وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

“Und diejenigen von euch, die abberufen werden und Gattinnen hinterlassen - so sollen diese (mit sich) selbst vier Monate und zehn (Tage) abwarten. Wenn sie dann ihre festgesetzte Zeit erreicht haben, so ist für euch keine Sünde in dem, was sie in rechtlicher Weise mit sich selbst unternehmen. Allah ist dessen, was ihr tut, Kundig.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu müfessire göre ayetteki 'habîr' ifadesi, Allah'ın kulların gizli veya açık yaptığı bütün amellerden (sadaka verme, infak, savaş, itaat-isyan gibi) haberdar olduğunu, hiçbir şeyin O'na gizli kalmadığını ve herkesin amelinin karşılığını kıyamet günü tam olarak vereceğini ifade eder. Taberî bu ilahi bilginin kapsamlılığını hem hayır hem de kötülük fiillerini içine alacak şekilde açıklar.

والله بأعمالكم أيها الناس ذو خبرة محيط بها، محص جميعها، لا يخفى عليه منها شيء، وهو مجازيكم على جميعها.
Zemahşerî12. Jh.✓ Zitat verifiziert

Zemahşerî'ye göre kadın iddetinin sonuna yaklaştığında koca iki seçenekle karşı karşıyadır: ya iyilikle geri dönüş (ric'at) yapıp onu güzelce tutar, ya da ric'attan vazgeçip zarar verme kastından kaçınarak ayrılığı tercih eder. Zarar verme (dırar) ise, iddetin sonunda kadına dönüp sonra onu boşayarak iddeti uzatmak ve ona eziyet etmek şeklinde tarif edilmiştir. Ayrıca hem ric'at hem de ayrılık durumunda şahit tutulması emredilmiş, bu şahit tutma Ebû Hanîfe'ye göre müstehap (mendub) sayılmıştır.

فأنتم بالخيار : إن شئتم فالرجعة والإمساك بالمعروف والإحسان ، وإن شئتم فترك الرجعة والمفارقة واتقاء الضرار وهو أن يراجعها في آخر عدتها ثم يطلقها تطويلا للعدة عليها وتعذيبا لها
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metinde Râzî, ayetle ilgili birden fazla mesele ele almaktadır: hamile kadının iddet süresinin doğumla sona ereceği, 'aşran' kelimesinin müennes gelmesinin sebebi, kadınların kendi işlerinde tasarrufuyla ilgili hitabın kime yönelik olduğu ve iddet bitiminde nikahtan men etme hükmünün kime ait olduğu tartışılmaktadır. Ayrıca Şafiî'nin bu ayetle ölüm iddeti ayetini tahsis etmeme gerekçesi ve ihdad (yas tutma) hükmünün bu ayete dayandırılması gibi fıkhi meseleler işlenmektedir.

أن مدة عدة الحمل تنقضي بوضع الحمل سواء حصل وضع الحمل بسنة أو أقل أو أكثر فجعل السنة العدة يكون زائلا بالكلية
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî bu bölümde 'yetrabbasne bi enfusihinne' ifadesindeki bekleme süresinin (dört ay on gün) iddet müddetinin sonu olduğunu, evliliğin ancak iddetin bitiminden sonra düşünülebileceğini açıklar. Ayrıca 'la cünâha aleykum' ifadesiyle kastedilenin evlenme ve süslenme, yas halini terk etme olduğunu belirtir; bazı müfessirlerin görüşüne göre eskiden vefat eden kocanın evinde bir yıl kalma ve nafaka alma hükmünün, bu ayetle dört ay on güne, nafaka hükmünün de Nisa suresindeki miras ayetiyle neshedildiğini nakleder.

ذهب جماعة من المفسرين في تأويل هذه الآية أن المتوفي عنها زوجها كانت تجلس في بيت المتوفي عنها حولا وينفق عليها من ماله ما لم تخرج من المنزل فإن خرجت لم يكن على الورثة جناح في قطع النفقة عنها ثم نسخ الحول بألاربعة ألاشهر والعشر ونسخت النفقة بالربع والثمن في سورة النساء
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

Bu metinde İbn Kesîr, vefat eden kocanın hanımına, iddet süresince ihdâd (yas tutma, süslenmeme) yükümlülüğünün vacip olduğunu belirtir; ayrıca ayetin bir yıl süren iddet hükmünü içerip içermediği ve bunun dört ay on gün hükmüyle mensuh olup olmadığı konusunda âlimlerin görüşlerini nakleder. İbn Abbas, Mücahid ve Atâ'dan gelen görüşe göre ayet bir yıllık iddeti değil, dul kadınların kocalarının evinde bir yıl kalabilmelerine dair bir vasiyeti ifade etmektedir; cumhurun görüşüne göre ise bu hüküm dört ay on gün ile neshedilmiştir.

فهذا القول الذي عول عليه مجاهد وعطاء من أن هذه الآية لم تدل على وجوب الاعتداد سنة كما زعمه الجمهور حتى يكون ذلك منسوخا بالأربعة الأشهر وعشر وإنما دلت على أن ذلك كان من باب الوصاة بالزوجات أن يمكن من السكنى في بيوت أزواجهن بعد وفاتهم حولا كاملا إن اخترن ذلك
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre ayet, kocaları vefat eden kadınların dört ay on gün beklemesini emreder; 'aşran' kelimesinin müzekker değil müennes kullanılmasının sebebi Arapların gecelere itibar etmesidir. Bu sürenin dört ay ve on gün olarak belirlenmesinin hikmeti, ceninin genelde erkekse üç ayda, kızsa dört ayda hareket etmeye başlaması olup en uzun süre esas alınmış, ihtiyat için buna on gün eklenmiştir. Lafzın umumu Müslüman-gayrimüslim, hür-cariye kadın arasında fark olmaksızın bu hükmün geçerli olmasını gerektirir, ancak hamile kadınlar için bu süre icma ile 'hamlini bırakıncaya kadar' ayetiyle tahsis edilmiştir.

وعموم اللفظ يقتضي تساوي المسلمة والكتابية فيه، كما قاله الشافعي والحرة والأمة كما قاله الأصم، والحامل وغيرها، لكن القياس اقتضى تنصيف المدة للأمة، والإجماع خص الحامل منه لقوله تعالى: وأولات الأحمال أجلهن أن يضعن حملهن

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Zemahşerî, Râzî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ortaklaşa iddet hükmünün (vefat veya boşanma bağlamında) süresi, hikmeti ve fıkhi sonuçları (ric'at, ihdad, nesh meselesi) üzerinde durur; hepsi dil tahlili ile fıkhi/rivayet malzemesini birlikte kullanır. Taberî ise farklı bir ayet bağlamında 'habîr' ismini ele alıp Allah'ın ilminin kapsamlılığına odaklanır, dolayısıyla bu grupla doğrudan ortak konu paylaşmaz.

Unterschiede

Zemahşerî zarar verme (dırar) kastı ve şahit tutma meselesine, Râzî hamile kadının iddeti ile hitabın muhatabı gibi çok yönlü fıkhi tartışmalara, Kurtubî nesih ve dilbilimsel terkip tahliline, İbn Kesîr rivayet zincirleriyle nesih tartışmasına, Beydâvî ise dilbilgisel inceliklerle (müennes-müzekker) birlikte tıbbi/hikmet temelli açıklamalara ağırlık verir. Bu farklar müfessirlerin yöntemsel önceliklerinden (nahiv, fıkıh, rivayet) kaynaklanır. Taberî'nin konusu ayrı olduğu için karşılaştırma sınırlıdır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî rivayet ağırlıklı bağlamsal okumayı öne çıkarırken, sonraki dönemlerde Zemahşerî ve Beydâvî'de dil/belağat analizinin fıkhi çıkarımla daha sistemli birleştiği görülür; Râzî'de meseleler çok yönlü tartışmaya açılır, Kurtubî ve İbn Kesîr'de nesih ve rivayet tartışmaları daha ayrıntılı işlenir. Genel olarak temel hükümler (iddet süresi, Allah'ın ilminin kapsamlılığı gibi) sabit kalmış, fakat gerekçelendirme ve tartışma derinliği zamanla zenginleşmiştir.

Bezug zur Gegenwart

Bu karşılaştırmalı okuma, aile hukukuna dair hükümlerin hem toplumsal düzeni hem de bireylerin haklarını gözeterek nasıl özenle ele alındığını gösterir; bu da aile içi ilişkilerde sabır, adalet ve karşılıklı saygının önemine dair genel bir ders çıkarmaya imkan tanır. Ayrıca Allah'ın her amelden haberdar olduğu vurgusu, günlük hayatta ihlas ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi hatırlatan bir zemin sunabilir. Farklı müfessirlerin aynı meseleye çok yönlü yaklaşımı, ilim geleneğinde titizlik ve çok boyutlu düşünmenin değerine dair kıyasa çekilebilecek bir örnek olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben