izzet tamamen Allah'a aittir, dünya ve ahiret izzeti O'na mahsustur ve O, kendisi hakkında batıl söz söyleyen müşriklerden intikam alacaktır, o zaman kimse onlara yardım edemeyecektir.

فإن الله هو المنفرد بعزة الدنيا والآخرة لا شريك له فيها، وهو المنتقم من هؤلاء المشركين القائلين فيه من القول الباطل ما يقولون، فلا ينصرهم عند انتقامه منهم أحد، لأنه لا يعازه شيء.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Bu kısa metin parçası, ayetin sadece referans numarasını (Yunus Suresi 65. ayet) ve ayet metninin başlangıcını ('ولا يحزنك قولهم' - 'Onların sözü seni üzmesin') içermektedir. Zemahşerî'nin bu ayetle ilgili tefsir açıklaması, verilen metin parçasında yer almamaktadır. Dolayısıyla metinden bir görüş çıkarmak mümkün değildir.

يونس : ( 65 ) ولا يحزنك قولهم
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre insanın üzüntüsü, başkasının tehdidinin ve hilesinin kendi durumuna etki edeceğini varsaymasından kaynaklanır; gaybı bilen Allah'tan bunun etkisiz olacağı bildirilince üzüntünün sebebi ortadan kalkar. Allah, Peygamber'i gönderen ve onu bu dine davete memur eden olduğuna göre, ona mutlaka yardım edecek ve zafer verecektir; izzet, kahır ve galibiyet yalnız O'na ait olduğundan korku ortadan kalkar ve güven hasıl olur.

واعلم أن الإنسان إنما يحزن من وعيد الغير وتهديده ومكره وكيده ، لو جوز كونه مؤثرا في حاله ، فإذا علم من جهة علام الغيوب أن ذلك لا يؤثر ، خرج من أن يكون سببا لحزنه
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre, ayette anlamca bir duraklama vardır; 'seni üzmesin' ifadesiyle sözün tamamlanması, onların iftira ve yalanlamalarının kendisini üzmemesi gerektiği anlamındadır. Ardından yeni bir cümle olarak söz devam etmektedir.

تم الكلام أي لا يحزنك افتراؤهم وتكذيبهم لك ثم ابتداء فقال
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

Bu kısa metin, âyet için müstakil bir yorum içermemekte; yalnızca Allah'a ait sözün aktarılacağını belirten bir giriş ifadesi olarak yer almaktadır. Metinde tefsire dair bir açıklama, rivayet veya değerlendirme bulunmamaktadır.

وقال جل جلاله
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî'ye göre Peygamber'i hüzünlendiren şey müşriklerin şirki, yalanlaması ve tehdididir. 'İzzet tamamen Allah'a aittir' ifadesi bir ta'lil (gerekçelendirme) cümlesidir; sanki 'onların sözüyle üzülme, çünkü galebe/üstünlük tamamen Allah'ındır, başkası ondan hiçbir şeye sahip değildir, O onları kahreder ve sana karşı onlara üstünlük verir' denmiştir. Allah'ın 'Semî' ve 'Alîm' olması, onların sözlerini işitip niyetlerini bilerek buna göre karşılık vereceği anlamına gelir.

إن العزة لله جميعا استئناف بمعنى التعليل ويدل عليه القراءة بالفتح كأنه قيل لا تحزن بقولهم ولا تبال بهم لأن الغلبة لله جميعا لا يملك غيره شيئا منها فهو يقهرهم وينصرك عليهم.

Comparison

Common ground

Metin verisi elverdiğince Taberî, Râzî ve Beydâvî'nin ortak vurgusu şudur: ayetteki hüzün müşriklerin söz ve şirkinden kaynaklanmakta, ancak izzet/üstünlük tamamen Allah'a ait olduğu için bu hüznün gerçek bir dayanağı yoktur. Kurtubî ise buna dil/belağat açısından farklı bir katkı sunarak cümlenin nerede tamamlandığını tartışır. Zemahşerî ve İbn Kesîr'e ait metinlerde içerik bulunmadığından değerlendirme dışıdır.

Differences

Taberî ayeti daha çok teselli ve intikam vurgusuyla bağlamsal okurken, Râzî akli-kelami bir çıkarımla üzüntünün psikolojik kökenini ve Allah'ın gaybı bilmesinin bunu nasıl ortadan kaldırdığını izah eder. Beydâvî ise dil/belağat odaklı olarak 'izzet Allah'a aittir' ifadesinin bir ta'lil cümlesi olduğunu, Semî' ve Alîm sıfatlarının işlevini vurgular. Kurtubî'nin katkısı tamamen belâgat eksenlidir ve cümlenin durak noktasına dairdir. Bu farklılıklar müfessirlerin yöntemsel ağırlık noktalarından (rivayet-bağlam, akli-kelami, dil-belağat) kaynaklanmaktadır.

Historical context

Taberî'nin erken dönem bağlamsal-rivayet ağırlıklı yaklaşımı, sonraki dönemlerde Râzî'de akli-kelami bir çerçeveye, Beydâvî ve Kurtubî'de ise dil ve belağat inceliğine evrilmiştir. Temel mesaj -izzetin Allah'a ait olması ve hüznün yersizliği- sabit kalırken, bu mesajın nasıl gerekçelendirildiği zamanla çeşitlenmiştir.

Modern connection

Bu ayet, kişinin başkalarının söz ve tutumlarından etkilenerek iç huzurunu kaybetmemesi, güvenini ve amacını dış eleştirilere bağlamaması gerektiğine dair bir hatırlatma olarak düşünülebilir. Sabır ve ihlas ile yapıcı bir tutum sürdürmenin, toplumsal ilişkilerde ve ibadet hayatında iç dengeyi korumaya yardımcı olabileceği şeklinde ihtiyatlı bir çağrışım yapılabilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar