Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metne göre ayet, müşriklerin Allah'a kız çocukları isnat ederken kendileri için erkek çocukları tercih edip kız çocuklarından hoşlanmamalarındaki çelişkiyi eleştirmektedir. Kurtubî'ye göre ayetteki soru, kendileri istemedikleri bir şeyi Allah'a nispet etmelerinden dolayı O'ndan korkmamaları yönünde bir kınama ifade eder.
يريد أفلا تخافون حيث تجعلون لي ما تكرهون زعمتم أن الملائكة بناتي وكرهتم لأنفسكم البنات
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ayet, yüce Allah'ın hem yıldızlar ve meleklerle dolu ulvi âlemin hem de bütün mahlûkatın çatısı mesabesinde olan büyük Arş'ın Rabbi ve yaratıcısı olduğunu ifade eder. Bu bağlamda Arş'ın azameti, Kürsî ile kıyaslanarak ve genişliğinin elli bin senelik mesafeye ulaştığını belirten rivayetlerle açıklanır.
أي من هو خالق العالم العلوي بما فيه من الكواكب النيرات والملائكة الخاضعين له في سائر الأقطار منها والجهات ومن هو رب العرش العظيم يعني الذي هو سقف المخلوقات
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayetlerde Allah Teâlâ, göklerin ve büyük Arş'ın Rabbi kim olduğu sorusunu Hz. Peygamber'e sordurtarak müşrikleri ikrara mecbur bırakmaktadır; onlar 'Allah'tır' diyeceklerinden, bu ikrar kendi şirklerini çürüten bir delil haline gelmektedir. Ayrıca 'kul men bi-yedihî melekûtü külli şey' ifadesi her şeyin mülkünün Allah'ın elinde olduğunu, O'nun dilediğine yardım edip koruduğunu (yücir), fakat O'na karşı kimseye yardım edilemeyeceğini (lâ yücâru aleyh) belirtir. Son olarak 'fe-ennâ tüshârûn' ifadesi, delillerin bu denli açık olmasına rağmen müşriklerin nasıl aldatılıp haktan çevrildiğini sorgulamaktadır.
ملكه غاية ما يمكن وقيل خزائنه. وهو يجير يغيث من يشاء ويحرسه. ولا يجار عليه ولا يغاث أحد ولا يمنع منه، وتعديته بعلى لتضمين معنى النصرة.
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Üç müfessir de ayetin müşriklerin tutarsızlığını veya çelişkisini gözler önüne sererek onları bir tür ikrara ya da kınamaya sevk ettiği noktasında buluşuyor; hepsi ayeti müşriklerle Allah arasındaki bir hesaplaşma/karşılaştırma bağlamında okuyor.
Unterschiede
Kurtubî ayeti müşriklerin kız çocuklarını Allah'a isnat edip kendileri istemedikleri şeyi O'na yakıştırmalarındaki çelişkiye odaklarken, İbn Kesîr farklı bir ayet öbeğinde Arş'ın azametini rivayetler ve nakiller üzerinden açıklamaya yoğunlaşıyor; Beydâvî ise dil ve belagat tahliliyle sorunun müşrikleri ikrara zorlayan bir üslup deliline dönüştüğünü vurguluyor ve bir kıraat farkına da değiniyor. Bu farklar, ele alınan ayet parçalarının farklılığından ve müfessirlerin yöntem tercihinden (rivayet ağırlıklı ile dirayet/belagat ağırlıklı yaklaşım) kaynaklanıyor olabilir.
Historischer Kontext
Daha erken dönem temsilcisi olan İbn Kesîr rivayet ve nakil geleneğine bağlı kalarak kozmolojik tasvirlere yer verirken, Kurtubî fıkhî ve bağlamsal okumaya, Beydâvî ise dil ve belagat inceliğine ağırlık veriyor; bu, tefsir usulünün zamanla rivayetten dirayete ve dilbilimsel derinliğe doğru çeşitlenmesinin bir yansıması olarak görülebilir, kesin bir ilerleme veya üstünlük hükmü çıkarılmamalıdır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, sözü ile özü arasında tutarlılık aramanın, kendimize yakıştırmadığımızı başkasına da yakıştırmama ilkesinin ahlaki bir öğüt olarak günümüzde de değerini koruduğunu düşündürebilir. Ayrıca ilmî çabayla (rivayet, dil, bağlam) metni anlama çabası, ilim ile iman arasındaki uyumlu ilişkiye ve hakikate farklı yollardan ulaşma çabasına dair ihtiyatlı bir örnek sunabilir. Bu tür çok yönlü okumalar, toplumsal düzeyde hoşgörü ve farklı bakış açılarına saygıyı besleyen bir zemin oluşturabilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben