يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, âyeti müminlere Allah'a itaat ve emirlerine bağlılık çağrısı olarak okur; 'sadıklarla beraber olmak' ifadesini dünyada takva ile yaşayıp ahirette Allah'a olan sözünü fiiliyle doğrulayan, münafıklardan olmayan kimselerle birlikte olmak şeklinde açıklar. İbn Mesud'un 'مع الصادقين' yerine 'من الصادقين' şeklindeki kıraatini ve bunu yalanın hiçbir şekilde (ne ciddi ne şaka olarak) helal olmadığına dair bir yasak olarak yorumlamasını nakleder, ancak bu kıraati ve buna dayalı te'vili sahih bulmaz; mushafların resminin ittifakla 'مع' şeklinde olduğunu esas alır.
والصحيح من التأويل في ذلك هو التأويل الذي ذكرناه عن نافع والضحاك، وذلك أن رسوم المصاحف كلها مجمعة على
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre 'es-Sâdikîn' okuyuşu, dinde niyet, söz ve amel bakımından doğru/samimi olanları ya da Allah'a ve Rasûlü'ne itaat üzere yaptıkları ahitlerinde ve imanlarında sadık kalanları ifade eder.
وقرىء : ( من الصادقين ) وهم الذين صدقوا في دين الله نية وقولا وعملا ، أو الذين صدقوا في إيمانهم ومعاهدتهم لله ورسوله على الطاعة
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Razi'ye göre ayetteki 'sadıklarla birlikte olun' emri, Peygamber ve ashabıyla birlikte gazvelere katılıp münafıklarla evlerde oturmamak anlamındadır. Ayrıca bu emir, sadıkların her dönemde var olmasını gerekli kıldığından, ümmetin toptan batıl üzerinde birleşmesinin imkânsızlığına ve dolayısıyla icmâın hüccet olduğuna delil olarak sunulmuştur. Metin ayrıca ayeti doğruluğun (sıdk) fazileti ve yüksek derecesine dair bir delil olarak da okumaktadır.
فهذا يدل على أن إجماع الأمة حجة . فإن قيل : لم لا يجوز أن يقال : المراد بقوله : ليس أمرا بالكون مع شخص معين ، ولما بطل هذا بقي أن المراد منه الكون مع مجموع الأمة
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayet, sadıklarla beraber olma emrini, sadakatlerinin fayda verdiği ve onları münafıkların konumundan uzaklaştırdığı üç kişinin (Kâ'b b. Mâlik ve arkadaşları) kıssasından sonra gelmesi bakımından uygun bulur. Ayette geçen 'mü'minler' ve 'sadıklar' kimlerdir sorusuna dair birçok görüş nakleder: Ehl-i kitaptan iman edenler, Peygamber'le beraber çıkanlar, peygamberler, ahitlerine bağlı olanlar, muhacirler ya da zahiri ile batını bir olanlar. İbnü'l-Arabî'nin görüşüne göre en kapsayıcı ve gerçek anlam, zahir ile batının birbirine uyumlu olması olup, bu vasfın sahibine 'sıddîk' denildiği (Ebû Bekir, Ömer, Osman gibi) belirtilir.
واختلف في المراد هنا بالمؤمنين والصادقين على أقوال فقيل : هو خطاب لمن آمن من أهل الكتاب وقيل : هو خطاب لجميع المؤمنين
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre ayet, doğruluğa (sıdk) sarılıp ona bağlı kalmayı emretmekte, bunu yapanların doğrular arasına gireceğini ve helaklerden kurtulup işlerinde ferahlık ve çıkış yolu bulacağını bildirmektedir. Bu görüşünü, doğruluğun iyiliğe ve cennete, yalanın ise kötülüğe ve cehenneme götürdüğünü anlatan hadisle desteklemektedir. Ayrıca 'sadıklarla beraber olmak' ifadesinin kimlere işaret ettiği konusunda İbn Ömer, Dahhâk ve Hasan el-Basrî'den farklı rivayetler nakletmektedir.
أي اصدقوا والزموا الصدق تكونوا من أهله وتنجوا من المهالك ويجعل لكم فرجا من أموركم ومخرجا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre ayet, tevbelerinin kabulü geciktirilen üç kişiyi (Kâ'b b. Mâlik, Hilâl b. Ümeyye, Mürâre b. Rebî') anlatır. İnsanların kendilerinden yüz çevirmesi sonucu içine düştükleri şiddetli sıkıntı ve yalnızlık hali 'yeryüzünün genişliğine rağmen darlaşması' ve 'nefislerinin kendilerine dar gelmesi' ifadeleriyle tasvir edilir; bu durum, canlarını sıkıntıdan kurtaracak hiçbir sığınağın Allah'tan başka olmadığını anlamalarıyla sonuçlanır ve nihayetinde Allah onların tevbesini kabul eder. Son olarak müminlere Allah'tan korkmaları ve sadıklarla beraber olmaları emredilir; bu 'sadıklar' ifadesi imanda-ahitte doğru olanlar veya bu üç kişi gibi tevbe ve inâbede sadık olanlar şeklinde yorumlanabilir.
حتى إذا ضاقت عليهم الأرض بما رحبت أي برحبها لإعراض الناس عنهم بالكلية وهو مثل لشدة الحيرة. وضاقت عليهم أنفسهم قلوبهم من فرط الوحشة والغم بحيث لا يسعها أنس ولا سرور.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, sözünde ve davranışında doğru olan, ihlasla hareket eden kimselerle birlikte olmanın kişinin ahlaki duruşunu güçlendirdiğine dair bir hatırlatma sunar. Zahir ile batının uyumlu olması vurgusu, günümüzde de içtenlik ve tutarlılığın toplumsal güven ve dayanışma için önemine işaret edebilir. Bu okuma, ilim ile doğruluk arasındaki bağın eğitim ve karakter gelişiminde ihtiyatlı bir teşvik olarak düşünülmesine imkân verir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben