وَٱتَّقُوا۟ يَوْمًا تُرْجَعُونَ فِيهِ إِلَى ٱللَّهِ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ
“Und hütet euch vor einem Tag, an dem ihr zu Allah zurückgebracht werdet. Dann wird jeder Seele in vollem Maß zukommen, was sie verdient hat, und es wird ihnen kein Unrecht zugefügt.” — Bubenheim & Elyas
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ifade, hiç kimseye işlemediği bir günahın yüklenmeyeceğini ve hiçbir günahkarın başkasının günahından sorumlu tutulmayacağını, aynı şekilde hiçbir muhsinin de ihsanının sevabından eksik bırakılmayacağını belirtir. Allah, iyilik ve kötülük ehlinden her iki grubu da hak ettikleri karşılıkla cezalandırır veya mükafatlandırır; zulüm bir şeyi yerinde olmayan bir yere koymak demek olduğundan, Allah hikmeti gereği hiçbir şeyi müstehak olduğu yerin dışına koymaz. Metinde ayrıca bu ayetin Kur'an'ın en son inen ayeti olduğuna dair rivayetler de aktarılmaktadır.
لا يجازى المسيء منهم إلا عقوبة على ذنبه، لا على ما لم يعمل، ولا يحمل عليه ذنب غيره، ولا يبخس المحسن منهم ثواب إحسانه
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert
Zemahşerî, Yûsuf'un iffetiyle ilgili israiliyat türü rivayetleri (Cebrail'in gelmesi, put temsili görmesi, kadının putu örtmesi gibi) reddeder. Ona göre Kur'an'ın Yûsuf'u 'muhlesîn' diye anıp övmesi, onun bu zelleden münezzeh olduğunun ve nefsiyle azim ve kuvvet sahiplerinin mücahedesiyle mücadele ederek sebat ettiğinin kesin delilidir. Aksi türlü rivayetleri nakledenleri, peygamberlere iftira eden 'ehl-i haşv ve cebir' olarak nitelendirir ve bunun ehl-i adl ve tevhidin yolundan olmadığını belirtir.
وأهل العدل والتوحيد ليسوا من مقالاتهم ورواياتهم بحمد الله بسبيل ، ولو وجدت من يوسف عليه السلام أدنى زلة لنعيت عليه وذكرت توبته واستغفاره
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Kurtubî'ye göre bu ayet, herkesin kazandığı amellere göre Allah'a döneceği günü (kıyamet/hesap gününü) haber verir; iyiliğe eksik, kötülüğe fazla karşılık verilmeyeceği vurgulanır. 'İlallah' ifadesinde hazfedilmiş bir muzâfın (hükmü Allah'a, kazâsının infazına) bulunduğu belirtilir. Ayrıca ayetin sevap ve azabın amel kazanımına bağlı olduğuna dair açık delil taşıdığı, bunun da Cebriyye mezhebine reddiye olduğu ifade edilir.
وفي هذه الآية نص على أن الثواب والعقاب متعلق بكسب الأعمال وهو رد على الجبرية
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr bu bölümde, ayetle ilgili tefsirden çok Bakara sûresinin nüzûl yeri, isimlendirilmesi ve bu ayetin Kur'an'dan en son inen ayet olup olmadığı konusundaki rivayetleri aktarır. Sûrenin Medine'de nazil olduğu, ayet-kelime-harf sayıları ve Hz. Peygamber'in bu ayetin inişinden dokuz gün sonra vefat ettiğine dair haberler nakledilir. Ayrıca sûreye 'Bakara' denilmesinin mekruh olduğuna dair zayıf bir hadis ile Ashab'ın savaşlarda 'Ey Bakara sûresi sahipleri' diye çağrıldığına dair rivayetler de zikredilir.
وقد روى أن هذه الآية آخر آية نزلت من القرآن العظيم فقال ابن لهيعة حدثني عطاء بن دينار عن سعيد بن جبير قال آخر ما نزل من القرآن كله وعاش النبي صلى الله عليه وسلم بعد نزول هذه الآية تسع ليال ثم مات يوم الأثنين لليلتين خلتا من ربيع الأول
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre ayetteki 'döndürüleceğiniz gün' ifadesi kıyamet günü veya ölüm günü anlamına gelir ve bu, kişilerin Allah'a dönüşe hazırlanmaları gerektiğine işaret eder. Her nefis kazandığının karşılığını tam olarak görecek; ne sevabından eksiltme ne de cezasında haksız artırma yapılarak zulme uğratılmayacaktır. Ayrıca İbn Abbas'tan nakledilen bir rivayete göre bu ayet Cebrail'in getirdiği son ayettir ve Bakara suresinin 280. ayeti olarak yerleştirilmesi bildirilmiştir; Hz. Peygamber bu ayetten sonra 21 gün, 81 gün, 7 gün veya 3 saat gibi farklı rivayetlerle kısa bir süre yaşamıştır.
وعن ابن عباس رضي الله تعالى عنهما (أنها آخر آية نزل بها جبريل عليه السلام وقال ضعها في رأس المائتين والثمانين من البقرة) وعاش رسول الله صلى الله عليه وسلم بعدها أحدا وعشرين يوما
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Bu müfessire göre ayet, her mükellefin Allah'a döndüğünde amelinin karşılığını tam olarak alacağını, herhangi bir eksiltme olmadan hakkının kendisine ulaştırılacağını ifade eder. Vaîdiyye bu ayete dayanarak fasıkların cezalandırılacağını kesin olarak ileri sürerken, müellifin mensup olduğu ekol ise iman edenin sevabının kendisine ulaşması gerektiğinden ebedi cehennemde kalmanın söz konusu olmadığını bu ayetle temellendirir.
المراد أن كل مكلف فهو عند الرجوع إلى الله لا بد وأن يصل إليه جزاء عمله بالتمام
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî, Kurtubî, Beydâvî ve Râzî; ayetin kişinin ameline göre tam ve adil bir karşılık göreceğini, ne sevaptan eksiltme ne cezada haksız artırma olmayacağını vurguladığı konusunda birleşir. Ayrıca Taberî, İbn Kesîr ve Beydâvî, bu ayetin Kur'an'ın en son inen ayeti olduğuna dair rivayetleri ortak biçimde nakleder.
Unterschiede
Taberî dil tahlili ile rivayeti birlikte kullanırken, Kurtubî ayetin Cebriyye'ye reddiye taşıdığını vurgulayarak kelamî bir çıkarıma yönelir. Râzî ise aynı ayeti Vaîdiyye-Ehl-i Sünnet tartışmasında farklı bir istidlal zeminine taşır; bu, ekol farkının aynı metinden nasıl farklı kelamî sonuçlar çıkarabildiğini gösterir. İbn Kesîr tefsirden çok nüzûl ve rivayet malzemesine odaklanırken, Zemahşerî ise (başka bir ayet bağlamında olsa da) israiliyat rivayetlerini akli/itikadî ilkeyle reddederek farklı bir yöntem sergiler. Beydâvî kıraat farklılıklarına ve bağlamsal anlam katmanlarına dikkat çeker.
Historischer Kontext
Taberî'den Râzî'ye uzanan süreçte temel anlam (adil karşılık) sabit kalmış, ancak zamanla tefsir yöntemi rivayet ağırlıklı yaklaşımdan (Taberî, İbn Kesîr) daha sistematik kelamî/itikadî istidlallere (Kurtubî, Râzî) evrilmiştir. Bu, tefsir ekolünün zamanla nakil ile aklî-mezhebî tartışmaları daha bilinçli bir şekilde harmanlamasını yansıtır; tek bir 'doğru' okuma öne çıkmaz.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, kişinin kendi çabası ve niyetiyle sorumlu olduğu, başkasının hatasından dolayı suçlanmayacağı ilkesini hatırlatır; bu da bireysel sorumluluk bilinciyle ihlaslı ve yapıcı bir hayat tutumunu besleyebilir. Ayrıca farklı müfessirlerin aynı ayete dair çeşitli okumaları, ilim geleneğinde çok yönlü düşünmenin ve saygılı bir tartışma kültürünün önemine işaret edebilir.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben