وَٱعْبُدُوا۟ ٱللَّهَ وَلَا تُشْرِكُوا۟ بِهِۦ شَيْـًٔا وَبِٱلْوَٰلِدَيْنِ إِحْسَٰنًا وَبِذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْيَتَٰمَىٰ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْجَارِ ذِى ٱلْقُرْبَىٰ وَٱلْجَارِ ٱلْجُنُبِ وَٱلصَّاحِبِ بِٱلْجَنۢبِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ وَمَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ مَن كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًا
“Und dient Allah und gesellt Ihm nichts bei. Und zu den Eltern sollt ihr gütig sein und zu den Verwandten, den Waisen, den Armen, dem verwandten Nachbarn, dem fremden Nachbarn, dem Gefährten zur Seite, dem Sohn des Weges und denen, die eure rechte Hand besitzt. Allah liebt nicht, wer eingebildet und prahlerisch ist,” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayette geçen 'zi'l-kurbâ' (yakın komşu/akraba) ve devamındaki 'el-câru'l-cünüb' (uzak komşu) ifadelerini müfessirlerin farklı görüşlerini naklederek ele alır. Çoğunluk görüşü 'zi'l-kurbâ'nın kişiye kan/nesep akrabalığıyla yakın olan komşu anlamına geldiğini, buna karşılık ikinci ifadenin aralarında akrabalık bulunmayan uzak/yabancı komşuyu ifade ettiğini savunur. Taberî, İbn Abbas, Mücahid, Katade gibi selef alimlerinin nakillerini sıralayarak bu görüşü tercih eder ve bazı zayıf/isabetsiz gördüğü yorumları (mesela komşunun dindeki yakınlığı anlamına geldiği veya 'akraba komşusu' şeklindeki okuma) dil açısından eleştirerek reddeder.
وهذا القول قول مخالف المعروف من كلام العرب، وذلك أن الموصوف بأنه ذو القرابة في قوله: الجار دون غيره، فجعله قائل هذه المقالة جار ذي القرابة
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî'ye göre bu ayette iki husus vardır: birincisi, Allah'ın ibadete münhasır kılınmasının gerekçesinin beyanıdır; ikincisi ise O'na ibadet etmeye çağıran sebebin beyanıdır, çünkü asıl korkulması gereken O'nun azabıdır, Allah'tan başka taptıkları şeylerin azabı değil. Büyük gün ise kıyamet günü veya üzerlerine azabın (tufanın) indiği gündür.
الأولى بيان لوجه اختصاصه بالعبادة . والثانية : بيان للداعي إلى عبادته لأنه هو المحذور عقابه دون ما كانوا يعبدونه من دون الله واليوم العظيم يوم القيامة أو يوم نزول العذاب عليهم وهو الطوفان
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayet ana-baba ve akrabalardan sonra köle, akraba komşu, yabancı komşu ve yol arkadaşına iyilik etmeyi emretmektedir. Cimrilik, kibir ve övünme sıfatları özellikle zikredilmiştir çünkü bu sıfatlar sahibini fakir akrabaya, komşuya ve zikredilen diğer kimselere karşı Allah'ın emrettiği iyiliği yapmaktan alıkoyar.
وخص هاتين الصفتين بالذكر هنا لأنهما تحملان صاحبيهما على الأنفة من القريب الفقير والجار الفقير وغيرهم ممن ذكر في الآية فيضيع أمر الله بالإحسان إليهم
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayette geçen komşu, yol arkadaşı, yolcu ve köleler hakkındaki tavsiyeleri farklı sahabe ve tabiin görüşleriyle açıklar. 'Câr ذي القربى' akraba olan komşu, 'Câr el-cünüb' ise akraba olmayan komşu veya yol arkadaşı olarak yorumlanmış, bazı görüşlerde ise 'câr ذي القربى' eş anlamına gelmiştir. Ayrıca Hz. Peygamber'in komşuya ve kölelere iyilik konusunda tekrar tekrar tavsiyede bulunduğuna dair hadisler nakledilmiştir.
قال علي بن أبي طلحة عن ابن عباس والجار ذي القربى يعني الذي بينك وبينه قرابة والجار الجنب الذي ليس بينك وبينه قرابة
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette sayılan komşuluk türlerini ve haklarını açıklar: yakın komşu, uzak komşu veya akraba olmayan komşu, yol arkadaşı ve yolcu gibi gruplara değişik anlamlar verir. Ayrıca 'el-câr zi'l-kurbâ' ve 'es-sâhib bi'l-cenb' ifadelerinin kimlere işaret ettiğine dair birden fazla görüş nakleder ve ayetin sonunda kibirli ve övüngen kimseleri Allah'ın sevmediğini belirtir.
وعنه عليه الصلاة والسلام: «الجيران ثلاثة. فجار له ثلاث حقوق: حق الجوار، وحق القرابة، وحق الإسلام. وجار له حقان: حق الجوار وحق الإسلام، وجار له حق واحد: حق الجوار وهو المشرك من أهل الكتاب»
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metne göre 'واعبدوا الله' emri ibadeti sadece tevhide özgülemez; ibadet, Allah'ın emri sebebiyle yapılan her türlü fiil ve terki kapsar, dolayısıyla kalp ve organların bütün amellerini içine alır. Ayrıca müfessir, Şuayb'ın kavmine yönelttiği tevhid çağrısının önce Allah'ı tanıtmayı gerektirdiğini, çünkü bilinmeyen bir varlığa ibadetin caiz olmadığını belirtir.
واعلم أن العبادة عبارة عن كل فعل وترك يؤتى به لمجرد أمر الله تعالى بذلك
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ayetteki 'zi'l-kurbâ' komşu ile 'cünüb/uzak' komşu ayrımı üzerinde durur ve çoğunlukla birincisinin akraba/yakın komşu, ikincisinin ise akraba olmayan/uzak komşu (veya yol arkadaşı) olduğunu nakleder. Ayrıca komşuya, yolcuya ve köleye iyilik emrinin hadislerle desteklendiği ve kibir-övünme sıfatlarının bu iyiliğe engel olduğu ortak vurgudur.
Unterschiede
Taberî meseleyi ağırlıklı olarak selef rivayetleri ve dil tahliliyle ele alıp zayıf gördüğü yorumları eler; Kurtubî hadis nakilleriyle ahlaki-sosyal boyutu genişletir; İbn Kesîr rivayet ağırlıklı olup bazı görüşlerde 'zi'l-kurbâ'nın eş anlamına geldiğini de aktarır; Beydâvî kıraat farklarına ve hadise dayanarak çoklu yorum sunar. Zemahşerî ve Râzî ise farklı bir ayet bağlamında ibadetin tevhide özgülenmesi ve Allah korkusu/tanıma meselesine odaklanarak konudan ayrılır, bu da onların kelamî-belâgî yaklaşımından kaynaklanır.
Historischer Kontext
En erken dönem müfessiri Taberî'den itibaren temel dil ve rivayet çerçevesi korunmuş, sonraki müfessirler (Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî) bu çerçeveyi hadislerle zenginleştirip sosyal-ahlaki boyutunu derinleştirmiştir; temel ayrım (yakın/uzak komşu) sabit kalırken yorum çeşitliliği ve destekleyici rivayetler zamanla artmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, yakın çevremizdeki akraba ve komşularla birlikte, tanımadığımız veya farklı olan kişilere karşı da iyilik ve saygı gösterme bilincini hatırlatabilir. Kibir ve cimrilikten kaçınarak toplumsal dayanışmayı güçlendirmek, günümüzde hem aile hem toplum ilişkilerinde yapıcı bir tutum için ilham verici olabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben