“Da warfen sich die Zauberer ehrerbietig nieder. Sie sagten: "Wir glauben an den Herrn Haruns und Musas."” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî, sihirbazların iplerini ve değneklerini atmasıyla ortaya çıkan sahnenin dehşetini ve büyünün gözlere gerçekten yürüyormuş gibi göründüğünü nakleder; bu olaydan sonra Firavun'un ilk kez eli-ayağı çapraz kesme cezasını uyguladığını aktarır. Ayrıca Musa'nın attığı asasının yılana dönüşüp sihirbazların attıklarını yutması sahnesini rivayet yoluyla anlatır.
لما اجتمعوا وألقوا ما في أيديهم من السحر خيل إليه من سحرهم أنها تسعى قال: فكان أول من قطع الأيدي والأرجل من خلاف فرعون
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî bu ayette büyücülerin önce inkâr için iplerini ve değneklerini yere atmalarıyla, kısa bir süre sonra secde için başlarını yere koymaları arasındaki büyük tezada dikkat çeker. İki 'atma/koyma' eylemi arasındaki bu zıtlığı Allah'ın işinin hayret verici oluşuna delil sayar. Ardından bir rivayete göre secdeden başlarını kaldırmadan önce cenneti, cehennemi ve ehlinin mükâfatını gördüklerini nakleder.
سبحان الله ما أعجب أمرهم . قد ألقوا حبالهم وعصيهم للكفر والجحود ثم ألقوا رؤسهم بعد ساعة للشكر والسجود ، فما أعظم الفرق بين الإلقاءين
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Râzî bu bölümde, sihirbazların musa'nın gösterdiği mucizeyi (asanın yılana dönüşüp diğer ipleri/asaları yutması) kendi büyücülük sanatlarının sınırlarını aştığını görerek iman ettiklerini, bunun beş açıdan beşerî hile ile açıklanamayacağını gösterdiğini aktarır. Bu olay onları hemen secdeye kapanmaya sevk etmiştir; secdenin çok hızlı gerçekleşmesi Ahfeş ve Zemahşerî'nin yorumlarıyla açıklanır. Ayrıca 'كيد ساحر' ifadesinin farklı kıraatleri ve dilbilimsel izahları (ref/nasb, tekil kullanımın hikmeti) ele alınır.
وقد حكى عن السحرة أنهم عند التلقف أيقنوا بأن ما جاء به موسى عليه السلام ليس من مقدور البشر من وجوه
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre sihirbazlar, asânın büyük ve alışılmadık bir olay göstererek kendilerinin hile ile getirdikleri bütün ip ve değnekleri (üç yüz deve yükü kadar olduğu belirtilir) yutup sonra yeniden asâ haline dönmesini görünce iman etmişlerdir; bu ipler ve değneklerin nereye gittiğini Allah'tan başka kimse bilmez. Bu konunun ve asâ meselesinin tafsilatının A'râf suresinde geçtiği belirtilir. Ayrıca 'آمن له' ve 'آمن به' ifadelerinin aynı anlamda kullanıldığı, Firavun'un A'râf suresindeki 'آمنتم به قبل أن آذن لكم' sözünün onlara bir kınama ve sitem olduğu, yani emri olmadan iman ettiklerini söyleyerek onları azarladığı ifade edilir.
لما رأوا من عظيم الأمر وخرق العادة في العصا فإنها ابتلعت جميع ما احتالوا به من الحبال والعصي وكانت حمل ثلاثمائة بعير ثم عادت عصا لا يعلم أحد أين ذهبت الحبال والعصي إلا الله تعالى
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre büyücüler değneklerin yılana dönüşmesini görünce bunun sihir olmadığını, Allah'ın bir mucizesi olduğunu kavradılar ve secdeye kapandılar. 'Rabb-i Hârûn ve Mûsâ' ifadesinde Hârûn'un önce zikredilmesi, onun yaşça büyük olması, ayete daha uygun düşmesi veya Firavun'un Mûsâ'yı küçüklüğünde büyütmüş olması sebebiyle -sadece Mûsâ denseydi Firavun'un kastedildiği zannedilebileceğinden- açıklanmıştır.
قدم هارون لكبر سنه أو لروي الآية، أو لأن فرعون ربى موسى في صغره فلو اقتصر على موسى أو قدم ذكره لربما توهم أن المراد فرعون
Bezug zur Gegenwart
Bu kıssa, hakikatle karşılaşıldığında önyargıları bir kenara bırakıp doğruyu kabul edebilme cesaretinin önemine işaret eder; büyücülerin kendi uzmanlık alanlarında dahi bir üstünlük karşısında hemen teslimiyet göstermeleri, ilim ile hakikate açık olmanın çatışmadığını hatırlatır. Günümüzde de bilgiye ve gerçeğe samimiyetle yaklaşmanın, kişisel çıkar veya statüden feragat edebilme erdemiyle birleştiğinde ne denli değerli olduğu düşünülebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben