Bu müfessire göre metinde geçen ifade, sözü edilen kimselerin cehennem ateşinde bulunduklarını açıklamaktadır. Taberî burada ayetteki kapalı bir zamir veya işareti 'cehennem ateşi' olarak yorumlamaktadır.
يقول: هم في نار جهنم.وَمَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ فَأُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ خَسِرُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فِى جَهَنَّمَ خَٰلِدُونَ
“Wessen Waagschalen aber leicht sein werden, das sind diejenigen, die ihre Seelen verloren haben; in der Hölle werden sie ewig bleiben.” — Bubenheim & Elyas
Bu müfessire göre metinde geçen ifade, sözü edilen kimselerin cehennem ateşinde bulunduklarını açıklamaktadır. Taberî burada ayetteki kapalı bir zamir veya işareti 'cehennem ateşi' olarak yorumlamaktadır.
يقول: هم في نار جهنم.Bu müfessire göre 'tulfehu vücuhehum' ifadesindeki fiil, ateşin yüzleri şiddetli bir şekilde yalayıp yakmasını ifade eder; bu, nefh'ten daha güçlü bir etkidir. Kalihûn (dudakların kasılıp dişlerin açığa çıkması) ise ateşte kızarmış kelleye benzetilerek tasvir edilir. Bu görüşü desteklemek için Hz. Peygamber'den rivayet edilen bir hadis ve Utbe el-Gulâm'ın tövbesine dair bir kıssa aktarılır.
وقال الزجاج : اللفح والنفح واحد ، إلا أن اللفح أشد تأثيرا . والكلوح : أن تتقلص الشفتان وتتشمرا عن الأسنان ، كما ترى الرؤوس المشوية .Râzî'ye göre bu ifade, kâfirlerin cehennemde ebedî kalacağına açık şekilde delalet etmektedir. Metinde ayrıca Zemahşerî'nin (Keşşâf sahibi) bu ibarenin i'rab yönünden 'hasirû enfusehum' ifadesinden bedel olabileceği, ya da 'lâ cerame' için ikinci bir haber, ya da hazfedilmiş bir mübtedanın haberi olabileceği görüşü aktarılmaktadır.
ودلالته على خلود الكفار في النار بينة . قال صاحب ( الكشاف ) : بدل من خسروا أنفسهم أو خبر بعد خبر لأولئك أو خبر مبتدأ محذوفİbn Kesîr, kıyamet günü mizanda tartılacak şeyin ne olduğu konusunda üç görüş nakleder: birincisi, amellerin araz olmasına rağmen Allah'ın onları cisimlere dönüştüreceği; ikincisi, amel defterlerinin tartılacağı (bitâka hadisi buna delildir); üçüncüsü ise amel sahibinin bizzat kendisinin tartılacağıdır. Bu görüşleri destekleyen hadisleri (Bakara ve Al-i İmran surelerinin gelmesi, Kur'an'ın genç suretinde gelmesi, kabir sorgusunda salih amelin temsili, bitâka hadisi, şişman adamın tartılması) sırasıyla zikreder.
وقيل يوزن كتاب الأعمال كما جاء في حديث البطاقة في الرجل الذي يؤتى به ويوضع له في كفه تسعة وتسعون سجلا كل سجل مد البصر ثم يؤتى بتلك البطاقة فيها لاإله إلا اللهBeydâvî'ye göre sûra üflendiğinde nesep bağları o gün fayda vermez; çünkü şiddetli şaşkınlık ve hayret sebebiyle insanlar arasındaki şefkat ve merhamet ortadan kalkar, kişi kardeşinden, anne-babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. Terazileri ağır basanlar (iman ve salih amelleri Allah katında değer taşıyanlar) kurtuluşa erenlerdir; terazileri hafif kalanlar ise kâfirlerdir ve kendilerini ziyana uğratmış olup cehennemde ebedi kalıcıdırlar.
بحيث يفر المرء من أخيه وأمه وأبيه وصاحبته وبنيهGemeinsamkeiten
Taberî, Zemahşerî, Râzî ve Beydâvî ayetin ateş/cehennem tasvirine ve kâfirlerin oradaki ebedi ve şiddetli durumuna işaret ettiği konusunda birleşir; İbn Kesîr ise mizan/tartı temasına odaklanarak farklı bir ayet bağlamını işler.
Unterschiede
Taberî sözcük düzeyinde kısa bir açıklamayla yetinirken, Zemahşerî dil-belagat inceliğine (lafh-nefh farkı, kalih kelimesi) rivayet ve kıssa desteği katar; Râzî ise Zemahşerî'nin i'rab tahlillerini aktarıp nahiv tartışmasına ağırlık verir. Beydâvî ayetler arası görünür çelişkiyi zaman farkıyla çözerek bağlamsal bir okuma sunar. İbn Kesîr'in odağı tamamen farklı olup mizanda tartılacak şeyin mahiyetini hadis rivayetleriyle tartışır; bu farklılıklar müfessirlerin yöntem tercihinden (dilbilimsel/nahiv, rivayet merkezli, bağlamsal) kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'den Beydâvî'ye uzanan süreçte konunun temel çerçevesi -kâfirlerin azabı ve ahiretteki hesap- sabit kalmış, ancak zamanla dil tahlilleri (Zemahşerî, Râzî) ve bağlamsal/itikadi yorumlar (Beydâvî) daha sistematik hale gelmiştir. İbn Kesîr'in hadis ağırlıklı yöntemi, erken dönemden beri var olan rivayet geleneğinin daha sonraki bir müfessirde de sürdüğünü gösterir.
Bu farklı okumalar, ilim ile iman arasındaki uyumun aynı ayet üzerinde çeşitli yöntemlerle (dil, rivayet, bağlam) ortaya konabileceğini hatırlatır. Mizan ve hesap vurgusu, kişinin söz ve davranışlarında sorumluluk bilinciyle hareket etmesini, sabır ve ihlasla yapıcı bir tutum sergilemesini teşvik eden bir hatırlatma olarak düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben