مَّا ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ مَرْيَمَ إِلَّا رَسُولٌ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ وَأُمُّهُۥ صِدِّيقَةٌ كَانَا يَأْكُلَانِ ٱلطَّعَامَ ٱنظُرْ كَيْفَ نُبَيِّنُ لَهُمُ ٱلْـَٔايَٰتِ ثُمَّ ٱنظُرْ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ
“Al-Masih, der Sohn Maryams, war doch nur ein Gesandter, vor dem bereits Gesandte vorübergegangen waren. Und seine Mutter war sehr wahrheitsliebend; sie (beide) pflegten Speise zu essen. Schau, wie Wir ihnen die Zeichen klar machen, und schau, wie sie sich abwendig machen lassen!” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Hz. İsa hakkında ilahlık veya Allah'ın oğlu olduğunu iddia eden Hıristiyan fırkalarına (Yakubîler ve diğerleri) karşı Hz. Peygamber adına bir delildir. İsa'nın Meryem'in oğlu olarak diğer annelerin çocuklarını doğurduğu gibi doğmuş olması, onun beşer sıfatı taşıdığını, yaratıcı sıfatı taşımadığını gösterir; o, kendisinden önceki elçiler gibi mucizelerle desteklenmiş bir resuldür. Meryem'in 'sıddıka' olması da doğruluk kökünden gelir; ayrıca İsa ve annesinin yemeye-içmeye muhtaç olmaları, aciz olduklarının ve dolayısıyla ilah olamayacaklarının açık delilidir.
وإنما هو لله رسول كسائر رسله الذين كانوا قبله فمضوا وخلوا، أجرى على يده ما شاء أن يجريه عليها من الآيات والعبر حجة له على صدقه وعلى أنه لله رسول إلى من أرسله إليه من خلقه
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî bu ifadeyi, hakktan yüz çevirenlerin bu tutumlarının akıl almaz, şaşkınlık verici bir cehalet ve sapkınlık olduğunu vurgulamak üzere açıklar; 'nasıl döndürülüyorlar/nasıl saptırılıyorlar' sorusu gerçek bir soru değil, bu sapkınlığa duyulan hayreti ifade eden bir üsluptur.
كيف يعدلون عن الحق تعجبا من جهلهم وضلالتهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, Hz. İsa'nın Allah'ın bir kulu ve önceki peygamberler gibi bir resûl olduğunu, mucizelerinin de daha önceki peygamberlerin mucizelerine benzer olduğunu anlatır. Ayrıca Hz. Meryem ile Hz. İsa'nın yemeğe muhtaç olmaları, ilah olamayacaklarının delili olarak sunulur; zira ilah her şeyden müstağni olmalıdır. Bu açıdan ayetin temel amacının Hristiyanların Hz. İsa hakkındaki ulûhiyet iddiasını çürütmek olduğu belirtilir.
أن كل من كان له أم فقد حدث بعد أن لم يكن ، وكل من كان كذلك كان مخلوقا لا إلها ، والثاني : أنهما كانا محتاجين ، لأنهما كانا محتاجين إلى الطعام أشد الحاجة ، والإله هو الذي يكون غنيا عن جميع الأشياء ، فكيف يعقل أن يكون إلها
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayet, Îsâ ve annesinin yemek yemesi, dolayısıyla doğmuş, terbiye edilmiş ve diğer yaratılmışlar gibi sonradan var olan (muhdes) varlıklar olduklarına delildir; bir mürebbebin (terbiye edilenin) rab olması mümkün değildir. Hristiyanların 'nâsûtuyla yer, lâhûtuyla yemez' iddiası ise ilah ile ilah olmayanın karışımı anlamına geldiğinden reddedilir, zira kadîmin muhdesle karışması câiz olsaydı kadîmin muhdes olması da câiz olurdu. Ayrıca bazı müfessirlere göre yemek yeme ifadesi büyük-küçük abdest bozmaya kinaye olup bu da ikisinin de beşer olduğuna delalet eder.
فمتى يصلح المربوب لأن يكون ربا وقولهم : كان يأكل بناسوته لا بلاهوته فهذا منهم مصير إلى الاختلاط ولا يتصور اختلاط إله بغير إله ولو جاز اختلاط القديم بالمحدث لجاز أن يصير القديم محدثا
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, âyetin Hz. Meryem'in nübüvvetini değil imanını ve tasdikini ifade ettiğini belirtir; bu onun ulaşabileceği en yüksek makamdır. Buna göre İbn Hazm ve benzerlerinin Sâre, Hz. Musa'nın annesi ve Hz. Meryem'in nübüvvetine dair iddiaları, meleklerin bu kadınlara hitap etmesine dayandırılsa da reddedilir. Ayrıca âyetin yemek yeme ihtiyacına işaret etmesi, Hz. İsa ve annesinin beşerî ihtiyaçları olan birer kul olduklarını, hristiyanların iddia ettiği gibi ilah olmadıklarını gösterir.
وهذا أعلى مقامها فدل على أنها ليست بنبية كما زعمه ابن حزم وغيره ممن ذهب إلى نبوة سارة أم إسحاق ونبوة أم موسى ونبوة أم عيسى استدلالا منهم بخطاب الملائكة لسارة ومريم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre Hz. İsa, kendisinden önceki peygamberler gibi Allah'ın mucizelerle desteklediği bir resuldür; ölüleri diriltmesi, Musa'nın asayı yılana çevirmesinden daha şaşırtıcı değildir, babasız yaratılması da Âdem'in anasız-babasız yaratılmasından daha şaşırtıcı değildir. Annesi Meryem ise doğruluğuyla tanınan sıddıka bir kadındır. İsa ve annesinin yemek yiyip yiyeceğe muhtaç olması, önce kemallerinin sınırını gösterip onların ilahlık iddiasını çürütmekte, ardından da rablik vasfıyla asla bağdaşmayan bu eksikliği vurgulayarak, delillerin bu denli açık olmasına rağmen onlara rablik yakıştıranların tutumuna hayret edilmektedir.
أي ما هو إلا رسول كالرسل قبله خصه الله سبحانه وتعالى بالآيات كما خصهم بها، فإن إحياء الموتى على يده فقد أحيا العصا وجعلها حية تسعى على يد موسى عليه السلام وهو أعجب، وإن خلقه من غير أب فقد خلق آدم من غير أب وأم وهو أغرب.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler ayetin temel amacının Hz. İsa ve annesinin beşer olduğunu, ilahlık iddiasının geçersizliğini göstermek olduğunda birleşir. Yemek yeme ihtiyacı, ihtiyaç sahibi olanın ilah olamayacağına delil sayılır; İsa önceki peygamberler gibi mucizelerle desteklenmiş bir resul, Meryem de doğruluğuyla (sıddîka) bilinen bir kadın olarak tanımlanır.
Unterschiede
Taberî ve Zemahşerî dil/belağat tahliline (sıddîka kelimesi, istifham-ı taaccüp üslubu) ağırlık verirken, Râzî ve Kurtubî kelamî/akli istidlal yöntemiyle Hristiyan nâsût-lâhût iddiasına doğrudan cevap üretir. Kurtubî ayrıca kinaye yorumuyla konuyu daha somutlaştırır. İbn Kesîr, Meryem'in nübüvvetine dair iddiaları özel olarak ele alıp reddederken diğerleri bu noktaya girmez. Beydâvî ise Musa ve Âdem'in mucizeleriyle kıyaslama yaparak meseleye karşılaştırmalı bir bakış getirir.
Historischer Kontext
Erken dönem (Taberî) rivayet ve dil analizine dayanırken, orta dönem müfessirler (Zemahşerî, Râzî, Kurtubî) kelamî tartışmaların yoğunlaştığı bir ortamda akli istidlali derinleştirmiş, sonraki dönem (İbn Kesîr, Beydâvî) önceki birikimi sentezleyip karşıt görüşleri (Hristiyan fırkalar, İbn Hazm) daha sistematik biçimde reddetmiştir. Temel mesaj sabit kalmış, sadece istidlal yöntemleri ve tartışılan ayrıntılar zenginleşmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırma, farklı dönem ve yöntemlerdeki alimlerin aynı temel gerçeğe (insanın aczi ve yaratılmışlığı) farklı akıl yürütme yollarıyla ulaşabildiğini gösterir; bu da ilim ile iman arasındaki uyumlu ilişkiye işaret eder. Ayrıca beşerî ihtiyaçların (yeme, içme gibi) kabul edilmesi, insanın sınırlılığını fark ederek tevazu ve sabırla yaşamasının önemine dair bir hatırlatma olarak okunabilir. Farklı görüşlerin bir arada saygıyla nakledilmesi, günümüzde de fikir çeşitliliğine hoşgörüyle yaklaşmanın bir örneği sayılabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben