ٱلَّذِينَ ءَاتَيْنَٰهُمُ ٱلْكِتَٰبَ يَعْرِفُونَهُۥ كَمَا يَعْرِفُونَ أَبْنَآءَهُمُ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ

“Diejenigen, denen Wir die Schrift gegeben haben, kennen ihn, wie sie ihre Söhne kennen. (Es sind) diejenigen, die sich selbst verloren haben, denn sie glauben nicht.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre kendilerine Tevrat ve İncil verilenler, ilahın tek olduğunu ve çokluk ifade eden ilahlar bulunmadığını, ayrıca Muhammed'in gönderilmiş bir peygamber olduğunu, tıpkı öz evlatlarını tanıdıkları gibi kesin bir bilgiyle bilirler.

يقول تعالى ذكره: الذين آتيناهم الكتاب التوراة والإنجيل، يعرفون أنما هو إله واحد لا جماعة الآلهة، وأن محمدا نبي مبعوث، كما يعرفون أبناءهم.
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'onu bilirler' ifadesi, kendilerine kitap verilenlerin Hz. Peygamber'i (s.a.v.) Tevrat ve İncil'de zikredilen vasıflarıyla tanıdıklarını, bunun da çocuklarını tanımaları gibi kesin bir bilgi olduğunu ifade eder. Nefislerini zarara uğratanlar ise ehl-i kitap ve müşriklerden imana vesile olan bilgiyi zayi edenlerdir. Allah'a karşı en büyük zulüm, meleklerin Allah'ın kızları olduğunu söylemek gibi iftira veya Kur'an ve mucizeleri sihir diyerek yalanlamaktır; 'ev' (veya) edatının kullanılması, bu iki fiilden her birinin tek başına da nefse zulümde aşırılığın son noktası olduğuna işaret eder.

الذين آتيناهم الكتاب يعرفونه يعرفون رسول الله صلى الله عليه وسلم بحليته المذكورة في التوراة والإنجيل. كما يعرفون أبناءهم بحلاهم. الذين خسروا أنفسهم من أهل الكتاب والمشركين. فهم لا يؤمنون لتضييعهم ما به يكتسب الإيمان.

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Her iki müfessir de 'onu bilirler' ifadesinin, ehl-i kitabın Hz. Peygamber'i Tevrat ve İncil'deki vasıflarıyla, çocuklarını tanıdıkları kadar kesin bir bilgiyle tanıdıklarına işaret ettiği konusunda birleşir; ikisi de dil ve bağlam analizine dayanır.

Unterschiede

Taberî daha çok ayetin genel anlamına, tevhid vurgusuna ve peygamberliğin tanınmasına odaklanırken, Beydâvî bu temel okumaya ilaveten ayetin devamındaki 'nefse zulüm' ve iftira/yalanlama boyutunu da ayrıntılandırır; ayrıca 'ev' edatının belağat inceliğine dair ek bir dil tahlili sunar. Bu fark, Beydâvî'nin daha sonraki dönemde gelişen belağat ve dilbilim birikimini tefsire yansıtmasından kaynaklanabilir.

Historischer Kontext

Taberî erken dönem tefsir yöntemini, rivayet ve bağlamsal okumayı esas alırken, Beydâvî daha sonraki dönemde belağat inceliklerini de işin içine katan bir yaklaşım sergiler. Temel anlam (tanıma/bilme meselesi) sabit kalmış, ancak yorumun derinliği ve dilbilimsel ayrıntı zamanla zenginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırma, farklı dini geleneklere sahip insanların ortak hakikatleri tanıyabilme kapasitesine dikkat çekerek, bilgiyi vicdanla birleştirmenin önemini hatırlatabilir. Günümüzde de ilim ile iman arasındaki uyumu koruma çabası, insanları bildikleri hakikatlere sadık kalma ve bunu ihlasla yaşama konusunda düşündürebilir. Bu bağlamda, hoşgörü ve diyalog ruhuyla ortak değerleri tanımak, toplumsal dayanışmayı güçlendirebilecek bir çerçeve sunar.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben