إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ إِذَا مَسَّهُمْ طَٰٓئِفٌ مِّنَ ٱلشَّيْطَٰنِ تَذَكَّرُوا۟ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ

“Diejenigen, die gottesfürchtig sind, - wenn ihnen eine Anwandlung vom Satan widerfährt, bedenken sie, und da werden sie sogleich einsichtig.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre ayetteki 'tâif/tayf' kelimesi, takva sahiplerine şeytandan gelen gazap, vesvese veya bir sürçme (lemme/zelle) şeklinde arız olan bir dürtüyü ifade eder; bu kimseler böyle bir haile ile karşılaştıklarında Allah'ın emrini ve vaadini hatırlayıp şeytana itaatten vazgeçerek hakka dönerler. Müfessir, 'gazap' ve 'lemme/zelle' yorumlarının birbirine yakın anlamlar taşıdığını, ikisinin de şeytanın vesvesesinden kaynaklandığını belirterek anlamın genel tutulmasını (herhangi bir şeytani sebep) tercih eder.

قال أبو جعفر: وهذان التأويلان متقاربا المعنى؛ لأن الغضب من استزلال الشيطان، واللمة من الخطيئة أيضا منه، وكان ذلك من طائف الشيطان. وإذ كان ذلك كذلك، فلا وجه لخصوص معنى منه دون معنى، بل الصواب أن يعم كما عمه جل ثناؤه
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre âyette geçen 'tâif' (şeytanın dokunuşu), gazap veya vesvese anını ifade eder; bu durum bir çeşit hayal/cinnet benzeri geçici bir haldir. Kişi öfkelendiğinde kendini güçlü, karşısındakini ise aciz sayar; ancak Allah'ın kudreti karşısında bu üç itikadın (fiilin çirkinliği, kendi kudreti, karşısındakinin aczi) batıl olduğunu hatırladığında şeytanın bu dokunuşu ortadan kalkar ve kalp aydınlanır (istibsar, inkişaf, tecelli).

قال الأزهري : الطيف في كلام العرب الجنون ، ثم قيل للغضب طيف ، لأن الغضبان يشبه المجنون . وأما الطائف فيجوز أن يكون بمعنى الطيف ، مثل العافية والعاقبة ونحو ذلك مما جاء المصدر فيه على فاعل وفاعلة .
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, âyette geçen 'müntehûn' ifadesinin şirk ve isyanlardan vazgeçmeyi kastettiğini belirtir; ayrıca 'fe izâ hüm mübsirûn' ifadesinin bir yorumuna göre 'basiret üzere olma' anlamına geldiğini nakleder. Bu bağlamda Hasan b. Ali'nin, kendisine hakaret eden bir adama karşı Fussilet suresindeki 'affı al, iyiliği emret, cahillerden yüz çevir' âyetini okuyup güzel ahlakla muamele ettiğine dair bir kıssa aktarılır.

خذ العفو وأمر بالعرف وأعرض عن الجاهلين فقرأ إلى قوله : فإذا هم مبصرون ثم قال لي : خفض عليك أستغفر الله لي ولك إنك لو استعنتنا أعناك ولو استرفدتنا أرفدناك ولو استرشدتنا أرشدناك
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre ayette geçen 've istikamet üzere oldular' ifadesi, kişilerin içinde bulundukları sıkıntılı halden düzelip sabra sarılmalarını ifade eder. Bu görüşünü desteklemek için, sara hastalığına yakalanan ve açılıp saçılan bir kadının Hz. Peygamber'e gelip şifa duası istemesi, ancak Peygamber'in ona sabretmesi halinde cennetin kendisine vaad edilmesi üzerine kadının şifa yerine sabrı ve cenneti seçtiği hadiseyi nakleder. Ayrıca İbn Asâkir'den, mescidde ibadet eden bir gencin kendisine meyleden bir kadının davetine karşı bu ayeti hatırlayarak sabrettiğine dair bir kıssa da aktarılmıştır.

جاءت امرأة إلى النبي صلى الله عليه وسلم وبها طيف فقالت يا رسول الله أدع الله أن يشفيني فقال إن شئت دعوت الله فشفاك وإن شئت فاصبري ولاحساب عليك فقالت بل أصبر ولا حساب علي
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre müttakiler şeytandan bir dokunuş (tâif/lemme) hissettiklerinde Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlarlar, bu hatırlama sayesinde hata noktalarını ve şeytanın hilelerini görüp bunlardan sakınırlar. Buna karşılık takva sahibi olmayanların 'kardeşleri' olan şeytanlar onları azgınlıkta desteklerler ve bu yardımı kesmezler; müttakiler ise şeytana tabi olmaktan kaçınırlar.

تذكروا ما أمر الله به ونهى عنه. فإذا هم مبصرون بسبب التذكر مواقع الخطأ ومكايد الشيطان فيتحرزون عنها ولا يتبعونه فيها
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'طيف' ya 'طاف' fiilinden mastardır ya da 'طيف' kelimesinin tahfif edilmiş şeklidir. Bu ayet, önceki ayette geçen şeytanın vesvesesi karşısında Allah'a sığınmanın gerekliliğini tekit ve teyit eder; müttakilerin âdeti şeytandan bir dokunuş hissettiklerinde Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlayıp doğruyu görmeleridir. Müttaki olmayan şeytan kardeşlerine ise şeytanlar sapıklıkta yardım ve destek olurlar.

وهذا تأكيد وتقرير لما تقدم من وجوب الاستعاذة بالله عند نزغ الشيطان

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Râzî, Beydâvî ve Zemahşerî 'tâif/tayf' kelimesini şeytandan gelen bir dokunuş, vesvese veya gazap anı olarak yorumlar ve müttakilerin bu hal karşısında Allah'ın emir ve yasaklarını hatırlayarak uyanıp doğruya döndüğü ortak vurgusudur. Kurtubî ve İbn Kesîr ise farklı ifadeler ('müntehûn', 'istikamet üzere olma') üzerinden benzer bir sabır ve vazgeçme temasına işaret eder.

Unterschiede

Taberî rivayet temelli bir dil tahlili yaparak anlamı genel tutmayı tercih ederken, Râzî aynı konuyu akli-kelami bir çerçevede (kader, kudret, üç itikadın batıllığı) ele alır. Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat ve kıraat farklılıkları üzerinden kelimenin kökenine odaklanır. Kurtubî ve İbn Kesîr ise daha çok rivayet ve kıssa nakli yoluyla ahlaki-pratik örnekler (Hasan b. Ali kıssası, sabreden kadın ve genç kıssaları) sunarak ayetin sabır ve güzel ahlakla ilişkisini öne çıkarır; bu farklar müfessirlerin yöntem tercihlerinden (dilbilimsel/kelami tahlil vs. rivayet/kıssa aktarımı) kaynaklanır.

Historischer Kontext

En eski müfessir Taberî'den itibaren temel anlam (şeytani dokunuş karşısında hatırlama ve uyanma) sabit kalmış, sonraki müfessirler bu çekirdek anlamı kendi yöntemsel araçlarıyla (kelami istidlal, dil tahlili, rivayet ve kıssa) zenginleştirmiştir. Zaman içinde yorum çeşitlenmiş fakat temel çerçeve değişmemiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın ani öfke, vesvese veya olumsuz bir dürtüyle karşılaştığında hemen tepki vermek yerine bir an durup düşünmesinin, sabırla ve bilinçli bir hatırlayışla doğru tutuma dönmesinin önemine işaret edebilir. Günlük hayatta karşılaşılan kışkırtıcı durumlar karşısında ihlasla ve sabırla hareket etmek, kişisel ahlakı ve toplumsal ilişkileri güçlendiren bir tutum olarak düşünülebilir. Nakledilen kıssalardaki gibi, kızgınlık anında güzel ahlakla karşılık vermek veya bir isteğe karşı iç disiplinle sabretmek, bugün de aile ve toplum ilişkilerinde yapıcı bir örnek olarak değerlendirilebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben