مِن قَبْلُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ ذُو ٱنتِقَامٍ
“zuvor, als Rechtleitung für die Menschen. Und Er hat die Unterscheidung herabgesandt. Gewiß, diejenigen, die Allahs Zeichen verleugnen, für sie wird es strenge Strafe geben. Allah ist Allmächtig und Besitzer von Vergeltungsgewalt.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, 'Furkân' kelimesini önceki âyette geçen Tevrat ve İncil'in indirilişinden sonra zikredilen Kur'ân'a atfeder ve bunun hak ile bâtılı ayıran bir hüküm/hüccet anlamına geldiğini belirtir. Müfessirler arasında bu ayırmanın Îsâ hakkındaki ihtilaflara mı yoksa İslam şeriatının hükümlerine mi ait olduğu konusunda görüş ayrılığı nakleder. Kendisi, Furkân'ın Hz. Peygamber ile Îsâ meselesinde ve diğer hususlarda kendisiyle tartışanlar arasında kesin hüccetle yapılan ayrım olduğu görüşünü tercih eder.
وإنما قلنا: هذا القول أولى بالصواب، لأن إخبار الله عن تنزيله القرآن قبل إخباره عن تنزيله التوراة والإنجيل في هذه الآية قد مضى بقوله: أنه معني به الفصل الذي هو حجة لأهل الحق على أهل الباطل
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Sağlanan metin parçası son derece kısa ve kopuk olup, herhangi bir ayet yorumuna dair anlaşılır bir görüş içermemektedir. 'Kendi dostları' ve 'düşmanları' kelimeleri arasında bir ayrım yapıldığı görülmekle birlikte, bu ifadelerin bağlamı ve tam anlamı metinden çıkarılamamaktadır.
لأوليائه من أعدائه
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî'ye göre âyetteki 'furkân' kelimesi cumhurun dediği gibi Zebur ya da Kur'an'ın kendisi değil, Allah'ın Tevrat ve İncil'i indirirken peygamberlere verdiği ve davalarının doğruluğunu ispat eden mucizelerdir. Çünkü peygamberler kitap indirdiklerini iddia edince bu iddiayı yalancıların iddiasından ayıracak bir delile ihtiyaç duyulmuş, Allah da bu mucizeleri göstererek doğru davayı yalancı davadan ayırmıştır; dolayısıyla mucize, furkanın kendisidir.
والمختار عندي في تفسير هذه الآية وجه رابع ، وهو أن المراد من هذا الفرقان المعجزات التي قرنها الله تعالى بإنزال هذه الكتب
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Kurtubî, Allah'ın 'Azîz' isminin, mülkünde erişilmez/galip olduğunu, kendisine karşı gelen kimseye dilerse istediğini yapmaktan hiçbir şeyin O'nu engelleyemeyeceğini ifade ettiğini belirtir.
أي منيع في ملكه ولا يمتنع عليه ما يريده ممن عصاه إن شاء
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre 'Furkan' burada Allah'ın delilleri, açık ayetleri ve kesin burhanları ile hidayet-dalalet, hak-batıl, sapkınlık-doğruluk arasını ayırması anlamına gelir. Katâde ve Rabî' b. Enes 'Furkan'ı Kur'an olarak açıklamışken, İbn Cerîr Kur'an'ın önceden zikredilmiş olması sebebiyle bunun bir mastar (fiilden türeyen isim, yani ayırma eylemi) olduğunu tercih etmiştir. Ayrıca ayetlerin devamında Allah'ın azîz (kudretli, yenilmez) ve intikam sahibi olduğu, kendisine karşı gelenleri cezalandırmaya muktedir olduğu belirtilir.
وقال قتادة والربيع بن أنس الفرقان هاهنا القرآن وأختار ابن جرير أنه مصدر هاهنا لتقدم ذكر القرآن
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'nezzele' fiili Kur'an'ın parça parça (necmen necmen) indirildiğini, 'bi'l-hak' ifadesinin ise adalet, haberlerinde doğruluk veya Allah'tan geldiğine dair kesin hüccetler anlamına geldiğini gösterir. Tevrat ve İncil'in Musa ve İsa'ya toptan (cümleten) indirildiğini belirtir. 'Furkan' ifadesiyle ise üç kitaptan sonra zikredilen hak ile batılı ayıran ilahi kitapların cinsinin veya Zebur'un yahut Kur'an'ın kastedildiğini, Kur'an'ın mucize oluşuyla diğerlerinden ayrıldığını açıklar.
نزل عليك الكتاب القرآن نجوما. بالحق بالعدل، أو بالصدق في أخباره، أو بالحجج المحققة أنه من عند الله وهو في موضع الحال. مصدقا لما بين يديه من الكتب. وأنزل التوراة والإنجيل جملة على موسى وعيسى.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu 'Furkân' kelimesinin hak ile bâtılı, doğru ile yalanı ayıran bir ölçüt/delil anlamına geldiği konusunda birleşir; farklı isimlendirmelerle de olsa bunun ilahi bir ayırt edici (Kur'an, mucize, delil, ayet) olduğu vurgulanır.
Unterschiede
Taberî bunu Hz. Peygamber'in tartışmalarında kullandığı hüccete bağlarken, Râzî bunun bizzat mucizeler olduğunu, cumhurun Kur'an veya Zebur görüşünün dilbilimsel açıdan zayıf olduğunu savunur; İbn Kesîr rivayetleri nakledip Furkân'ın mastar mı isim mi olduğu tartışmasını aktarır; Beydâvî filolojik açıdan çoklu ihtimalleri sıralar; Kurtubî ise konuyu Allah'ın 'Azîz' ismine kaydırarak farklı bir noktaya odaklanır. Zemahşerî'den sağlıklı bir karşılaştırma yapılamamaktadır.
Historischer Kontext
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte yöntem rivayet nakli ile dil tahliline doğru evrilmiş, İbn Kesîr gibi geç dönem müfessirler önceki görüşleri sistemli biçimde toplayıp tercih bildirmiştir; temel mesele olan 'ayırt edicilik' fikri sabit kalırken bunun neye işaret ettiği (kitap, mucize, delil) konusunda çeşitlilik sürmüştür.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, hakkı bâtıldan ayırabilmenin sağlam bilgi, delil ve akıl yürütmeye dayanması gerektiğini hatırlatır; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu ve doğru bilgiye ulaşma çabasını önemser. Toplumsal düzeyde ise farklı görüşlerin saygıyla nakledilmesi, meselelerde ihtilafın doğal karşılanabileceğini ve hoşgörülü bir diyalog zemininin değerini işaret eder.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben