وَٱلْمُحْصَنَٰتُ مِنَ ٱلنِّسَآءِ إِلَّا مَا مَلَكَتْ أَيْمَٰنُكُمْ كِتَٰبَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ وَأُحِلَّ لَكُم مَّا وَرَآءَ ذَٰلِكُمْ أَن تَبْتَغُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُم مُّحْصِنِينَ غَيْرَ مُسَٰفِحِينَ فَمَا ٱسْتَمْتَعْتُم بِهِۦ مِنْهُنَّ فَـَٔاتُوهُنَّ أُجُورَهُنَّ فَرِيضَةً وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا تَرَٰضَيْتُم بِهِۦ مِنۢ بَعْدِ ٱلْفَرِيضَةِ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيمًا حَكِيمًا
“Und (verboten sind euch) von den Frauen die verheirateten, außer denjenigen, die eure rechte Hand besitzt. (Dies gilt) als Allahs Vorschrift für euch. Erlaubt ist euch, was darüber hinausgeht, (nämlich) daß ihr mit eurem Besitz (Frauen) begehrt zur Ehe und nicht zur Hurerei (Frauen). Welche von ihnen ihr dann genossen habt, denen gebt ihren Lohn als Pflichtteil. Es liegt aber keine Sünde für euch darin, daß ihr, nachdem der Pflichtteil (festgelegt) ist, (darüberhinausgehend) euch miteinander einigt. Gewiß, Allah ist Allwissend und Allweise.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, ayetteki 'muhsanat' ifadesinin tefsirinde farklı görüşleri aktarır: bazıları bunun kocası olan (esir alınmamış) kadınlar olduğunu, malik-i yemin ifadesinin ise savaşta kocalarından ayrılmış cariyeleri kapsadığını söyler. Ayrıca 'müt'a nikahı' meselesinde İbn Abbas'tan gelen kıraat ve rivayetleri aktardıktan sonra, kendi tercihini müt'anın değil, doğru nikah veya mülkiyet yoluyla yapılan evliliğin kastedildiği yönünde belirtir; bunun gerekçesi olarak Hz. Peygamber'in müt'ayı yasakladığına dair delilin varlığını gösterir.
وأولى التأويلين في ذلك بالصواب تأويل من تأوله: فما نكحتموه منهن فجامعتموه فآتوهن أجورهن؛ لقيام الحجة بتحريم الله متعة النساء على غير وجه النكاح الصحيح أو الملك الصحيح على لسان رسوله صلى الله عليه وسلم
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Verilen metin, ayetin ('ve'n-nisâü...') hangi ifadeye bağlandığını soran belâgat/i'râb tarzı bir soru cümlesinden ibarettir; metinde bu sorunun cevabı veya müfessirin kendi görüşü yer almamaktadır. Dolayısıyla bu parçadan ayet hakkında somut bir görüş özetlenememektedir.
فإن قلت : بم اتصل قوله
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî bu bölümde Nisâ 24. ayetin mut'a nikâhına delalet edip etmediği tartışmasını aktarır; Ebû Bekir er-Râzî'nin mut'anın helal olduğuna dair üç delilini (istisna cümlesinin yapısı, ihsan kelimesinin sahih nikahta olması, zinanın sifah olarak adlandırılması) tek tek ele alıp zayıf bulur. Kendi tercihi olarak, mut'anın bir dönem mübah olduğunu inkâr etmediğini, ancak sonradan nesh edildiğini söyler; dolayısıyla ayetin mut'aya delalet etmesi bile kendi görüşüne zarar vermez. Ayrıca fer' meselelerde ferîze kelimesinin üç vecihle (mefrûda hal, îtâ yerine konması, mekîd masdar) izah edildiğini ve mehir bağışlama, Ebû Hanîfe-Şâfiî ihtilafı gibi fıkhi konuları da inceler.
إنا لا ننكر أن المتعة كانت مباحة ، إنما الذي نقوله : إنها صارت منسوخة ، وعلى هذا التقدير فلو كانت هذه الآية دالة على أنها مشروعة لم يكن ذلك قادحا في غرضنا
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayette geçen 'muhsanîn' ve 'müsâfihîn' ifadeleri, nikahın zina yoluyla değil evlilik akdiyle mal karşılığında meşru bir şekilde yapılmasını ifade eder. Ayrıca kadınlar arasında hala ve teyze ile birlikte evlilik yasağının, ayette açıkça zikredilmese de hem hadisle hem de ayetin kendi lafzından çıkarılabilecek bir yasak olduğu belirtilir. Cariyelerle evlilik konusunda ise fukahanın görüş ayrılığına değinilerek, tavla (imkân) bulamayan hür erkeğin kaç cariyeyle evlenebileceği tartışılmıştır.
روى مسلم وغيره عن أبي هريرة رضي الله عنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : ( لا يجمع بين المرأة وعمتها ولا بين المرأة وخالتها ( وقال إبن شهاب : فنرى خالة أبيها وعمة أبيها بتلك المنزلة
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, ayetteki 'illâ mâ meleket eymânukum' ifadesini iki bağlamda ele alır: birincisi mülk-i yeminle (cariyeler) ilgili nikah/vaty hükümleridir ve bu, kızkardeşlerin cariyelik yoluyla birleştirilmesinin cevazı konusunda tartışmalı delillerden biridir; ikincisi ise Ebû Said el-Hudrî rivayetine dayanarak evli kadın esirlerin (Evtâs esirleri) durumu ve istibrâ şartıyla helal olmalarıdır. Ayrıca cariyenin satılmasının kocasından boşanma sayılıp sayılmayacağı hususunda selef arasındaki ihtilafı nakleder; cumhur bunun talak sayılmayacağı görüşündedir.
أصبنا سبيا من سبي أوطاس ولهن أزواج فكرهنا أن نقع عليهن ولهن أزواج فسألنا النبي صلى الله عليه وآله وسلم فنزلت هذه الآية فاستحللنا فروجهن
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî bu ayette birkaç ayrı konuyu ele alır: savaşta esir alınan ve kâfir kocaları olan kadınların, esir alınmasıyla nikâhlarının düştüğünü ve esir edenlere helal olduğunu belirtir; Ebû Hanîfe'nin karı-koca birlikte esir alınırsa nikâhın düşmeyeceği görüşünü nakleder ama âyetin ve hadisin genel ifadesinin buna karşı delil olduğunu söyler. Ayrıca mut'a nikâhının Mekke'nin fethi sırasında üç gün helal kılındığını, sonra kıyamete kadar haram kılınarak nesh edildiğini nakleder.
وقال أبو حنيفة لو سبي الزوجان لم يرتفع النكاح ولم تحل للسابي. وإطلاق الآية والحديث حجة عليه.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu (Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr, Beydâvî, Râzî) ayetin nikahın zina/sifah yoluyla değil meşru evlilik akdiyle olması gerektiğine ve esir/cariye kadınların hukuki durumuna odaklandığı konusunda birleşir; mut'a nikahı meselesi de ortak bir tartışma zemini olup çoğu müfessir bunun sonradan nesh edildiği (haram kılındığı) yönünde görüş bildirir.
Unterschiede
Taberî ve Beydâvî rivayet ve kıraat farklılıklarını fıkhi tercihle birleştirirken, Zemahşerî bu bölümde salt dilbilimsel/i'râb sorusuyla sınırlı kalıp görüş beyan etmez. Râzî diğerlerinden ayrılarak mut'anın bir dönem mübah olabileceğini teorik olarak kabul edip nesh argümanıyla meseleyi çözer; Kurtubî ve İbn Kesîr ise daha çok fıkhi ihtilafları (cariye evliliği, istibrâ, talak meselesi) detaylandırır. Bu farklar, müfessirlerin yöntem ağırlıklarındaki (dil/belagat, hadis rivayeti, fıkhi çıkarım) farklı vurgulardan ve kendi dönemlerindeki fıkhi tartışma geleneklerinden kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'den (erken dönem, rivayet ağırlıklı) Beydâvî'ye (daha sonraki dönem, sistematik dil ve fıkıh sentezi) doğru bir çizgide, ayetin nikah ve esir kadınlarla ilgili hükmü konusundaki temel çerçeve sabit kalmış, ancak mut'a nikahının nesh edilip edilmediği ve cariyelerle ilgili fıkhi ayrıntılar üzerindeki tartışma zenginleşerek devam etmiştir. Zemahşerî'nin dilbilimsel yaklaşımı, sonraki müfessirlerin (Râzî, Beydâvî) daha kapsamlı dil-fıkıh sentezine geçişin bir ara halkası gibi görünür.
Bezug zur Gegenwart
Bu çeşitli okumalar, evlilik ve aile ilişkilerinde meşruiyetin ve karşılıklı rızanın önemine dair ortak bir vurguyu hatırlatır; farklı görüşlerin saygıyla aktarılması, ilim geleneğinde ihtilafın hoşgörüyle ele alınmasına iyi bir örnektir. Günümüzde de aile kurumuna dair hükümlerin tarihsel bağlamda değerlendirilmesi, hem ilmi tevazuyu hem de toplumsal meselelerde sabırlı, çok yönlü düşünmeyi teşvik edebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben