إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱلَّذِينَ هَادُوا۟ وَٱلصَّٰبِـِٔينَ وَٱلنَّصَٰرَىٰ وَٱلْمَجُوسَ وَٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ يَفْصِلُ بَيْنَهُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ

“Gewiß, diejenigen, die glauben, und diejenigen, die dem Judentum angehören, und die Säbier und die Christen und die Magus und diejenigen, die Götzendiener sind gewiß, Allah wird am Tag der Auferstehung zwischen ihnen entscheiden; Allah ist ja über alles Zeuge.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, münafıklar, müşrikler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar ve Mecusiler ile Allah'a ve peygamberlerine iman edenler arasında kıyamet gününde adaletli bir hükümle ayrım yapılacağını bildirir. Bu ayrım, Allah'ın diğer gruplardan oluşan fırkaların hepsini cehenneme, kendisine ve peygamberlerine iman edenleri ise cennete koymasıyla gerçekleşecektir. Ayrıca Katade'den nakille Sabiîlerin meleklere tapan, kıbleye yönelen ve Zebur okuyan bir topluluk olduğu, Mecusilerin güneş, ay ve ateşe taptığı, dinlerin altı olup beşinin şeytana birinin Rahman'a ait olduğu aktarılır.

إن الفصل بين هؤلاء المنافقين الذين يعبدون الله على حرف، والذين أشركوا بالله فعبدوا الأوثان والأصنام، والذين هادوا، وهم اليهود، والصابئين والنصارى والمجوس، الذين عظموا النيران وخدموها، وبين الذين آمنوا بالله ورسله إلى الله، وسيفصل بينهم يوم القيامة بعدل من القضاء
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'aralarında hükmeder' ifadesi mü'minlerle kâfirler arasındaki ayrımı belirtir; kâfirler için biçilen ateş elbiseleri, bedenlerinin ölçüsüne göre kesilmiş gibi onları tam kaplayacak şekilde tasvir edilir. Ayrıca bu ateş giysilerin üst üste giyilmesi gibi kat kat da olabilir. Sonuçta bu hüküm, dininde haklı olanla batıl olanı birbirinden ayırt eder.

كأن الله تعالى يقدر لهم نيرانا على مقادير جثثهم تشتمل عليهم كما تقطع الثياب الملبوسة . ويجوز أن تظاهر على كل واحد منهم تلك النيران كالثياب المظاهرة على اللابس بعضها فوق بعض
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayet, taraflar arasında hüküm verilmesiyle ilgilidir; Allah kullar arasında hak ettiklerini bilerek ayırım yapar ve bu hükümde zulüm veya haksızlık söz konusu olmaz. Zeccâc'ın görüşüne dayanarak bu ifadenin önceki ayete haber (cevap) olduğu belirtilir. Ayrıca hasım olma (tehâsum) ifadesinin ardından bir hükmün gelmesini gerektirdiği, bu bağlamda Allah'ın kâfirler hakkındaki hükmünü açıkladığı ve onların hallerinden üç husus zikrettiği ifade edilir.

فالمراد أنه يفصل بينهم وهو عالم بما يستحقه كل منهم فلا يجري في ذلك الفصل ظلم ولا حيف
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, ayetteki 'yefsılu' fiilini Allah'ın kâfirlere ateşi, iman edenlere cenneti hükmedip ayırt etmesi olarak açıklar. Bir görüşe göre bu ayrım, dünyada gizli olan hak ile batılın ahirette zorunlu bir bilgiyle ortaya çıkmasıdır; dünyada ise bu ayrım akıl yürütme ve delil ile yapılır. Ayrıca metin, 'inne' edatının tekrarının dilbilimsel açıdan Ferrâ ve Ebû İshak arasındaki bir tartışma üzerinden nasıl caiz olduğunu izah eder.

أي يقضي ويحكم فللكافرين النار وللمؤمنين الجنة وقيل : هذا الفصل بأن يعرفهم المحق من المبطل بمعرفة ضرورية واليوم يتميز المحق عن المبطل بالنظر والإستدلال
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, Allah'ın kıyamet günü hüküm ve adaletindeki lütfunu açıkladığını belirtir; O, insanlar arasında adaletle hükmedecek, iman edeni cennete, küfredeni ateşe sokacaktır. Allah kullarının fiillerine şahit, sözlerine gözcü ve gizli sırlarına vakıftır. Devamında Allah'ın tek ibadete layık olduğu, her şeyin isteyerek veya istemeyerek O'nun azametine secde ettiği vurgulanır.

ويحكم بينهم بالعدل فيدخل من آمن به الجنة ومن كفر به النار فإنه تعالى شهيد على أفعالهم حفيظ لأقوالهم عليم بسرائرهم وما تكن ضمائرهم
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 16. ayette 'böylece indirdik' ifadesi Kur'an'ın tamamının açık ayetler olarak indirildiğini belirtir, 'Allah dilediğini hidayete erdirir' ise ya Kur'an vasıtasıyla hidayete erdirmeyi ya da hidayet üzere sabit kılmayı ifade eder. 17. ayette sayılan altı grubun (müminler, yahudiler, sabiiler, hristiyanlar, mecusiler, müşrikler) kıyamet günü Allah tarafından aralarında hüküm verilerek ayırt edileceği, haklı olanın haksız olandan ortaya çıkarılacağı veya herkesin hak ettiği karşılığı görüp kendisine layık yere yerleştirileceği belirtilir. Cümlenin her iki tarafına 'inne' harfinin girmesi ekstra tekit amaçlıdır.

إن الله يفصل بينهم يوم القيامة بالحكومة بينهم وإظهار المحق منهم على المبطل، أو الجزاء فيجازي كلا ما يليق به ويدخله المحل المعد له، وإنما أدخلت إن على كل واحد من طرفي الجملة لمزيد التأكيد

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Bütün müfessirler ayetteki 'aralarında hükmetme/ayırt etme' ifadesini kıyamet günü iman edenlerle diğer grupların (kâfirler, münafıklar, ehl-i kitap vb.) adaletle ayrılacağı ve buna göre cennet-cehennem hükmünün verileceği şeklinde anlar. Ayrıca birçoğu (Taberî, Kurtubî, Beydâvî) cümledeki 'inne' edatının tekrarını dilbilgisel açıdan ele alarak bunun tekit amacı taşıdığını vurgular.

Unterschiede

Taberî ve Beydâvî ayette sayılan altı dini/inanç grubunu (müminler, Yahudiler, Sabiîler, Hıristiyanlar, Mecusiler, müşrikler) rivayet ve nakillerle detaylandırırken, Zemahşerî konuyu daha çok belagat ve teşbih sanatı üzerinden (ateşten giysilerin tasviri gibi) işler. Râzî meseleyi dilbilimsel bir tartışmaya (Zeccâc'ın haber-cevap ilişkisi) bağlarken, İbn Kesîr ayeti bir önceki ayetle bütünleştirip Allah'ın ilim ve şahitliğine vurgu yapan bağlamsal bir okuma sunar. Bu farklılıklar, müfessirlerin yöntem tercihlerinden (rivayet tefsiri, dil/belağat tefsiri, kelam merkezli yaklaşım) kaynaklanmaktadır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessir Taberî rivayet ağırlıklı bir yöntemle grupları isim isim tanımlarken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî gibi dil ve belagat eksenli müfessirler ayetin edebi yönlerine daha çok eğilmiştir. Râzî ve Kurtubî ise dilbilimsel tartışmaları derinleştirerek aradaki köprüyü kurar; İbn Kesîr'de ise rivayet metodu bağlamsal bütünlük vurgusuyla devam eder. Temel mesaj -adaletli ayırt etme ve hesap günü gerçeği- tüm dönemlerde sabit kalmıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, farklı inanç ve düşüncelere sahip insanların bir arada yaşadığı günümüz toplumlarında, nihai hükmün ve adaletin yalnızca Allah'a ait olduğu bilinciyle hareket etmenin, hoşgörü ve sabırla insanlarla ilişki kurmayı teşvik edebileceğini hatırlatır. Ayrıca herkesin niyet ve amellerinin bilinip değerlendirileceği düşüncesi, kişiyi ihlasla ve adil bir tutumla yaşamaya yöneltebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben