وَلَقَدْ مَكَّنَّٰكُمْ فِى ٱلْأَرْضِ وَجَعَلْنَا لَكُمْ فِيهَا مَعَٰيِشَ قَلِيلًا مَّا تَشْكُرُونَ

“Und Wir haben euch ja auf der Erde eine feste Stellung verliehen, und Wir haben für euch auf ihr (Möglichkeiten für den) Lebensunterhalt geschaffen. Wie wenig ihr dankbar seid!” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre Allah insanlar için yeryüzünü bir yerleşim, döşek ve yaşam alanı kılmış, orada yiyecek ve içeceklerle geçim vasıtaları (meâyiş) yaratmıştır; buna karşılık insanların bu nimetlere şükrü pek azdır. Ayrıca 'meâyiş' kelimesinin hemzeli mi hemzesiz mi okunacağı meselesini dilbilimsel olarak ele alır ve hemzesiz okuyuşun (meâyiş) doğru ve fasih olduğunu, hemzeli okuyuşun (meââiş) ise fasih olmadığını belirtir.

والصواب من القراءة في ذلك عندنا: {معايش} بغير همز، لأنها مفاعل من قول القائل: عشت تعيش، فالميم فيها زائدة والياء في الحكم متحركة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'mekkenna küm fîha' ifadesi, Allah'ın insanlara yeryüzünde bir yerleşim ve karar kılma imkanı verdiğini; ya da onları yeryüzüne mâlik kılıp orada tasarrufta bulunma gücü verdiğini ifade eder. 'Meâyiş' kelimesi, yenilen-içilen şeyler ve bunlara ulaşma vasıtaları anlamındaki 'meîşe'nin çoğuludur. Ayrıca 'zeraeküm' kelimesinin, Allah'ın insanları yaratıp üreme yoluyla çoğaltması anlamına geldiği belirtilir.

جعلنا لكم فيها مكانا وقرارا . أو ملكناكم فيها وأقدرناكم على التصرف فيها جمع معيشة وهي ما يعاش به من المطاعم والمشارب وغيرها
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Razi'ye göre ayette geçen 'sizin için orada geçim vasıtaları kıldık' ifadesi, Allah'ın insanlara yeryüzünde yerleşme, tasarruf gücü ve rızık imkanları verdiğini ifade eder. Bu nimetler bazen doğrudan yaratılışla (bitkiler gibi) bazen de çalışıp kazanmayla elde edilir, ancak her ikisi de aslında Allah'ın lütfu ve güç vermesiyle gerçekleşir. Bu bolca nimet verilmesine rağmen Allah insanların gereği gibi şükretmediğini bildiği halde onlara nimet vermeyi sürdürmüştür; çünkü şükür, o nimeti Allah'ın rızasına yönlendirmekle olur ki insanlar işitme, görme ve akıllarını O'nun rızasını aramaya yöneltmemişlerdir.

والمراد من المعايش : وجوه المنافع وهي على قسمين ، منها ما يحصل بخلق الله تعالى ابتداء مثل خلق الثماء وغيرها ، ومنها ما يحصل بالاكتساب وكلاهما في الحقيقة إنما حصل بفضل الله وإقداره وتمكينه ، فيكون الكل إنعاما من الله تعالى
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metin ayetteki 'fakihe' kelimesini hurma ve üzüm dışındaki meyveler olarak açıklar, ancak bu ifadenin hususen hurmalık ve asmalara da dönebileceğini belirtir çünkü bunların da kendi içinde farklı türleri ve mertebeleri vardır. Kurtubî ayrıca bu kavramdan hareketle 'meyve yememek' üzerine yemin eden kişinin hangi yiyecekleri yerse yemininin bozulacağına dair fıkhi tartışmayı (Ebu Hanife ve arkadaşlarının görüş ayrılığını) aktarır.

أي في الجنات ( فواكه ) من غير الرطب والعنب ويحتمل أن يعود على النخيل والأعناب خاصة إذ فيها مراتب وأنواع والأول أعم لسائر الثمرات
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre bu ayet, Allah'ın insanları yeryüzünde farklı sebep ve geçim yollarına (معايش) dağıtıp yaydığını, kendilerine verdiği nimetlere karşı ise pek az şükrettiklerini bildirmektedir. Bu metne göre insana verilen güç ve imkanlar (القوى) Allah'ın rızık olarak bahşettiği şeylerdir; mutlu kimse bunları Rabbine itaatte kullanandır. Buna göre ayetteki 'az şükretme' ifadesi, insanların bu verilen güçleri Allah'a itaat, emirlerine uyma ve yasaklarından kaçınma yolunda nadiren kullandıklarını belirtmektedir.

يذكر تعالى أنه صرفهم في الأرض في صنوف الأسباب والمعايش وهي جمع معيشة وقوله أي ما أقل شكركم لله على ما أنعم به عليكم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre Allah insanları yeryüzünde iskân, ziraat ve tasarruf imkanına kavuşturmuş ve onlara geçim vasıtaları (معايش) bahşetmiştir; buna karşılık insanların şükrü azdır. Devamında ise Âdem'in yaratılışı ve şekillendirilmesi anlatılır: önce çamurdan yaratılmış, sonra şekil verilmiş, ardından meleklere secde emredilmiş, İblis hariç hepsi secde etmiştir.

مكناكم من سكناها وزرعها والتصرف فيها

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler ayetin Allah'ın insanları yeryüzünde yerleştirip orada geçim vasıtaları (meâyiş) bahşettiğini, buna karşın insanların şükrünün az olduğunu ifade ettiği konusunda birleşir. Taberî, Zemahşerî, Râzî, İbn Kesîr ve Beydâvî 'meâyiş' kelimesinin dilbilimsel yapısı ve kıraat farklılıkları üzerinde durur.

Unterschiede

Taberî ve Zemahşerî ağırlıklı olarak dil/kıraat meselesine (hemzeli-hemzesiz okuyuş, kelime iştikakı) odaklanırken, Râzî nimete rağmen şükürsüzlüğün nedenini insanın duyu ve aklını Allah'ın rızasına yöneltmemesiyle açıklayarak konuya ahlaki-teolojik bir boyut katar. İbn Kesîr benzer şekilde verilen güçlerin itaate yönlendirilmesi gerektiğini vurgular. Kurtubî ise ayetin bağlamından ayrılıp 'fakihe' kelimesi üzerinden fıkhi yemin-hınns tartışmasına geçer, bu da onu diğerlerinden yöntemsel olarak ayırır. Beydâvî ayrıca ayetin devamındaki Âdem'in yaratılışı anlatısına da yer verir.

Historischer Kontext

En eski müfessir Taberî'den en yeniye (Beydâvî) kadar temel anlam çizgisi (yerleşim, geçim vasıtaları, az şükür) sabit kalmış; farklılık daha çok yöntemsel vurgularda görülür. Erken dönemde dilbilimsel/kıraat analizi ön planda iken, sonraki dönemlerde (Râzî, İbn Kesîr) ahlaki-teolojik yorum zenginleşmiş, Kurtubî'de ise fıkhi uygulamaya dönük bir genişleme eklenmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, günümüzde de insanın sahip olduğu imkan, bilgi ve kaynakları ne ölçüde bilinçli bir şükür ve sorumluluk anlayışıyla kullandığı sorusunu hatırlatabilir. İlim ile iman arasındaki uyumu önemseyen bir bakış açısıyla, doğal kaynakların ve yeteneklerin hem kişisel hem toplumsal fayda için yapıcı bir şekilde değerlendirilmesi teşvik edilebilir. Bu bağlamda nimetin bilincinde olmak, sabır ve ihlasla hareket etmek, toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir tutum olarak düşünülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben