وَلِكُلٍّ دَرَجَٰتٌ مِّمَّا عَمِلُوا۟ وَمَا رَبُّكَ بِغَٰفِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ

“Für alle wird es Rangstufen geben je nach dem, was sie getan haben. Und dein Herr ist nicht unachtsam dessen, was sie tun.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre 'derecât' ifadesi hem hayır hem şer amellerin karşılığında verilen menzil ve mertebeleri kapsar; 'min' harfi burada hem 'ba'z'lık (kısmen) hem de 'sebep' anlamına gelebilir. Cennet için 'derecât', cehennem için 'derekât' denildiği halde burada genel olarak 'derecât' kullanılmasını, her iki grubu da (mükafat ve ceza görenleri) içine alan bir tağlîb (galip gelen anlamın öne çıkarılması) üslubuyla açıklar.

فإن قلت : كيف قيل : درجات ، وقد جاء : الجنة درجات والنار دركات ؟ قلت : يجوز أن يقال ذلك على وجه التغليب ، لاشتمال كل على الفريقين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre ayetteki 'her biri için dereceler vardır' ifadesi hem cinlerden hem insanlardan olan itaatkâr ve isyankâr grupların her birinin Allah katında kıyamet günü amellerine göre farklı mertebelere sahip olacağını ifade eder. Bu, itaat edenin sevapta dereceleri, günah işleyenin de azapta derekeleri olduğu anlamına gelir. İbn Zeyd'e göre cehennem ehlinin dereceleri aşağıya, cennet ehlinin dereceleri ise yukarıya doğrudur.

وفي هذا ما يدل على أن المطيع من الجن في الجنة والعاصي منهم في النار كالإنس سواء وهو أصح ما قيل في ذلك فاعلمه ومعنى ولكل درجات أي ولكل عامل بطاعة درجات في الثواب ولكل عامل بمعصية دركات في العقاب
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr'e göre ayetteki 'her biri için dereceler vardır' ifadesi, Allah'a itaat veya isyan eden her kulun ameline göre kendisine ulaştırılacağı mertebeler ve makamlar bulunduğunu ifade eder; hayır işleyene hayırla, şer işleyene şerle karşılık verilir. Ayrıca bu ifadenin cin ve insan kâfirlerine dönük olması da muhtemeldir; bu durumda her birinin cehennemde amellerine göre bir derecesi olacağı anlaşılır. İbn Cerîr'in görüşüne göre ise bu, kulların amellerinin Rableri katında bilinip kayıt altına alınması ve hesap gününde bunlara karşılık verilmesi anlamına gelir.

ولكل عامل من طاعة الله أو معصيته مراتب ومنازل من عمله يبلغه الله إياها ويثيبه بها إن خيرا فخيرا وإن شرا فشرا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'zâlike' ifadesi peygamber göndermeye işaret eder ve Allah'ın, halkı gafil (uyarılmamış) olan ve zulüm işlemeyen köyleri helak etmeyeceğini bildirir; bu, resul gönderilmeksizin kimsenin cezalandırılmayacağı hükmünün gerekçesidir. Ayrıca her mükellef için yaptıklarına göre dereceler vardır ve Allah kullarının amellerinden ve hak ettikleri karşılıktan gafil değildir.

أن لم يكن ربك مهلك القرى بظلم وأهلها غافلون تعليل للحكم وأن مصدرية أو مخففة من الثقيلة أي: الأمر ذلك لانتفاء كون ربك أو لأن الشأن لم يكن ربك مهلك أهل القرى بسبب ظلم فعلوه
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, hem Allah'a ve ahiret gününe iman edip ana-babaya iyilik eden grup için hem de Allah'a ve ahiret gününe küfredip ana-babaya asi olan grup için kıyamet günü dünyada yaptıkları amellere göre dereceler ve mertebeler olduğunu bildirmektedir. Allah bu amelleri, iyi ise iyilikle, kötü ise kötülükle karşılık vermek üzere kaydetmektedir.

درج أهل النار يذهب سفالا، ودرج أهل الجنة يذهب علوا
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre 'ولكل درجات مما عملوا' ifadesi, itaat eden ve isyan eden herkesi kapsayan genel bir ilke bildirir; her failin amelinde eksik veya kâmil dereceleri vardır ve Allah bunları tam olarak bilip her derecenin gereğine göre karşılık verir. Ayrıca bir görüşe göre bu ifade sadece itaat ehline özgüdür, çünkü 'derece' lafzı ancak onlara uygun düşer.

أن قوله : عام في المطيع والعاصي ، والتقدير : ولكل عامل عمل فله في عمله درجات

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Tüm müfessirler 'her biri için dereceler vardır' ifadesinin, iyi veya kötü amel işleyen herkesin (bazılarına göre insan ve cinlerin) amellerine göre Allah katında farklı mertebelere sahip olacağını bildirdiği konusunda hemfikirdir. Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet temelli benzer bir bağlamsal okumayı paylaşır; Zemahşerî, Beydâvî ve Râzî ise dil/belağat analizine dayanır.

Unterschiede

Zemahşerî 'derecât' lafzının tağlîb üslubuyla hem mükafat hem ceza mertebelerini kapsadığını savunurken, Râzî bir görüşe göre bu lafzın sadece itaat ehline özgü olabileceğini de aktarır. Kurtubî ve İbn Kesîr, ifadenin cin ve insan, itaatkâr ve isyankâr gruplarının her ikisini de kapsayabileceğini belirtir; İbn Zeyd'den nakille cehennem derecelerinin aşağı, cennet derecelerinin yukarı doğru olduğu detayı eklenir. Bu farklılıklar, dilci/belâgatçi müfessirlerin (Zemahşerî, Beydâvî, Râzî) lafzın anlam katmanlarına odaklanmasından, rivayet ve tefsir ekolüne yakın müfessirlerin (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr) ise nakil ve bağlama dayanmasından kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'den başlayarak İbn Kesîr'e kadar rivayet temelli yorum çizgisi büyük ölçüde sabit kalmış, amellere göre derece verilmesi fikri değişmeden korunmuştur. Zemahşerî ve Râzî gibi daha sonraki dilci/kelamcı müfessirler ise aynı temel fikri daha ayrıntılı belâgat ve te'vil tartışmalarıyla derinleştirmiş, ifadenin kapsamı üzerine ek ihtimaller geliştirmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, kişinin gösterdiği çaba ve niyetin karşılıksız kalmayacağı düşüncesiyle ilişkilendirilebilir; bu da günlük hayatta ihlasla ve sabırla yapılan işlerin değerine dair bir hatırlatma olarak okunabilir. Ayrıca 'herkesin amellerine göre bir derecesi olması' fikri, toplumsal hayatta insanların farklı çaba ve katkılarına saygı duyan, yargılamaktan çok kendi nefsini hesaba çeken bir tutumu teşvik edebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben