كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
“Alle Speisen waren den Kindern Isra'ils erlaubt außer dem, was Isra'il sich selbst verbot, bevor die Tora offenbart wurde. Sag: Bringt doch die Tora bei und verlest sie dann, wenn ihr wahrhaftig seid.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Taberî, Yakub'un (İsrail) Tevrat inmeden önce kendi nefsine haram kıldığı yiyeceğin (özellikle etin damarları/siyatik ağrısı sebebiyle) çocukları tarafından babalarına uyularak (istinan) haram kılındığını, bunun Allah tarafından o dönemde vahiyle haram kılınmış olmadığını aktarır. Tevrat indikten sonra ise Allah'ın bu konuda dilediğini haram, dilediğini helal kıldığını belirtir. Müellif, farklı görüşler arasından bu yorumu 'savaba en yakın' bularak tercih eder.
كل الطعام كان حلا لبني إسرائيل من قبل أن تنزل التوراة، إلا ما حرم إسرائيل على نفسه من غير تحريم الله ذلك عليه، فإن كان حراما عليهم بتحريم أبيهم إسرائيل ذلك عليهم، من غير أن يحرمه الله عليهم في تنزيل ولا بوحي قبل التوراة، حتى نزلت التوراة، فحرم الله عليهم فيها ما شاء، وأحل لهم فيها ما أحب
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre âyetteki 'küllü't-taâm' ifadesi, muzâf/muzâfun ileyh ilişkisi ve ardından gelen istisna nedeniyle bütün yiyecek türlerini kapsayan umumi bir anlam taşır; ayrıca Hz. Peygamber ile Yahudiler arasındaki tartışma, bu yasağın Hz. İbrahim'den beri var olup olmadığı meselesiyle ilgilidir ve Peygamber onlardan bu konuda Tevrat nassını istemiştir. Râzî bu âyeti aynı zamanda kıyası inkar edenlerin delillerinden biri olarak da tartışır.
ذهب قوم من الفقهاء والأدباء إلى أنه يفيده ، واحتجوا عليه بوجوه أحدها : أنه تعالى أدخل لفظ { كل } على لفظ الطعام في هذه الآية ، ولولا أن لفظ الطعام قائم مقام لفظ المطعومات وإلا لما جاز ذلك
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre İsrail'in kendisine haram kıldığı şey deve eti ve sütüdür; bu, Yakub aleyhisselamın siyatik (irk-i nesâ) hastalığına yakalanması sonucu tıbbi tavsiye üzerine veya iyileşirse en sevdiği yiyecek ve içecekten vazgeçme adağı sonucu gerçekleşmiştir. Yahudiler bu haramlığı Tevrat'a dayandırdıklarını iddia edince Allah onları yalanlamış ve Tevrat'ı getirip okumalarını istemiş, ancak getirememişlerdir. Ayrıca bu tahrimin Yakub'un kendi içtihadıyla mı yoksa Allah'ın izniyle mi olduğu tartışılmış, sahih görüşe göre bu onun şahsi içtihadı olup Allah'ın 'إلا ما حرم' ifadesiyle tahrimi ona izafe etmesi bunu desteklemektedir.
وقال بن عباس ومجاهد وقتادة والسدى : أقبل يعقوب عليه السلام من حران يريد بيت المقدس حين هرب من أخيه عيصو وكان رجلا بطشا قويا فلقيه ملك فظن يعقوب أنه لص فعالجه أن يصرعه فغمز الملك فخذ يعقوب عليه السلام ثم صعد الملك إلى السماء ويعقوب ينظر إليه فهاج عليه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, Kur'an'da neshin vaki olduğu konusunda tüm Müslümanların ittifak ettiğini, sadece Ebu Müslim el-İsfehânî'nin buna karşı çıktığını ve onun görüşünün zayıf ve reddedilmiş olduğunu belirtir. Ardından İsrailoğullarına yönelik bu ayetin öncesindeki bağlamla ilişkisini açıklayarak, Yakub (İsrail)'ın kendi nefsine haram kıldığı şeyin Tevrat inmeden önce helal olan yiyecekler bağlamında zikredildiğini, sonra Tevrat'ta pek çok şeyin haram kılındığını ve bu bağlamda Yahudilerin recm hükmünü Hz. Peygamber'den gizlemeye çalıştıkları meşhur kıssayı naklederek ayetin bu hadiseyle ilişkisine dair rivayetleri aktarır.
والمسلمون كلهم متفقون على جواز النسخ في أحكام الله تعالى لما له في ذلك من الحكمة البالغة وكلهم قال بوقوعه وقال أبو مسلم الأصبهاني المفسر لم يقع شيء من ذلك في القرآن وقوله ضعيف مردود مرذول
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'إسرائيل' Ya'kûb'dur ve kendisine haram kıldığı şey deve etleri ve sütleridir; bu tahrim, yorgunluk hastalığı (irkü'n-nesâ) sebebiyle bir adak veya doktor tavsiyesiyle tedavi amaçlı olmuş olabilir. Ayet, Yahudilerin Tevrat inmeden önce kendilerine bazı şeylerin haram kılınmış olduğunu inkâr edip bunun sadece kendi zulümleri sebebiyle sonradan getirildiğini kabul etmemelerine karşı bir reddiyedir; onlara Tevrat'ı getirip okumaları emredilerek iddialarının yalanlanması istenmiştir.
وقيل كان به عرق النسا فنذر إن شفي لم يأكل أحب الطعام إليه وكان ذلك أحبه إليه. وقيل: فعل ذلك للتداوي بإشارة الأطباء.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'İsrail'in Hz. Yakub olduğu ve onun kendine haram kıldığı yiyeceğin (çoğunlukla deve eti/sütü, irk-i nesâ hastalığı sebebiyle adak veya tedavi amaçlı) Tevrat inmeden önce vahiyle değil kişisel bir sebeple gerçekleştiği konusunda birleşir. Ayrıca ayetin Yahudilerle bir tartışma/reddiye bağlamında indiği ve onlardan Tevrat'ı getirip iddialarını ispatlamalarının istendiği ortak vurgudur.
Unterschiede
Taberî rivayetler arasında tercihe giderek 'istinan' (babaya uyma) yorumunu öne çıkarır; Râzî dilbilimsel umum tartışmasına ve kıyas meselesine odaklanarak fıkhi/usul boyutunu öne çıkarır; Kurtubî konuyu Yakub'un içtihadı meselesiyle ilişkilendirip Şâfiî-Hanefî tartışmasına bağlar; İbn Kesîr nesih konusundaki icmaı vurgulayıp ayeti recm kıssasıyla ilişkilendirir; Beydâvî ise daha özet bir dilsel-bağlamsal sentez sunar. Bu farklar, her müessirin kendi ekolünün öncelikli metodolojisinden (rivayet, dil, fıkıh usulü, kelam) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'den Beydâvî'ye kadar temel kıssa (Yakub'un adağı/tedavisi) sabit kalmış, ancak zamanla tefsir metodolojisi genişleyerek dil analizi, fıkıh usulü tartışmaları (kıyas, içtihad, nesih icmaı) ayete eklenmiştir; bu, tefsir ilminin rivayet ağırlıklı erken dönemden çok yönlü disiplinler arası bir birikime evrildiğini gösterir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, bir kişinin kendi tercih veya tedbirinin zamanla toplumsal bir norm haline gelebileceğine ve bunun ilahi hükümle karıştırılmaması gerektiğine dair düşündürücü bir örnek sunar. Bilgiye dayalı, delil isteyen ve iddia edilen şeyin kaynağını sorgulayan bir tutum, günümüzde de sağlıklı bir ilim-iman uyumu ve diyalog kültürü için ilham verici olabilir. Ayrıca bir hastalığa karşı tedbir alma veya adak gibi kişisel kararların saygıyla ele alınması, aile ve toplum içi hoşgörüye dair yumuşak bir çağrışım taşır.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben