بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَ لِلنَّاسِ حِسَابُهُمْ وَهُمْ فِى غَفْلَةٍ مُّعْرِضُونَ

“Nahegerückt ist den Menschen ihre Abrechnung, während sie sich in Unachtsamkeit abwenden.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî'ye göre bu ayet, insanların dünyada işledikleri amelleri ve kendilerine bahşedilen nimetleri (bedenleri, yiyecek-içecekleri, giyecekleri vb.) hesaba çekilme vaktinin yaklaştığını, Allah'ın onlara ne yaptıklarını, emir ve yasaklarına uyup uymadıklarını soracağını bildirmektedir. İnsanlar ise kıyamette başlarına geleceklerden ve bu hesabın yakınlığından habersiz, gaflet içinde bu konuyu düşünmekten ve hazırlanmaktan uzak durmuşlardır.

دنا حساب الناس على أعمالهم التي عملوها في دنياهم، ونعمهم التي أنعمها عليهم فيها، في أبدانهم، وأجسامهم، ومطاعمهم، ومشاربهم، وملابسهم، وغير ذلك من نعمه عندهم
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre ayetteki 'اقترب للناس حسابهم' ifadesindeki lam, ya 'اقترب' fiiline bağlı bir sıla harfidir ya da hesabın insanlara izafe edilişini pekiştiren bir te'kid lamıdır. Ayetin murad ettiği şey kıyametin yaklaşmasıdır; kıyamet yaklaşınca onda gerçekleşecek olan hesap, sevap, azap gibi şeyler de yaklaşmış olur. Bu görüş, ayetin nüzul sebebiyle de ilişkilendirilir: müşrikler kendilerine vaad edilen azabın gecikmesi üzerine alay edince bu ayet inmiştir.

هذه اللام : لا تخلو من أن تكون صلة لاقترب ، أو تأكيدا لإضافة الحساب إليهم ، كقولك : ( أزف للحي رحيلهم ) الأصل أزف رحيل الحي ثم أزف للحي الرحيل ، ثم أزف للحي رحيلهم
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî'ye göre bu vakit (ikindi vakti/asr) önemli ve büyük bir vakittir; bunun delili Hz. Peygamber'in ikindiden sonra yalan yere yemin eden kişiyle ilgili hadisidir. Nasıl ki Allah kazançlı kişinin durumunu duha vaktiyle yemin ederek anlattıysa, kaybeden kişinin durumunu da asr vaktiyle yemin ederek anlatmıştır. Duha yemininde peygambere işlerinin iyiye gideceği müjdelenirken, burada kaybedene işlerinin gerileyeceği tehdidi verilmektedir; günün bir kısmı henüz baki olduğundan tövbe ile telafiye çağrılmaktadır.

أن هذا الوقت معظم ، والدليل عليه قوله عليه السلام : ( من حلف بعد العصر كاذبا لا يكلمه الله ولا ينظر إليه يوم القيامة ) فكما أقسم في حق الرابح بالضحى فكذا أقسم في حق الخاسر بالعصر
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî, âyetin başındaki 'iktereb' ifadesiyle insanların hesaba çekilecekleri vaktin yaklaştığını bildirdiğini; buradaki 'nâs' kelimesinin İbn Abbas'a göre özellikle Mekke müşriklerini kastettiğini, çünkü onların vaad edilen azabı yalanlayarak geciktiğini düşündüklerini belirtir. Ayrıca âyetin gafletle dünyaya dalıp ahiretten veya hesaba hazırlanmaktan ve Hz. Muhammed'in getirdiklerinden yüz çevirme halini anlattığını aktarır.

قال بن عباس : المراد بالناس هنا المشركون بدليل قوله تعالى : أي عذابهم يعني أهل مكة لأنهم استبطئوا ما وعدوا به من العذاب تكذيبا
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî, 'اقترب للناس حسابهم' ifadesini insanların hesap gününe yaklaşmasının hem geçmişe göre hem Allah nezdinde bir yakınlık olarak anlaşılabileceğini belirtir; ayrıca gelecek olan her şeyin yakın sayıldığını, uzak olanın ise geçip gitmiş şey olduğunu ifade eder. Ayette 'الناس' kelimesinin kâfirlere tahsis edildiğini, çünkü onların gaflet ve hesaptan yüz çevirme sıfatlarıyla kayıtlandığını açıklar. Kendilerine gelen her yeni uyarının (zikr) onları gaflet uykusundan uyandırmak için tekrarlandığını, ancak onların bunu alay ve oyun konusu yaptıklarını belirtir.

وخص الناس بالكفار لتقييدهم بقوله: وهم في غفلة أي في غفلة عن الحساب. معرضون عن التفكر فيه
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, ayetin, Allah'ın kulunu hesaba çekmesinin çok hızlı olacağına işaret ettiğini, çünkü O'nun her şeyi bildiğini ve hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığını belirtir. Ayrıca Peygamber'in gönderilişinin kıyametin alametlerinden olduğunu, çünkü onun risaletleri tamamlayan son elçi olduğunu aktarır ve bu konuda çok sayıda hadis nakleder.

فبعثة رسول الله صلى الله عليه وسلم من أشراط الساعة لأنه خاتم الرسل الذي أكمل الله تعالى به الدين

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Müfessirlerin ortak vurgusu, ayetin kıyamet ve hesap gününün yaklaştığını bildirdiği; insanların ise bu gerçeğe karşı gaflet, alay veya yüz çevirme içinde olduklarıdır. Çoğu müfessir 'nâs' kelimesinin bağlamını müşrik/kâfirlerin tutumuyla ilişkilendirir ve dil tahlili ile rivayetleri birlikte kullanarak yorum yapar.

Unterschiede

Taberî ve İbn Kesîr rivayet ağırlıklı, hadislerle destekli bir okuma sunarken; Zemahşerî ve Beydâvî dil/belağat tahliline (lam harfinin işlevi, gramer yapısı) ve nüzul sebebine daha çok önem verir. Kurtubî, İbn Abbas rivayetine dayanarak 'nâs' kelimesini özellikle Mekke müşrikleriyle sınırlar. Râzî ise farklı bir yönelimle ayeti asr/ikindi vaktiyle ilişkilendirip duha yeminiyle karşılaştırmalı bir okuma geliştirir; bu farklılık kısmen ele aldıkları ayetin bağlamından, kısmen de dilbilimsel (Basra/Kûfe ekolleri) ve rivayet öncelikli yöntem farklarından kaynaklanır.

Historischer Kontext

Taberî'den İbn Kesîr'e uzanan süreçte temel mesaj -hesabın yakınlığı ve insanın gafleti- sabit kalmış, ancak yorum yöntemi zenginleşmiştir: erken dönemde rivayet ağırlıklı sade açıklamalar öne çıkarken, sonraki dönemlerde dil ve belağat analizleri (Zemahşerî, Beydâvî) ile bağlamsal karşılaştırmalar (Râzî) devreye girmiş, İbn Kesîr gibi geç dönem müfessirler ise rivayetleri sistematik hadis külliyatıyla harmanlamıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet, insanın günlük telaşlar içinde asıl hesap verme bilincini erteleme eğilimine dikkat çekmesi bakımından bugün de düşündürücüdür. Zamanın kıymetini bilme, nimetlerin sorumluluğunu hatırlama ve gaflet yerine ihlas ve hazırlıklı bir yaşam bilinciyle hareket etme teması, kişisel ahlak ve iç muhasebe açısından güncelliğini korumaktadır.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben