لَيْسَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ جُنَاحٌ فِيمَا طَعِمُوٓا۟ إِذَا مَا ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّءَامَنُوا۟ ثُمَّ ٱتَّقَوا۟ وَّأَحْسَنُوا۟ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ
“Es lastet keine Sünde auf denjenigen, die glauben und rechtschaffene Werke tun, hinsichtlich dessen, was sie (bisher) verzehrt haben, wenn sie (fortan) gottesfürchtig sind und glauben und rechtschaffene Werke tun und wiederum gottesfürchtig sind und glauben und wiederum gottesfürchtig sind und Gutes tun. Allah liebt die Gutes Tuenden.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, içki (hamr) ve kumar (meysir) haram kılınmadan önce vefat etmiş olan sahâbîlerin durumu hakkında sorulan soruya cevaben inmiştir. Sahâbeden bazıları, haram henüz inmeden içki içerek vefat eden kardeşlerinin durumunu Peygamber'e sormuşlar, bunun üzerine bu ayet inerek, haram gelmeden önce iman edip iyi ameller işleyen ve takva üzere olanlara, o dönemde yedikleri/içtikleri şeylerden dolayı bir günah olmadığı bildirilmiştir. Ayet ayrıca, kişinin Allah'tan korkup haramlardan kaçınması ve bunun ardından ihsan (nafile amellerle Allah'a yakınlaşma) göstermesi gerektiğini de içermektedir.
لما حرمت الخمر قالوا: كيف بأصحابنا الذين ماتوا وهم يشربون الخمر؟ فنزلت: الآية
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre metin, 'طعم' kelimesinin şaraptan içmek anlamına gelebileceğini, ayrıca yenilen ve içilen şeylerden lezzet almaya da racî olabileceğini belirtir. Ardından bazı cahillerin ileri sürdüğü bir görüş nakledilir: Bu kişilere göre ayet, içki içmenin düşmanlık, kin doğurması ve namazdan/Allah'ın zikrinden alıkoyması durumunda haram olduğunu, ama bu mefsedetler olmaksızın taat, takva ve halka iyilik gibi maslahatlar hasıl olduğunda içen kimseye günah olmadığını beyan etmektedir. Bu iddia sahipleri, ayetin tahrimden önce içki içenlerin durumuna hamledilemeyeceğini, çünkü öyle olsaydı kıblenin tahvili ayetinde olduğu gibi farklı bir ifade kullanılacağını söylerler.
زعم بعض الجهال أنه تعالى لما بين في الخمر أنها محرمة عندما تكون موقعة للعداوة والبغضاء وصادة عن ذكر الله وعن الصلاة ، بين في هذه الآية أنه لا جناح على من طعمها إذا لم يحصل معه شيء من تلك المفاسد
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Kurtubî, ayetin daha önce haram kılınmadan içki içip vefat edenlerin veya haram öncesi içmiş olanların durumuna dair soruları gündeme getirir; mubah iken yapılan fiilden dolayı kişiye ne günah ne de sevap yazılacağını belirtir. Ayrıca ayetteki 'ittekav...amenu...ittekav...ahsenu' tekrarının farklı anlam katmanlarına işaret ettiğini, bunun tekrar olmadığını çeşitli te'vil ihtimalleriyle açıklar. Qudame b. Maz'un kıssası üzerinden bu ayetin yanlış te'vil edilerek içki içmeye cevaz olarak kullanılamayacağı, Hz. Ömer ve Hz. Ali'nin bu konudaki içtihat ve had uygulamasıyla gösterilir.
ومن فعل ما أبيح له حتى مات على فعله لك يكن له ولا عليه شيء لا إثم ولا مؤاخذة ولا ذم ولا أجر ولا مدح لأن المباح مستوى الطرفين بالنسبة إلى الشرع
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, hamr ayetinin nüzûlü hakkında çok sayıda rivayet nakleder. Bu rivayetlere göre sahabe hamr içerken ansızın tahrim haberini duymuş, kapları kırmış, sarhoşluk hâlinden temizlenmiş ve hemen mescide gitmiştir. Ayrıca hamrın on farklı yönden lanetlendiğine, mirasla kalan hamrın dökülmesi gerektiğine ve fıçıların içine dahi ruhsat verilmediğine dair haberler aktarılır.
بينما أنا أدير الكأس على أبي طلحة وأبي عبيدة بن الجراح وأبي دجانة ومعاذ بن جبل وسهيل بن بيضاء حتى مالت رءوسهم من خليط بسر وتمر فسمعت مناديا ينادي ألا إن الخمر قد حرمت
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre âyetteki üçlü tekrar (ittekav-âmenû-amilû's-sâlihât ifadelerinin tekrarı), farklı zamanlara veya farklı hallere (kişinin kendisiyle, insanlarla ve Allah ile ilişkisine) yahut haram-şüphe-bazı mübahlar gibi kaçınılması gereken derecelere işaret eder. Üçüncü tekrarda imanın yerine ihsanın gelmesi, Hz. Peygamber'in ihsanı tarif ettiği hadise bir işarettir. Ayrıca âyetin, içki haram kılınmadan önce vefat eden ve içki içip kumar oynayan sahabenin durumu sorulunca nazil olduğu rivayet edilir.
ويحتمل أن يكون هذا التكرير باعتبار الأوقات الثلاثة، أو باعتبار الحالات الثلاث استعمال الإنسان التقوى والإيمان بينه وبين نفسه وبينه وبين الناس وبينه وبين الله تعالى
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ayetin, içki/kumar haram kılınmadan önce vefat eden veya o dönemde içmiş olan sahâbîlerin durumu sorulunca indiğini nakleder; mubah iken yapılan fiilden günah doğmayacağı ortak kabuldür. Ayrıca çoğu müfessir ayetteki 'ittekav-âmenû-ahsenû' tekrarının boş bir tekrar olmayıp farklı anlam katmanlarına işaret ettiğini vurgular.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr ağırlıklı olarak rivayet nakline dayanırken, Râzî ve Beydâvî dil/belağat tahlilini ön plana çıkarır. Râzî ayrıca bazı kişilerin ayeti içkiye ruhsat gibi yanlış yorumladığını aktarıp bu görüşü eleştirel biçimde nakleder; Kurtubî ise bu yanlış te'vili Kudâme b. Maz'un kıssası ve Hz. Ömer-Hz. Ali'nin fıkhi tutumuyla açıkça reddeder, fıkhi/hukukî boyutu derinleştirir. Beydâvî tekrarın zaman, hâl veya mertebe farkına işaret edebileceğini söyleyerek daha sistematik bir te'vil sunar.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessiri Taberî meseleyi büyük ölçüde rivayet temelli aktarırken, sonraki dönemlerde Râzî ve Beydâvî'de dil ve belağat tahlili ağırlık kazanmış, Kurtubî'de ise fıkhi tartışma ve yanlış te'vile karşı çıkma daha belirgin hale gelmiştir. Temel nüzul rivayeti sabit kalmakla birlikte, ayetin yorumlanma derinliği ve kullanılan yöntemler zamanla çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırma, dinî hükümlerin zamanla nasıl açıklığa kavuştuğunu ve insanın bu süreçte iyi niyet, takva ve ihlasla hareket etmesinin önemini hatırlatır. Ayet, bir kuralın henüz bilinmediği dönemdeki davranışlarla, bilindikten sonraki sorumluluk arasındaki farkı vurgulayarak, ilim edindikçe kişinin nefsini terbiye etme ve iyiliğe yönelme çabasını öne çıkarır. Bu da günümüzde ilim, sabır ve ihlasla kendini geliştirme çabasına ışık tutabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben