كُتِبَ عَلَيْهِ أَنَّهُۥ مَن تَوَلَّاهُ فَأَنَّهُۥ يُضِلُّهُۥ وَيَهْدِيهِ إِلَىٰ عَذَابِ ٱلسَّعِيرِ
“gegen den vorgezeichnet ist, daß er denjenigen, der ihn zum Schutzherr nimmt, daß er ihn in die Irre führen und zur Strafe der Feuerglut leiten wird.” — Bubenheim & Elyas
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, âyette geçen 'idlâl' (saptırma) fiiliyle ilgili birkaç dilsel ihtimali sıralamaktadır. Bunlardan birine göre saptırma, kişiyi cennetten ve sevabından mahrum bırakmak anlamındadır; başka bir ihtimale göre ise buradaki hemze teaddi (geçişlilik) için değil, vicdan/bulma anlamı için kullanılmıştır, yani Allah'ın onları saptırması, O'nun onları zaten sapmış halde bulması demektir.
وسابعها : أن نحمل الهمزة لا على التعدية بل على الوجدان على ما تقدم في أول هذه المسألة بيانه فيقال أضل فلان بعيره أي ضل عنه فمعنى إضلال الله تعالى لهم أنه تعالى وجدهم ضالين
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre Katade ve Mücahid, ayette geçen ifadenin 'şeytanın kendisine dost/veli olduğu kimse' anlamına geldiğini belirtmiştir; yani ayet, şeytanın kendisini yönettiği/etkisi altına aldığı kişiyi konu edinmektedir.
قال قتادة ومجاهد : أي من تولى الشيطان
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr, Mücahid'in görüşünü aktararak ayetteki kişinin şeytan olduğunu, şeytana kader olarak yazılanın onu izlemek ve peşinden gitmek olduğunu belirtir; bu kimseyi dünyada saptırıp ahirette yakıcı azaba sürükleyeceğini nakleder. Ardından es-Süddî, İbn Cüreyc ve diğer rivayetlerle ayetin Nadr b. Hâris hakkında indiğine, Kureyş'ten bazı kimselerin veya bir Yahudi'nin Allah hakkında maddi sorular sorması üzerine bir yıldırımın onları çarptığına dair haberler zikredilir.
قال مجاهد يعني الشيطان كتب عليه كتابة قدرية أي اتبعه وقلده أي يضله في الدنيا ويقوده في الآخرة إلى عذاب السعير وهو الحار المؤلم المقلق المزعج وقد قال السدي عن أبي مالك نزلت هذه الآية في النضر بن الحارث وكذلك قال ابن جريج
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayet, Nadr b. el-Hâris hakkında inmiştir; kendisi tartışmacı biriydi, meleklerin Allah'ın kızları olduğunu, Kur'an'ın eskilerin masalları olduğunu ve öldükten sonra dirilişin bulunmadığını iddia ederdi. Ayet onu ve onun gibileri kapsamaktadır. Şeytana uyan kişinin saptırılmasının Allah tarafından yazılmış (takdir edilmiş) olması, şeytanın fesada yönelik yaratılışından kaynaklanmaktadır.
ومن الناس من يجادل في الله بغير علم نزلت في النضر بن الحرث وكان جدلا يقول الملائكة بنات الله، والقرآن أساطير الأولين، ولا بعث بعد الموت هي تعمه وأضرابه.
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre 'كتب' kelimesi burada 'قضي' (hükmedildi/takdir edildi) anlamındadır ve 'عليه' zamiri şeytana râcidir. Buna göre şeytan hakkında, kendisine tâbi olan kimseyi saptıracağı ve onu Rahman'a isyana çağırarak cehennem azabına sürükleyeceği hükmedilmiştir.
قضي على الشيطان أنه يضل أتباعه ولا يهديهم إلى الحق
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Müfessirlerin çoğu ayetteki 'saptırma' fiilinin şeytanla ilişkisine odaklanır; Taberî, Kurtubî ve İbn Kesîr, Katade ve Mücahid'den gelen ortak bir rivayet zincirine dayanarak metni şeytanın kendisine tabi olanı saptırması şeklinde okur. Beydâvî ve İbn Kesîr ayrıca ayetin belirli bir nüzul sebebiyle (Nadr b. Hâris gibi bir şahısla) ilişkilendirildiği görüşünü paylaşır.
Unterschiede
Fahreddin er-Râzî meseleyi tamamen dilbilimsel/nahiv düzleminde ele alıp 'idlâl' fiilinin teaddi mi yoksa vicdan/bulma anlamı mı taşıdığını tartışırken, Taberî 'كتب' kelimesinin anlamı ve zamir merciini dil tahliliyle netleştirmeye çalışır. Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı bir yöntem izleyip selef görüşlerini aktarırken, Beydâvî hem nüzul sebebi rivayetini hem kıraat farklılıklarının anlam üzerindeki etkisini bir arada değerlendirir; bu farklar müfessirlerin te'vil (dil/akıl) veya rivayet ağırlıklı tefsir ekollerine yakınlıklarını yansıtır.
Historischer Kontext
Taberî gibi erken dönem müfessir rivayet nakline ve temel dil tahliline dayanırken, sonraki dönemlerde Râzî ile birlikte dilbilimsel/nahiv tartışmaları daha sistematik hale gelmiş, Kurtubî ve İbn Kesîr rivayet geleneğini korumuş, Beydâvî ise özet bir sentezle hem rivayet hem dil boyutunu bir arada sunmuştur; temel çerçeve (şeytan-insan ilişkisi ve saptırma teması) dönemler boyunca büyük ölçüde sabit kalmıştır.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin kimi rehber/örnek edindiğinin manevi ve ahlaki yönelimini şekillendirdiğine dair genel bir hatırlatma sunar. Sağlıklı bir toplumsal ve ailevi çevrede doğru rehberlik arayışı, ilim ile vicdanın uyumlu şekilde işletilmesi ve sabırla hakikati araştırma çabası, bu tür ayetlerin çağrıştırdığı yapıcı bir tutum olarak düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben