وَإِن جَنَحُوا۟ لِلسَّلْمِ فَٱجْنَحْ لَهَا وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
“Und wenn sie sich dem Frieden zuneigen, dann neige auch du dich ihm zu und verlasse dich auf Allah! Gewiß, Er ist ja der Allhörende und Allwissende.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, farklı bağlamlarda geçen 'es-Semîʻ el-Alîm' ifadesini ilgili ayetin siyakına göre açıklar: Şuara'da Hz. Peygamber'in Kur'an okuyuşunu ve namazdaki tilavetini Allah'ın işitip bildiğini, Duhan'da müşriklerin sözlerini ve kalplerindekini bildiğini, Enfal'de anlaşma/sulh durumunda tarafların söz ve niyetlerini işitip bildiğini, Yusuf'ta ise kulların dua ve ihtiyaçlarını bilip işittiğini vurgular. Ayrıca Enfal 61'deki 'sulha davet' ayetinin bazı müfessirlerce Tevbe suresiyle nesholunduğu görüşünü nakledip bu görüşü delilsiz bularak reddeder, çünkü nasih hükmün mensuhu her yönden ortadan kaldırması gerektiğini, oysa Tevbe ayetinin sadece Kurayza gibi ehl-i kitapla ilgili olduğunu belirtir.
فأما ما قاله قتادة ومن قال مثل قوله من أن هذه الآية منسوخة، فقول لا دلالة عليه من كتاب ولا سنة ولا فطرة عقل. وقد دللنا في غير موضع من كتابنا هذا وغيره على أن الناسخ لا يكون إلا ما نفى حكم المنسوخ من كل وجه
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayette Allah'ın 'Semî' ve 'Alîm' vasıflarının birlikte zikredilmesi, O'nun kullarının söylediklerini işitmesinin yanı sıra, ister dile getirilsin ister gizlensin ihtiyaçlarını da bilmesini ifade eder; bu da rahmetinin onlara inmesini gerektirir. Ayrıca bu vasıflar Resulullah'a nispet edildiğinde, onun sözlerinin ve fiillerinin riyadan uzak, sadakat ve safvetle mukarin olduğunun bilinmesi anlamına gelir ki bu sebeple Allah onu bu keramet ile hususileştirmiştir.
فثبت أن كونه سمعيعا عليما يقتضي أن ينزل رحمته عليهم . ثم قال : أي أن الذي أسرى بعبده هو السميع لأقوال محمد ، البصير بأفعاله ، العالم بكونها مهذبة خالصة عن شوائب الرياء ، مقرونة بالصدق والصفاء ، فلهذا السبب خصه الله تعالى بهذه الكرامات
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayette 'cenaha' ve 'silm/selm' kelimeleri dil açısından açıklanmakta, ardından ayetin nesih tartışması ele alınmaktadır: bazıları ayetin 'kâfirlerle savaşın' emrini veren ayetlerle mensuh olduğunu söylerken, bazıları neshin olmadığını, ayetin cizye kabulü veya Kurayza gibi belirli bir topluluğa özgü olduğunu belirtir. Ayrıca müslümanların güç ve zaaf durumuna göre sulh yapmalarının cevazı, Hz. Peygamber'in Hayber, Necran ve Mekke ehliyle yaptığı anlaşmalar örnek gösterilerek tartışılmaktadır.
وقد اختلف في هذه الآية هل هي منسوخة أم لا فقال قتادة وعكرمة : نسخها فاقتلوا المشركين حيث وجدتموه التوبة وقاتلوا المشركين كافة وقالا : نسخت براءة كل موادعة حتى يقولوا لا إله إلا الله
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre ayetteki 'silm' ifadesi barış, sulh ve mütareke anlamına gelir; düşman barışa yanaştığında Peygamber'in de bunu kabul etmesi emredilmiştir. Bunun tarihi örneği olarak Hudeybiye'de müşriklerle on yıllık ateşkes yapılması gösterilir. Ayrıca bazı müfessirlerin bu ayeti Tevbe suresindeki 'kılıç ayeti' ile mensuh saydığı görüşü de nakledilir.
أي مالوا ( للسلم ) أي المسالمة والمصالحة والمهادنة أي فمل إليها واقبل منهم ذلك ولهذا لما طلب المشركون عام الحديبية الصلح ووضع الحرب بينهم وبين رسول الله صلى الله عليه وآله وسلم تسع سنين أجابهم إلى ذلك مع مااشترطوا من الشروط الأخر
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 60. ayette müminlere düşmana karşı güç yetirebildikleri kadar askeri kuvvet ve savaş atları hazırlamaları emredilmiş, bunun kimi zaman görünmeyen düşmanları (Yahudiler, münafıklar veya Farslar olarak yorumlanan 'âharîn min dûnihim') dahi caydıracağı belirtilmiştir. 61. ayette ise düşman barışa yanaşırsa müminin de barışa yönelmesi ve Allah'a tevekkül etmesi istenir; bu ayetin Ehl-i Kitap'la ilgili olayla bağlantılı olarak özel (mahsus) olduğu, bazılarına göre ise umumi olup Seyf ayetiyle nesholunduğu belirtilir.
والآية مخصوصة بأهل الكتاب لاتصالها بقصتهم وقيل عامة نسختها آية السيف
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî, 'silm' kelimesinin 'harb' kelimesinin zıddı olarak dişil (müennes) kullanıldığını belirtir; bunu 'harb' kelimesinin de müennes olmasına bağlar. Ayrıca kelimenin sin harfinin hem fetha hem kesre ile okunduğunu (kıraat farklılığı) aktarır. Bunun yanında İbn Abbas'tan bu ayetin neshedildiğine dair bir görüş nakleder.
والسلم تؤنث تأنيث نقيضها وهي الحرب
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin tamamı ayetin barış/sulh (silm) çağrısını ele alırken, bu hükmün Tevbe suresindeki savaş ayetleriyle (kılıç ayeti) mensuh olup olmadığı tartışmasına yer verir; ayrıca çoğu, ayetin genel mi yoksa Kurayza gibi belirli bir topluluğa özgü mü olduğu sorusunu gündeme getirir. Râzî dışındakiler nesih meselesinde rivayet ve fıkhi çıkarımı birlikte kullanır.
Unterschiede
Taberî nesih iddiasını usul kuralına dayanarak açıkça reddederken, İbn Kesîr ve Beydâvî her iki görüşü (nesih var/yok) nakledip tercih belirtmez, Kurtubî meseleyi fıkhi ayrıntılarla (cizye, mühâdene süresi) genişletir. Zemahşerî ve Kurtubî dil/kıraat analizine ağırlık verirken, Râzî ayeti daha çok Allah'ın sıfatları ve Peygamber'in ahlakı bağlamında ele alır; bu farklar müfessirlerin te'lif dönemi ve öncelikli yönteminden (dilci, fakih, kelamcı, tarihçi) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ve usul mantığıyla nesih iddiasına eleştirel yaklaşırken, sonraki dönem müfessirleri (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, Beydâvî, İbn Kesîr) bu tartışmayı byin dilbilimsel, kelamî ve fıkhi katmanlarla zenginleştirerek sürdürmüş, ancak meseleyi kesin bir sonuca bağlamadan farklı görüşleri yan yana aktarmayı tercih etmişlerdir; bu da konunun tarih boyunca açık bir tartışma alanı olarak kaldığını gösterir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, güç dengesi ne olursa olsun barışa ve diyaloğa açık olmanın, aynı zamanda tevekkül ve sabırla hareket etmenin kıymetli bir tutum olarak öne çıktığını hatırlatır. Farklı müfessirlerin aynı ayete dair çeşitli okumalar sunması, ilim geleneğinde çok yönlü düşünmenin ve hoşgörülü bir yorum çeşitliliğinin mümkün olduğunu gösterir. Bu da günümüzde toplumsal ilişkilerde uzlaşma arayışının ve karşılıklı güvenin önemine dair genel bir ders çıkarmaya imkan tanır.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben