وَمَا لَنَا لَا نُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَا جَآءَنَا مِنَ ٱلْحَقِّ وَنَطْمَعُ أَن يُدْخِلَنَا رَبُّنَا مَعَ ٱلْقَوْمِ ٱلصَّٰلِحِينَ
“Warum sollten wir nicht an Allah glauben und an das, was von der Wahrheit zu uns gekommen ist, und begehren, daß uns unser Herr zusammen mit dem rechtschaffenen Volk (in den Paradiesgarten) eingehen lasse?"” — Bubenheim & Elyas
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Râzî, ayetteki 'lâ nü'minü' ifadesinin i'rab konumunu ve 'netamau' fiiliyle olan hal ilişkisini dilbilimsel açıdan ele alır. Zemahşerî'nin görüşünü aktararak bu ifadenin 'gayr-i mü'minîn' anlamında hal olarak mansub olduğunu belirtir ve ayetin takdirî anlamının 'Rabbimiz bizi salih kavimle birlikte cennetine ve rıza yurduna girdirsin' şeklinde olduğunu ifade eder.
قال صاحب ( الكشاف ) محل { لا نؤمن } النصب على الحال بمعنى غير مؤمنين ، كقولك قائما ، والواو في قوله { ونطمع } واو الحال
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre ayette geçen 'salihlerle beraber' ifadesi, Hz. Muhammed ümmetiyle beraber olmak anlamındadır; bunun delili 'yeryüzüne salih kullarım varis olur' ayetinin de Hz. Muhammed ümmetini kastettiğidir. Ayrıca cümlede takdir edilen bir gizli öge vardır, yani 'Rabbimizin bizi cennete koymasını umuyoruz' anlamı kastedilmektedir. Bir başka görüşe göre ise 'mea' (beraber) edatı burada 'fî' (içinde) anlamındadır, tıpkı 'fî'nin bazen 'mea' anlamında kullanılması gibi.
أي مع أمة محمد صلى الله عليه وسلم بدليل قوله : أن الأرض يرثها عبادي الصالحون يريد أمة محمد صلى الله عليه وسلم وفي الكلام إضمار أي نطمع أن يدخلنا ربنا الجنة وقيل : ( مع ) بمعنى في كما تذكر في بمعنى ( مع )
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre, ayette bahsedilen Hristiyanların bu grubu, Allah'ın kelamında zikredilenlerle aynı topluluktur; yani ayet bu belirli Hristiyan zümresine işaret etmektedir.
وهذا الصنف من النصارى هم المذكورين في قوله تعالى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ifade, iman etmemeleri için bir engel bulunmadığı halde iman etmemenin akıl dışılığını vurgulayan bir inkâr ve istib'âd (uzak görme) istifhamıdır; zira salihlerle birlikte olma arzusu (tama') iman etmeyi gerektiren bir sebep olarak zaten mevcuttur. Alternatif olarak bu ifade, 'niçin iman ettiniz?' diye soran birine verilmiş bir cevap da olabilir. 'Lâ nü'minü' ifadesi zamirden hal olup, buradaki 'mâ' fiil anlamı taşımaktadır; yani 'bize iman etmemiş olmaktan başka ne oldu ki' anlamındadır.
استفهام إنكار واستبعاد لانتفاء الإيمان مع قيام الداعي وهو الطمع في الانخراط مع الصالحين، والدخول في مداخلهم أو جواب سائل قال لم آمنتم؟ ولا نؤمن حال من الضمير والعامل ما في اللام من معنى الفعل
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Hz. Peygamber'e indirilen Kitab'ı işitince ona iman edip tasdik eden kimselerin sözünü haber vermektedir. Onlar 'Allah'a ve bize gelen vahye niçin iman etmeyelim ki' derken, bununla salih kimselerle -Allah'a itaat eden müminlerle- birlikte cennete girmeyi ummaktadırlar. Yani Allah'ın kendilerini kıyamet günü itaat ehli ile birlikte cennetteki mekanlarına ve derecelerine kavuşturmasını arzulamaktadırlar.
القوم الصالحون: رسول الله صلى الله عليه وسلم وأصحابه
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin 'iman etmeyip de ne yapalım, salihlerle beraber olmayı umuyoruz' anlamındaki yapıyı merkeze aldığını, bu birlikteliğin cennette itaat ehliyle beraber olma arzusuna işaret ettiğini kabul eder. Râzî ve Beydâvî 'lâ nü'minü' ifadesinin hal olarak i'rabını ve gramer yapısını benzer şekilde tartışır; Taberî ve Kurtubî ise bu umudun salih/müminlerle birlikte cennete girme temennisi olduğunu paylaşır.
Unterschiede
Râzî ve Beydâvî dilbilimsel/nahiv eksenli okuma yaparken, Kurtubî 'salihler' ifadesini Hz. Muhammed ümmetiyle özdeşleştirip başka bir ayetle istişhad eder, İbn Kesîr ise ayeti doğrudan belirli bir Hristiyan zümresine hasrederek tarihsel-bağlamsal bir okuma sunar. Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla ibn Zeyd'in nakline dayanır. Bu farklar, dönem ve yönteme göre (erken dönem rivayet tefsiri, sonraki dönem dilbilimsel/kelami tefsir) değişen ağırlık noktalarından kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'nin rivayet ağırlıklı erken dönem yaklaşımından, İbn Kesîr'in bağlamsal-tarihsel okumasına, Kurtubî'nin ayetler-arası istişhad yöntemine ve son olarak Râzî ile Beydâvî'nin ileri dilbilimsel/mantıksal tahline doğru bir çizgi görülür; temel anlam (salihlerle beraber cennet ümidi) sabit kalırken, bu anlamı temellendirme yöntemi dönemsel olarak dilbilim ve mantık ağırlıklı hale gelmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, imanın sadece bireysel bir tercih değil, iyi ve dürüst insanlarla birlikte olma arzusuyla da beslenebileceğini hatırlatır; toplumsal dayanışma ve salih çevrelerde bulunmanın kişinin manevi yönelişini güçlendirebileceği düşünülebilir. Günümüzde de ilim ve iman arasında uyumlu bir duruşun, insanı dışlayıcı değil kapsayıcı bir tutuma yönlendirmesi umulabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben