قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

“Sag: Erwartet ihr für uns etwas (anderes) als eines der beiden schönsten Dinge? Wir erwarten für euch, daß Allah euch mit einer Strafe von Ihm oder durch unsere Hände trifft. So wartet nur ab! Gewiß, Wir warten mit euch ab.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayette Hz. Peygamber, münafıklara hitaben iki güzel sonuçtan birini beklediklerini bildirmektedir: düşmana galip gelip zafer ve ganimet kazanmak veya şehit olup cennet ve kurtuluşa erişmek. Buna karşılık münafıkların müminler için beklediği şey ise Allah'ın kendilerine bir azap göndermesi veya müminlerin elleriyle onları öldürmesidir. Ayrıca müfessir 'tereddüt' ve 'şüphe' kelimelerinin, münafıkların Allah'ın tevhidi ve Hz. Muhammed'in nübüvveti konusundaki şüphelerine işaret ettiğini nakletmektedir.

هل تنتظرون بنا إلا إحدى الخلتين اللتين هما أحسن من غيرهما، إما ظفرا بالعدو وفتحا لنا بغلبتناهم، ففيها الأجر والغنيمة والسلامة، وإما قتلا من عدونا لنا، ففيه الشهادة والفوز بالجنة والنجاة من النار
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî, Tevbe 52'deki 'iki güzel sonuçtan biri' ifadesini zafer ile şehadet olarak açıklar; ayetin müminler için bir öğüt ve sabır çağrısı olduğunu, müşriklerden gelecek eziyete karşı dayanmayı içerdiğini belirtir. Ayrıca ayetin hem müminlere hem kâfirlere birlikte hitap edebileceğini, Allah'ın aralarında hükmedip temizi pisten ayıracağı zamana kadar her iki tarafın da sabretmesi gerektiğini ifade eder.

ويجوز أن يكون خطابا للفريقين ، أي ليصبر المؤمنون على أذى الكفار وليصبر الكفار على ما يسوءهم من إيمان من آمن منهم ، حتى يحكم الله فيميز الخبيث من الطيب
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre âyet, münafıkların müminlerin başına gelecek musibetlerle sevinmelerine karşı verilen ikinci cevaptır. Mümin savaşa gittiğinde ya galip gelir ya da mağlup/şehit olur; her iki hâlde de dünyada ve ahirette güzel bir sonuç kazanır. Buna karşılık münafık evinde oturursa dünyada korkaklık ve zilletle anılır, ahirette ise ya kıyamet azabına ya da öldürülüp yağmalanmaya uğrar; dolayısıyla mümin iki şerefli hâlden birini, münafık ise iki alçaltıcı hâlden birini beklemektedir.

فالمنافق لا يتربص بالمؤمن إلا إحدى الحالتين المذكورتين ، وكل واحدة منهما في غاية الجلالة والرفعة والشرف ، والمسلم يتربص بالمنافق إحدى الحالتين المذكورتين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu bölümde ayetteki dil ve kıraat meselelerini ele alır: Kûfelilerin lam-tâ idgamı kuralını, 'el-husnâ' kelimesinin sarf açısından yalnızca marife kullanılabileceğini açıklar. Ardından 'iki güzelden biri' (el-husneyeyn) ifadesinin İbn Abbas ve Mücahid'den nakille gazilik veya şehitlik olarak yorumlandığını, ayrıca 'yücrimenne' ve 'şikak' kelimelerinin anlamlarını (düşmanlık/ayrılık) çeşitli müfessirlerden (Hasan, Katade, Zeccâc, Süddî) rivayetlerle aktarır.

والمراد بالحسنيين الغنيمة والشهادة عن بن عباس ومجاهد وغيرهما واللفظ إستفهام والمعنى توبيخ أي عقوبة تهلككم كما أصاب الأمم الخالية من قبلكم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet 'terabbüsün bina' ifadesiyle müminlerin başına şehadet veya zafer gelmesinin beklendiğini anlatır; buna karşılık müminler de o kişiler hakkında kötü bir sonuç ya da öldürülmelerinden birini beklemektedir. Bu görüş İbn Abbas, Mücahid ve Katade'den nakledilmiştir.

أي تنتظرون بنا شهادة أو ظفر بكم قاله ابن عباس ومجاهد وقتادة وغيرهم أي ننتظر بكم أي ننتظر بكم هذا أو هذا إما بسئ أو بقتل
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'إحدى الحسنيين' ifadesi, sonucu her halükârda güzel olan iki durumdan birini yani zafer ya da şehitliği belirtmektedir. Müfessir, müslümanların münafıklara karşı beklediği şeyin ya Allah'tan gelecek bir azap (semadan bir bela) ya da müslümanların elleriyle küfür üzere öldürülmeleri olduğunu açıklar. Ayrıca 'أنفقوا طوعا أو كرها' ifadesinin gramer olarak emir kipinde olsa da anlamca haber ifade ettiğini, gönüllü veya zorla yapılan infakların ikisinin de kabul edilmeyeceğini bildirmek suretiyle mübalağa ifade ettiğini belirtir.

إلا إحدى العاقبتين اللتين كل منهما حسنى العواقب: النصرة والشهادة. ونحن نتربص بكم أيضا إحدى السوأيين

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'iki güzel sonuçtan biri' (husneyeyn) ifadesini zafer veya şehitlik olarak yorumlar; buna karşılık münafıklar için beklenen sonucun ilahi azap veya müminler eliyle öldürülme olduğu noktasında da görüş birliği vardır. Taberî, İbn Kesîr ve Kurtubî bu yorumu İbn Abbas, Mücahid, Katade gibi isimlere dayandırarak nakleder.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr ağırlıklı olarak rivayet nakline dayanırken, Kurtubî kıraat ve sarf gibi dil meselelerine ayrıntılı yer verir. Zemahşerî ayeti sabır ve öğüt temasıyla bağlamsal olarak genişletip her iki tarafın da beklemesi gerektiğini vurgular; Râzî ise mümin-münafık karşıtlığını psikolojik ve ahlaki bir çözümlemeyle (şeref-zillet ekseninde) derinleştirir. Beydâvî ise dilbilimsel inceliğe (emir-haber ilişkisi) odaklanarak infak ayetiyle bağlantı kurar.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessirler (Taberî, İbn Kesîr) rivayet zincirine sadık kalırken, sonraki dönemlerde (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî) dil, belağat ve gramer analizleri ön plana çıkmış; temel anlam (zafer/şehitlik karşıtlığı) değişmeden kalmış, yorum yöntemi zamanla çeşitlenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, bir işi yaparken sonucun her hâlükârda anlamlı olabileceği bilinciyle hareket etmenin, sabır ve ihlasla çalışmanın kıymetini hatırlatabilir. Zorluk karşısında yılmadan, iyi niyetle ve topluma faydalı bir amaç için çabalamanın kendisi başlı başına bir değer taşıyabilir. Bu bakış açısı, günlük hayatta karşılaşılan güçlüklere sabırla ve samimiyetle yaklaşmayı teşvik eden bir düşünme tarzı sunar.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben