وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِى ٱلْأَرْضِ لَٱفْتَدَتْ بِهِۦ وَأَسَرُّوا۟ ٱلنَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُا۟ ٱلْعَذَابَ وَقُضِىَ بَيْنَهُم بِٱلْقِسْطِ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“And if each soul that doeth wrong had all that is in the earth it would seek to ransom itself therewith; and they will feel remorse within them, when they see the doom. But it hath been judged between them fairly and they are not wronged.” — M. M. Pickthall

Tafsirs

AI-generated
Taberî9-10. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre kâfirler, dünyada Allah'a itaatte gösterdikleri kusur/ihmal karşısında, Allah'ın kendilerine hazırladığı azabı gözleriyle gördüklerinde pişmanlık duymuşlardır. Ayetteki 'zulüm' burada, ibadete layık olmayana tapmak ve kendisine itaat gerekenin itaatini terk etmek olarak açıklanmıştır. Ayrıca müşriklerin liderlerinin, azabın kendilerini kuşattığını görüp bunun gerçekleşeceğine kesin kanaat getirdiklerinde, pişmanlıklarını tabilerinden/alt tabakalarından gizledikleri belirtilmiş; Allah'ın o gün tabiler ile liderler arasında adaletle hükmedeceği ifade edilmiştir.

يقول تعالى ذكره: ولو أن لكل نفس كفرت بالله. وظلمها في هذا الموضع: عبادتها غير من يستحق عبادة وتركها طاعة من يجب عليها طاعته.
Zemahşerî12. c.✓ Citation verified

Zemahşerî, âyette geçen 'esrarû'n-nedâme' (pişmanlığı gizlediler) ifadesini birkaç açıdan yorumlar: Zalimler karşılaştıkları dehşet verici azap manzarası karşısında şaşkına dönmüş, güçleri elden gitmiş, ağlayıp bağırmaya bile güçleri kalmamış, sadece kalplerinde derin bir pişmanlık ve hasret gizlemişlerdir. Ayrıca bazı görüşlere göre bu gizleme, halkı saptıran liderlerin utanç ve kınanma korkusuyla pişmanlıklarını gizlemesi anlamına da gelebilir; bir başka görüşe göre ise 'esrarû' burada tam tersi anlamda 'açığa vurdular' demektir.

وقيل : أسر رؤساؤهم الندامة من سفالتهم الذين أضلوهم حياء منهم وخوفا من توبيخهم وقيل أسروها أخلصوها
Fahreddin er-Râzî12-13. c.✓ Citation verified

Bu müfessire göre ayette geçen 'esirrû' (gizlediler) kelimesi hem gizlemek hem açığa vurmak anlamına gelebilen zıt anlamlı bir lafızdır; burada kâfirlerin şiddetli azabı görünce şaşkınlıktan konuşamayıp pişmanlıklarını gizlemeleri kastedilmiştir. Bu gizlemenin sebebi olarak ya azabın dehşetinden dilsizleşmeleri ya da liderlerin/takipçilerin birbirlerinden utanarak pişmanlıklarını saklamaları gösterilir. Ayrıca kıyamet gelecekte olacağı halde ayette mazi lafzıyla ifade edilmesi, onun vukuunun kesinliğinden dolayıdır.

واعلم أن الإسرار هو الإخفاء والإظهار وهو من الأضداد ، أما ورود هذه اللفظة بمعنى الإخفاء فظاهر وأما ورودها بمعنى الإظهار فهو من قولهم سر الشيء وأسره إذا أظهره
Kurtubî13. c.✓ Citation verified

Kurtubî bu ayette geçen 'أسروا الندامة' ifadesindeki 'esarrû' fiilinin hem 'gizlediler' hem de 'açığa vurdular' anlamına gelebilecek zıt anlamlı (ezdad) bir kelime olduğunu aktarır. Kâfirlerin liderlerinin ateşe atılmadan önce pişmanlıklarını tabilerinden gizlediklerini, fakat ateşe girince bu pişmanlığın onları sahtekarlıktan alıkoyduğunu belirtir; ayrıca bazı âlimlerin bunun yüzlerdeki çizgilerde (esâr) belirmesi ya da kalpteki gizli hasret olması şeklinde yorumladığını nakleder.

وقيل : أسروا أظهروا والكلمة من الأضداد ويدل عليه أن الآخرة ليست دار تجلد وتصبر
İbn Kesîr14. c.✓ Citation verified

İbn Kesîr'e göre bu ifadedeki 'hak ile' kaydı, kıyamet gününde önderler ve tabi olanların hepsinin geçmişte yaptıklarına pişman olacağını, bu pişmanlığın yaratılmışlar arasında hak/adalet üzere gerçekleşeceğini belirtir. Aynı bağlamda kıyamet günü herkesin dünyaya geri dönmeyi temenni edeceği ifade edilir.

أي بالحق أي الجميع من السادة والأتباع كل ندم على ما سلف منه أي بين الخلائق ( بالحق ) ثم قال أي يوم القيامة تمنوا الرجعة إلى الدنيا
Beydâvî13. c.✓ Citation verified

Beydâvî, ayette geçen 'esserru'n-nedâme' (pişmanlığı gizlediler/açığa vurdular) ifadesini birkaç muhtemel anlamla açıklar: azabı görünce şaşkınlıktan konuşamadıkları için pişmanlıklarını gizlediler, ya da 'esirre' fiilinin 'gizlemek' anlamından hareketle pişmanlıklarını sakladılar (çünkü gizlenen şey daha halis olur), ya da tam tersine bu fiil 'açığa vurmak' anlamına da geldiği için pişmanlıklarını açıkça gösterdiler. Ayrıca 'kudiye beynehum bi'l-kıst' ifadesinin tekrar olmadığını, ilk hükmün peygamberler ile onları yalanlayanlar arasında, ikincisinin ise müşriklerin şirklerinin cezalandırılması veya zalimlerle mazlumlar arasındaki hüküm olduğunu belirtir.

وأسروا الندامة لما رأوا العذاب لأنهم بهتوا بما عاينوا مما لم يحتسبوه من فظاعة الأمر وهوله فلم يقدروا أن ينطقوا. وقيل أسروا الندامة أخلصوها لأن إخفاءها إخلاصها، أو لأنه يقال سر الشيء لخالصته من حيث إنها تخفى ويضن بها. وقيل أظهروها من قولهم أسر الشيء وأشره إذا أظهره.

Comparison

Common ground

Tüm müfessirler ayetteki 'esirrû'n-nedâme' ifadesinin merkezi bir yorum sorunu oluşturduğunu kabul eder; kâfirlerin/liderlerin azabı görünce derin bir pişmanlık duyduğu ve bu pişmanlığın gizlenmesi (ya da bazı görüşlere göre açığa vurulması) noktasında birleşirler. Ayrıca kıyamet gününde insanlar arasında adaletle (bi'l-kıst) hükmedileceği ortak bir vurgu olarak yer alır.

Differences

Taberî rivayet temelli bir okumayla zulmü 'yanlış tapınma ve itaatsizlik' olarak tanımlarken, liderlerin pişmanlığı tabilerinden gizlediğini nakleder. Zemahşerî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî ise dil/belağat ağırlıklı bir yaklaşımla 'esirrû' kelimesinin zıt anlamlılığı (ezdad) üzerinde durup hem 'gizleme' hem 'açığa vurma' ihtimallerini tartışırlar; bu, daha çok dilbilimsel ve edebi bir okuma tarzını yansıtır. İbn Kesîr ise ayrıntılı dil tahliline girmeden kısa, bağlamsal bir özetle pişmanlığın adalet içinde gerçekleşeceğini belirtir. Beydâvî ayrıca ayetteki hüküm tekrarının farklı gruplara işaret ettiğini ekleyerek metnin yapısına dair ek bir katman sunar.

Historical context

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve lugavi temele dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dil ve belağat analizini daha sistematik ve çok yönlü biçimde geliştirmiş, kelimenin zıt anlamlılığını ayrıntılı tartışma konusu yapmışlardır. İbn Kesîr gibi daha sonraki bir müfessir ise ayrıntılı dilbilimsel tartışmadan çok bağlamsal özet sunmayı tercih etmiştir. Böylece temel anlam çerçevesi (pişmanlık ve adalet) sabit kalırken, yorum yöntemi rivayetten dil tahliline doğru genişlemiş ve zenginleşmiştir.

Modern connection

Bu ayet, kişinin yaptıklarının sonucuyla yüzleştiği anda duyduğu pişmanlığın, doğru yolu ararken sabır ve ihlasla hareket etmenin önemini hatırlatabilir. Toplumsal düzeyde, önderlerin ve takip edenlerin birbirine karşı sorumluluğu, dürüstlük ve şeffaflığın aile ve toplum ilişkilerinde ne denli değerli olduğuna işaret edebilir. Ayrıca müfessirlerin dil üzerindeki titiz çalışması, ilim ile anlama çabasının imanı derinleştirmede oynadığı yapıcı rolü örnekleyebilir.

AI analysis — not a fatwa or ruling, not yet reviewed by a scholar