Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert
Taberî'ye göre bu ayet, Allah'ın çocukların izin isteme âdâbını ve eşler arasındaki karşılıklı hakları açıkladığı gibi, kitabında peygamberine indirdiği diğer bütün hükümleri de aynı şekilde açık bir biçimde beyan ettiğini bildirmektedir. Bu açıklamanın amacı, müminlerin Allah'ın koyduğu sınırları akletmeleri, üzerlerine düşen farzları anlamaları ve böylece din ve dünya işlerinde kendilerine yarar sağlayacak şeyi bilmeleridir. Ayrıca kimsenin 'Allah'ın o konudaki hükmünü bilmiyordum' diyerek mazeret üretmemesi için hükümlerin bu şekilde açıklandığı belirtilmektedir.
كما بينت لكم ما يلزمكم لأزواجكم ويلزم أزواجكم لكم أيها المؤمنون، وعرفتكم أحكامي والحق الواجب لبعضكم على بعض في هذه الآيات، فكذلك أبين لكم سائر الأحكام في آياتي التي أنزلتها على نبيي محمد صلى الله عليه وسلم في هذا الكتاب
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert
İbn Kesîr'e göre bu ifade, Allah'ın helal kıldığı ve haram kıldığı şeylerde, farzlarda ve hadlerde, emrettiği ve yasakladığı hususlarda hükmü açıklamış, vazıh kılmış ve tefsir etmiş olduğunu; ihtiyaç zamanında bunu mücmel/kapalı bırakmadığını ifade eder.
أي في إحلاله وتحريمه وفروضه وحدوده فيما أمركم به ونهاكم عنه بينه ووضحه وفسره ولم يتركه مجملا في وقت احتياجكم اليه
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert
Beydâvî'ye göre bu ayet, boşanan kadınlara mut'a (bir bağış/nafaka) verilmesini genel olarak tüm boşanmış kadınlara teşmil etmektedir; oysa daha önce bu hüküm sadece belirli bir gruba (mehri belirlenmemiş olanlara) has kılınmıştı. Bazı âlimler bu genellemeyi mefhumun mensukun üzerine tahsisi caiz görmeyerek İbn Cübeyr gibi her boşanmış kadın için vacip saymış, bazıları ise bunu vacip ve müstehap mut'ayı kapsayacak şekilde te'vil etmiştir. Ayrıca 'metâ' kelimesinin iddet nafakası anlamına gelebileceği ve tekrarın te'kid veya hükmün tekerrürüne işaret amacıyla yapılmış olabileceği belirtilmiştir.
أثبت المتعة للمطلقات جميعا بعد ما أوجبها لواحدة منهن، وإفراد بعض العام بالحكم لا يخصصه إلا إذا جوزنا تخصيص المنطوق بالمفهوم ولذلك أوجبها ابن جبير لكل مطلقة
Vergleich
Gemeinsamkeiten
Taberî ve İbn Kesîr, ayetin Allah'ın hükümlerini açık, net ve mücmel bırakmadan beyan ettiği vurgusunda birleşir; her ikisi de bağlamsal okumayla ayetin önceki hükümlerle (izin isteme, aile hukuku, haram-helal) ilişkisini kurar.
Unterschiede
Taberî ve İbn Kesîr ayeti genel bir 'hükümlerin açıklanması' ilkesi olarak okurken, Beydâvî tamamen farklı bir eksende, mut'a (boşanma bağışı) hükmünün kapsamı üzerinde durur ve bunun genel mi özel mi olduğunu dil/belağat ve fıkıh usulü yöntemleriyle tartışır; bu farklılık büyük ölçüde ele alınan ayetin farklı bir pasajına veya farklı bir vurguya odaklanmalarından, ayrıca Beydâvî'nin daha çok fıkhi-dilbilimsel bir tefsir yöntemi benimsemesinden kaynaklanır.
Historischer Kontext
Taberî'nin erken dönem rivayet ve bağlam merkezli yaklaşımı, İbn Kesîr'de de büyük ölçüde korunarak devam etmiş; Beydâvî ise daha sonraki dönemde gelişen dirayet tefsiri geleneğiyle, dil ve fıkıh usulü tartışmalarını (âmm-hâss, mefhum-mantuk) ayrıntılı biçimde ayete dahil etmiştir. Bu, tefsir yönteminin zamanla rivayetten dilbilimsel-fıkhi analize doğru genişlediğini gösterir, ancak bu bir çelişki değil yöntem çeşitliliğidir.
Bezug zur Gegenwart
Bu karşılaştırmalı okuma, dini hükümlerin anlaşılır ve açık biçimde ortaya konmasının, hem bireyin sorumluluğunu bilmesi hem de toplumsal ilişkilerde (özellikle aile içi haklarda) adaletin sağlanması açısından önemine işaret eder. Farklı müfessirlerin aynı ayete dair getirdiği çok yönlü açıklamalar, ilim geleneğinde çeşitli bakış açılarının bir arada saygıyla değerlendirilebileceğine, bunun da hoşgörü ve öğrenmeye açık bir tutumu teşvik edebileceğine dair ihtiyatlı bir örnek sunar.
KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben