وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ
“Unter ihnen gibt es manche, die sagen: "Erlaube mir (, zurückzubleiben) und setze mich nicht der Versuchung aus!" Dabei sind sie doch in Versuchung gefallen. Und wahrlich, die Hölle umfaßt die Ungläubigen.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Tebük seferine katılmaktan izin isteyen münafık Cedd b. Kays hakkında inmiştir; o, kadınlara olan aşırı düşkünlüğünden dolayı fitneye düşmekten korktuğunu bahane ederek Hz. Peygamber'den savaşa çıkmama izni istemiştir. Taberî, aslında asıl fitnenin kadınlardan değil, Peygamber'den geri kalıp nefsinin isteğine uymaktan kaynaklandığını, bunun daha büyük bir düşüş olduğunu belirtir. Ayrıca ayetin devamında kâfirlerin cehennemde her taraftan azaba kuşatılacağı ifade edilmiştir.
ففي الجد بن قيس نزلت هذه الآية الآية، أي إن كان إنما يخشى الفتنة من نساء بني الأصفر، وليس ذلك به، فما سقط فيه من الفتنة بتخلفه عن رسول الله صلى الله عليه وسلم والرغبة بنفسه عن نفسه أعظم
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ayet, savaştan izin isteyip 'beni fitneye düşürme' diyen kişinin sözünü açıklar; ona göre bu ifade birkaç şekilde yorumlanabilir: izin verilmezse savaşa çıkmayarak günaha (fitne=isim) düşme korkusu, ya da mal ve ailesinin helak olma korkusu, ya da Cedd b. Kays'ın söylediği gibi Rum kadınlarına düşkünlüğünden dolayı fitneye düşme endişesi. Ayrıca 'ولا تفتني' kıraatine göre fitnenin, onların içine düştüğü geri kalma (tehallüf) fitnesi olduğu belirtilir ve 'onlar cehennemin ortasındadırlar' ifadesinin 'من' kelimesinin lafzen tekil, anlamca çoğul olmasından kaynaklandığı açıklanır.
وقيل : قال الجد بن قيس : قد علمت الأنصار أني مستهتر بالنساء فلا تفتني ببنات الأصفر يعني نساء الروم ، ولكني أعينك بمال فاتركني
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayetin Cedd b. Kays hakkında indiğini rivayet eder; bu kişi Rum kadınlarına düşkünlüğünü bahane ederek Rum seferine (gazveye) çıkmaktan izin istemiş, Peygamber de kendisine izin vermiştir. Ayet bu şekilde fitneye düşenlerin durumunu anlatmaktadır. Ayrıca ibn Kesîr, İbn Abbas'tan denizin/bahrin kıyamette tutuşup cehennem haline geleceğine dair rivayetleri de nakleder.
قال رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم ذات يوم وهو في جهازه للجد بن قيس أخي بني سلمة هل لك ياجد العام في جلاد بني الأصفر فقال يا رسول الله أو تأذن لي ولاتفتني فو الله لقد عرف قومي مارجل أشد عجبا بالنساء مني وإني أخشى إن رأيت نساء بني الأصفر أن لا أصبر عنهن فأعرض عنه رسول الله صلى الله عليه وسلم وقال قد أذنت لك ففي الجد بن قيس نزلت هذه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre münafıklar daha önce (Uhud günü) Peygamber'in işlerini bozmaya ve ashabını dağıtmaya çalışmış, çeşitli hile ve tuzaklar kurmuşlardır; ancak Allah'ın yardımıyla hak galip gelmiştir. Cedd b. Kays örneğinde olduğu gibi, kimileri 'beni fitneye düşürme' derken asıl kendilerinin savaştan geri kalma veya nifak fitnesine düştüklerini, sakındıkları şeyin ise gerçek fitne olmadığını belirtir.
لقد ابتغوا الفتنة تشتيت أمرك وتفريق أصحابك. من قبل يعني يوم أحد فطن ابن أبي وأصحابه كما تخلفوا عن تبوك بعد ما خرجوا مع الرسول صلى الله عليه وسلم إلى ذي جدة أسفل من ثنية الوداع انصرفوا يوم أحد.
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre münafıkların 'bana izin ver, beni fitneye düşürme' sözü aslında kendilerini fitneden korumak içindir; ancak Allah onların zaten fitnenin tam ortasında olduklarını, çünkü Allah'a ve Resulüne küfrün en büyük fitne türü olduğunu bildirmektedir. Ayrıca bu durum, bir kişi bir amaç için Allah'a isyan ederse Allah'ın o amacı boşa çıkaracağına dair bir uyarı taşımaktadır.
فالله تعالى بين أنهم في عين الفتنة واقعون ساقطون
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre metin, 'ائذن لي' ifadesinin dilbilimsel yapısını (hemze birleşmesi ve harekelenmesi) açıklamakta, ardından ayetin nüzul sebebini nakletmektedir. Cüdd b. Kays'ın Tebük seferine çıkmak istemeyip Rasûlullah'tan izin istemesi ve bunun üzerine bu ayetin inmesi rivayet edilmektedir. Cüdd'ün, Rumların kızlarının güzelliğinden fitneye düşmekten korktuğunu söyleyerek oturmaya izin istemesi ve bunun münafıklığının bir işareti olduğu belirtilmektedir.
فقال الجد : قد عرف قومي أني مغرم بالنساء وإني أخشى إن رأيت بني الأصفر ألا أصبر عنهن فلا تفتني وأذن لي في القعود
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayeti Cedd b. Kays'ın Tebük (bazı rivayetlerde Rum) seferinden izin istemesi olayına bağlar; kadınlara düşkünlüğünü bahane ederek 'beni fitneye düşürme' demesinin, aslında asıl fitnenin savaştan geri kalma ve nifak olduğunu gizlediği vurgusu paylaşılan temel noktadır.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr rivayet nakline ağırlık verirken, Zemahşerî ve Kurtubî kelimenin dilbilimsel yapısı ve kıraat farklılıkları üzerinden anlam katmanları çıkarır. Beydâvî olayı Uhud ve Tebük bağlamıyla genişletirken, Râzî meseleyi daha kavramsal bir düzeyde ele alıp 'Allah'a isyanla amaca ulaşılamayacağı' ilkesine bağlar; bu farklar dönemlerindeki tefsir yönteminin (rivayet ağırlıklı erken dönem - dil/kelam ağırlıklı sonraki dönem) yansımasıdır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet zincirlerine dayanırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Beydâvî, Kurtubî) aynı rivayeti korumakla birlikte dil, belağat ve kelamî çıkarımlarla yorumu zenginleştirmiştir; temel olay ve ders sabit kalmış, açıklama yöntemi çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu okuma, kişinin bir bahane ile sorumluluktan kaçarken asıl büyük bir savrulmaya düşebileceğini hatırlatır; ihlas ve sabrın, geçici arzulara tercih edilmesi gerektiği fikri güncelliğini korur. Aile, toplum ve ibadet hayatında samimiyetle sorumluluk üstlenmenin, kaçış bahanelerine göre daha güvenli bir yol olduğu şeklinde ihtiyatlı bir ders çıkarılabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben