لَوْ كَانَ فِيهِمَآ ءَالِهَةٌ إِلَّا ٱللَّهُ لَفَسَدَتَا فَسُبْحَٰنَ ٱللَّهِ رَبِّ ٱلْعَرْشِ عَمَّا يَصِفُونَ
“Wenn es in ihnen beiden andere Götter als Allah gäbe, gerieten sie (beide) wahrlich ins Verderben. Preis sei Allah, dem Herrn des Thrones! (Erhaben ist Er) über das, was sie (Ihm) zuschreiben.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre eğer göklerde ve yerde, eşyanın gerçek yaratıcısı ve ibadete tek layık olan Allah'tan başka ibadete layık ilahlar bulunsaydı, gökler ve yer ehli fesada uğrardı; bu ifade Allah'ı müşriklerin O'na yönelttiği iftiralardan tenzih ve tebrie etmektedir. Ayrıca metinde 'yücelme' (yusebbihu) ifadesinin, kendisine iftira/bühtan isnad edildiğinde Allah'ın kendini tenzih etmesi anlamına geldiği aktarılır.
لو كان في السماوات والأرض آلهة تصلح لهم العبادة سوى الله الذي هو خالق الأشياء، وله العبادة والألوهة التي لا تصلح إلا له {لفسدتا} يقول: لفسد أهل السماوات والأرض
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, ayetteki 'lev kâne fîhimâ âlihetün illallah' ifadesindeki bedel (atf-ı beyân) yerine ref okumasının neden tercih edilmediğini açıklar; çünkü 'lev' edatı 'in' gibi îcab (olumlu/isbat) ifade eden bir kelam kalıbı oluşturur ve bedel ancak îcab olmayan (menfi) kelamda caiz olur. Ayrıca 'seyehdîn' ifadesinin te'hir/tehir (sonraya bırakma) anlamı taşıdığı belirtilir. Metin son kısımda 'lemem' kavramına dair Ebû Saîd el-Hudrî, Süddî, Kelbî ve Atâ'dan nakledilen farklı görüşleri de aktarır.
لأن ( لو ) بمنزلة ( إن ) في أن الكلام معه موجب ، والبدل لا يسوغ إلا في الكلام غير الموجب
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metinde Râzî, âyetteki 'lev kâne fîhimâ âlihetün illallâhü lefesedetâ' burhanını ele alarak, birden fazla ilahın varlığının göklerin ve yerin düzenini bozacağını, çünkü kudret ve mülkte eksik olan bir varlığın ilah olmaya elverişli olmadığını açıklar. Buradan hareketle âlemlerin ilahının ancak tek olan Allah olduğu sonucuna varır ve müşriklerin yolunun çürütülmesine geçer. Ayrıca vahidiyet kavramını iki anlama ayırarak, Hakk'ın yalnızca ikinci anlamdaki (teklik, ortaksızlık) vasıfla nitelenebileceğini, birinci anlamdaki (basitlik/mürekkep olmama) vasfın ise varlıklar âleminde başka şeylerde de bulunabileceğini belirtir.
فثبت أنه لما دل الدليل على أنه لا ملك إلا الله ، وجب أن يقال لا إله للعالمين ولا معبود للخلق أجمعين إلا الله الأحد الحق الصمد
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî bu ayette önce 'lev kâne fîhâ âlihetün illâ'llâh' ifadesindeki 'illâ' edatının dil açısından 'gayr' veya 'sivâ' anlamına geldiğini, dolayısıyla eğer göklerde ve yerde Allah'tan başka tanrılar olsaydı ikisinin de bozulacağını belirtir. Bozulmanın sebebi iki ilahın farklı iradeleri arasındaki çekişme ve tedbirin fesada uğramasıdır. Ardından 'fe sübhâne'llâh' ayetiyle ilgili üç görüş nakleder: bunun mü'minlere yönelik beş vakit namaza işaret olduğu, tesbihin namaz anlamına geldiği ve sadece akşam-sabah vakitlerinde tesbihe çağrı olduğu şeklindeki yorumları sıralar.
وقال غيره : اي لو كان فيهما إلهان لفسد التدبير لأن احدهما إن أراد شيئا والآخر ضده كان أحدهما عاجزا وقيل : معنى ( لفسدتا ) أي خربتا وهلك من فيهما بوقوع التنازع بالاختلاف الواقع بين الشركاء
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu metin, göklerde ve yerde birden fazla ilah bulunması halinde ikisinin de bozulup fesada uğrayacağını ifade eder; bu durum Allah'a çocuk veya ortak yakıştırmalarının O'nun yüceliğine aykırı olduğunu gösterir. Allah, kendisine yakıştırılan bu iftira ve yalanlardan büyük bir yücelikle münezzeh ve mukaddestir.
أي في السموات والأرض ( لفسدتا ) كقوله تعالى أي عما يقولون إن له ولدا أو شريكا سبحانه وتعالى وتقدس وتنزه عن الذي يفترون ويأفكون علوا كبيرا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre 'lev kâne fîhimâ âlihetün illâllâh' ayeti, göklerde ve yerde birden fazla ilah bulunsaydı bu iki âlemin bozulacağını bildirir; çünkü birden fazla tanrının iradeleri aynı yönde olsa gereksiz tekrar, farklı yönde olsa çekişme ve fesat doğardı. Ayrıca 'lâ yüs'elü ammâ yef'al' ifadesi, Allah'ın azameti, mutlak kudreti ve zâtî ulûhiyet ile hükümranlığının kendine has olması sebebiyle yaptıklarından sorumlu tutulamayacağını, oysa yaratılmışların (ilahlar veya kullar) mülkiyet altında ve boyun eğmiş olmaları sebebiyle sorguya tabi olacağını ifade eder.
لفسدتا لبطلتا لما يكون بينهما من الاختلاف والتمانع، فإنها إن توافقت في المراد تطاردت عليه القدر وإن تخالفت فيه تعاوقت عنه
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Tüm müfessirler 'lev kâne fîhimâ âlihetün illallah' ifadesini tevhid burhanı olarak okur; birden fazla ilah bulunsaydı göklerin ve yerin bozulacağını, çünkü farklı irade ve kudretlerin çekişme/fesat doğuracağını kabul ederler. Bu tenâfü'/temânu' delili Taberî, Râzî, Kurtubî ve Beydâvî'de ortak akli zemin oluşturur; İbn Kesîr de aynı sonucu bağlamsal olarak teyit eder.
Unterschiede
Taberî ve Kurtubî dil tahlilini (istisna edatı 'illâ'nın anlamı) sahabe-tabiin rivayetleriyle birleştirirken, Zemahşerî ve Beydâvî meseleyi daha teknik bir nahiv/belağat problemine (bedel-ref, edat türleri, zamir kullanımı) taşır. Râzî ise akli-kelami burhanı öne çıkarıp vahidiyet kavramını felsefi olarak ikiye ayırır; bu, Eş'ari-kelami ekolün etkisini gösterir. İbn Kesîr'in yaklaşımı görece sadedir ve rivayet/bağlam ağırlıklıdır. Kurtubî ayrıca 'fe sübhânallah' ifadesiyle ilgili fıkhi-ibadet yorumlarını (namaz vakitleri) ekleyerek metni pratik bir boyuta taşır.
Historischer Kontext
Taberî'de rivayet ve dil analizi birlikte, sade bir tenzih vurgusuyla başlar; Zemahşerî ve Râzî döneminde belağat ve kelami mantık derinleşir, felsefi kavramlar (vahidiyet) devreye girer; Kurtubî fıkhi/ibadet boyutunu ekleyerek rivayet-dil dengesini sürdürür; İbn Kesîr'de rivayet tekrar sadeleşir; Beydâvî'de ise aklî-kelamî çıkarım zirveye ulaşır. Temel tevhid burhanı sabit kalırken, izah yöntemleri dönemin ilmî eğilimlerine göre çeşitlenmiştir.
Bezug zur Gegenwart
Bu ayet, evrendeki düzenin tek bir yaratıcı iradeye bağlı olduğu fikrini, akıl ve gözlemle desteklenen bir uyum içinde sunar; bu da ilim ile iman arasındaki uyumu düşünmeye vesile olabilir. Farklı iradelerin çekişmesinin fesat doğurması, toplumsal hayatta ortak amaç ve dayanışmanın önemine dair ihtiyatlı bir benzetme olarak da düşünülebilir. Müfessirlerin farklı yöntemlerle aynı hakikate ulaşması, bilgiye çeşitli yollardan yaklaşmanın ve hoşgörülü bir çoğulcu okuma tutumunun kıymetine işaret edebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben