هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
“Ihr da seid es doch, die ihr über etwas gestritten habt, wovon ihr Wissen habt; warum streitet ihr nun aber über etwas, wovon ihr kein Wissen habt? Allah weiß, ihr aber wißt nicht.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayette 'kendisine ilim sahibi oldukları şey' ifadesi, kendilerine haram kılınan ve emrolundukları hususları; 'ilim sahibi olmadıkları şey' ise İbrahim'in durumunu (hakikatini) ifade eder. Katade'den nakle göre bu, tanık olup gördükleri ve müşahede ettikleri şeylerle, tanık olmadıkları, görmedikleri ve müşahede etmedikleri şeyler arasındaki farka işaret eder; Allah bilir, onlar bilmezler.
أما الذي لهم به علم: فما حرم عليهم وما أمروا به، وأما الذي ليس لهم به علم: فشأن إبراهيم
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette, Ehl-i Kitab'ın İbrahim hakkında onun Yahudi ya da Hıristiyan olduğu iddialarına cevap verildiğini belirtir. 'Hâ'nın dil yapısı üzerinde durduktan sonra, ayetin asıl mesajının, bilgisi olan konuda tartışmışken bilgisi olmayan konuda tartışmanın men edildiği yönünde olduğunu açıklar. Bilgisi olmayan kişinin cedelleşmesinin yasak olduğunu, buna karşılık bilgi ve yakîn sahibi olanın en güzel şekilde mücadele etmesinin emredildiğini vurgular.
والحمد لله الثانية في الآية دليل على المنع من الجدال لمن لا علم له والحظر على من لا تحقيق عنده فقال عز وجل : ها أنتم هولاء حاججتم فيما لكم به علم فلم تحاجون فيما ليس لكم به علم وقد ورد الأمر بالجدال لمن علم وأيقن فقال تعالى : وجادلهم بالتي هي أحسن
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, hakkında bilgisi olmayan bir konuda tartışanları kınamaktadır; Yahudiler ve Hristiyanlar İbrahim hakkında bilgisizce tartışmışlardır. Onların, kendilerine ait olup Hz. Muhammed'in gönderilişine kadar geçerli dinlerine ilişkin bildikleri konularda tartışmaları daha uygunken, bilmedikleri şey hakkında konuşmaları Allah tarafından kınanmıştır. Bu yüzden Allah, bilinmeyen hususları gaybı ve görüneni bilen, işlerin hakikatini ve açık yönünü bilen kendisine havale etmelerini emretmiştir.
هذا إنكار على من يحاج فيما لا علم له به فإن اليهود والنصارى تحاجوا في إبراهيم بلا علم ولو تحاجوا فيما بأيديهم منه علم مما يتعلق بأديانهم التي شرعت لهم إلى حين بعثة محمد صلى الله عليه وسلم لكان أولى منهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'hâ' harfi bir tenbih (uyarı) edatıdır ve muhataplara gaflette oldukları hallerini hatırlatır. Onlar Tevrat ve İncil'de bulup bildikleri konularda inatla tartışmışlardır, oysa kitaplarında hiç zikri geçmeyen İbrahim'in dini hakkında bilgisizce tartışmaktadırlar; bu durum onların akılsızlığını (hamâkat) ortaya koymaktadır. Ayrıca 'hâ enutum' ifadesinin aslında istifham (soru) için 'ehantum' olup hemzenin hâ'ya kalbedildiği, bu akılsızlıklarına taaccüb ifade ettiği de nakledilmiştir.
ها حرف تنبيه نبهوا بها على حالهم التي غفلوا عنها، وأنتم مبتدأ وهؤلاء خبره وحاججتم جملة أخرى مبينة للأولى. أي أنتم هؤلاء الحمقى وبيان حماقتكم أنكم جادلتم فيما لكم به علم مما وجدتموه في التوراة والإنجيل عنادا
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Dört müfessir de ayetteki temel ayrımın 'bilgisi olunan konu' ile 'bilgisi olunmayan konu' arasında yapıldığında ve bilinmeyen hususlarda tartışmanın kınandığında birleşir. Ayrıca çoğu, bu durumun Ehl-i Kitab'ın İbrahim hakkındaki iddialarıyla (Yahudi/Hıristiyan olduğu tartışması) ilişkili olduğunu, onların kendi bildikleri konularda tartışmalarının daha tutarlı olacağını, ama bilmedikleri İbrahim'in hakikati hakkında konuşmalarının eleştirildiğini vurgular.
Unterschiede
Taberî rivayet temelli bir yaklaşımla anlamı hem kendi şeriatlarına dair bilgiler hem de müşahede/gayb ayrımı üzerinden açıklarken, Kurtubî dil ve belağat tahliline (hâ, hemze yapıları) dayanarak meseleyi 'bilgiye dayalı mücadelenin meşruiyeti' ilkesine bağlar. İbn Kesîr bağlamsal/tarihsel okumayla ayeti nüzul sürecindeki tartışmalara yerleştirip bilinmeyenin Allah'a havale edilmesi vurgusunu öne çıkarır. Beydâvî ise en çok gramer ve kıraat farklılıkları (hâ tenbih edatı, istifham te'vili) üzerinde durarak ayetin retorik boyutuna, muhatapların akılsızlığına dikkat çeker.
Historischer Kontext
Erken dönem müfessir Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntem izlerken, sonraki dönemlerde Kurtubî ve Beydâvî dilbilimsel ve belaği tahlillere daha çok yer vermiş, İbn Kesîr ise rivayet ile bağlamsal okumayı birleştiren bir çizgi izlemiştir. Temel mesaj -bilinmeyen konuda tartışmanın sakıncalı olması- tüm dönemlerde sabit kalmış, ancak bu mesajı temellendirme yöntemleri (rivayet, dil analizi, tarihsel bağlam) çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, insanın bilgisi olmayan konularda ısrarla tartışmaktan kaçınıp, bilgiyi ve delili esas alan bir üslupla fikir alışverişinde bulunmasının önemine işaret edebilir. Bu bakış, ilim ile iman arasındaki uyumu ve bilmediğini bilme erdemini (tevazu) hatırlatarak, günlük hayatta hoşgörülü ve yapıcı bir diyalog kültürüne katkı sağlayabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben