وَإِذَا طَلَّقْتُمُ ٱلنِّسَآءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَٰجَهُنَّ إِذَا تَرَٰضَوْا۟ بَيْنَهُم بِٱلْمَعْرُوفِ ذَٰلِكَ يُوعَظُ بِهِۦ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْـَٔاخِرِ ذَٰلِكُمْ أَزْكَىٰ لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

“Und wenn ihr euch von Frauen scheidet und sie dann ihre festgesetzte Zeit erreicht haben, so haltet sie nicht davon ab, ihre Gatten zu heiraten, wenn sie sich in rechtlicher Weise miteinander geeinigt haben. Damit wird von euch ermahnt, wer an Allah und den Jüngsten Tag glaubt. Das ist lauterer für euch und reiner. Allah weiß, ihr aber wißt nicht.” — Bubenheim & Elyas

Tafsire

Von KI erstellt
Taberî9-10. Jh.✓ Zitat verifiziert

Taberî bu ayetin, kız kardeşinin kocasıyla yeniden evlenmesine engel olan bir kişi (özellikle Ma'kal b. Yesâr) hakkında indiğini nakleder; ayetteki 'onları engellemeyin' hitabının velilere yönelik olduğunu belirtir. Ayrıca ayetin bazı rivayetlerde Câbir b. Abdullah veya Fâtıma/Cemîl binti Yesâr gibi farklı kişiler ve olaylar bağlamında indiğine dair çeşitli görüşleri de aktarır.

ذكر أن هذه الآية نزلت في رجل كانت له أخت كان زوجها من ابن عم لها، فطلقها وتركها فلم يراجعها حتى انقضت عدتها، ثم خطبها منه، فأبى أن يزوجها إياه ومنعها منه وهي فيه راغبة
Fahreddin er-Râzî12-13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Râzî bu ayetteki hitabın kime yönelik olduğu tartışmasında, çoğunluğun velilere hitap olduğu görüşüne karşı, ayetin kocalara hitap olduğu görüşünü tercih ediyor. Bu tercihi, ayetin şart-ceza yapısındaki nazım bütünlüğüne, önceki ayetlerin de kocalara hitap etmesine ve akış tutarlılığına dayandırıyor. Ancak veliler görüşünün de rivayetlere dayandığını ve Şâfiî'nin bu ayeti velisiz nikahın caiz olmadığına delil getirdiğini aktarıyor.

ولا شك أن الشرط وهو قوله : خطابا معهم أيضا ، إذ لو لم يكن كذلك لصار تقدير الآية : إذا طلقتم النساء أيها الأزواج فلا تعضلوهن أيها الأولياء وحيئنذ لا يكون بين الشرط وبين الجزاء مناسبة أصلا وذلك يوجب تفكك نظم الكلام وتنزيه كلام الله عن مثله واجب
Kurtubî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Kurtubî'ye göre bu ayet, Ma'kal b. Yesâr'ın kız kardeşini eski kocasıyla evlenmesine engel olması üzerine nazil olmuştur ve ayette geçen hitap velilere yöneliktir. Buna göre kadının velisiz nikahının caiz olmadığına delalet vardır, zira Ma'kal'ın kız kardeşi dul (seyyibe) olduğu halde kendini evlendirme yetkisi kendisinde olsaydı veliye ihtiyaç duymazdı. Hanefî mezhebi ise ayetteki fiilin kadına isnad edilmesinden hareketle kadının kendini evlendirebileceğini savunmuş, ancak Kurtubî nüzul sebebine dayanarak birinci görüşü daha sahih bulmuştur.

ففي الآية دليل على أنه لا يجوز النكاح بغير ولي لأن أخت معقل كانت ثيبا ولو كان الأمر إليها دون وليها لزوجت نفسها ولم تحتج إلى وليها معقل
İbn Kesîr14. Jh.✓ Zitat verifiziert

İbn Kesîr, Ma'kıl b. Yesâr hadisini aktararak ayetin, kızkardeşini boşayan kocasına yeniden dönmesini engellemek isteyen Ma'kıl'a hitaben nazil olduğunu belirtir. Ayetteki nehiy, velilerin kadınları eski kocalarına dönmekten alıkoymasına yöneliktir; Allah'ın şeriatine uyup bu tür asabiyeti terk etmenin kalpler için daha temiz ve daha iyi olduğu ifade edilir.

فعلم الله حاجته إليها وحاجتها إلى بعلها فأنزل الله أي هذا الذي نهيناكم عنه من منع الولايا أن يتزوجن أزواجهن إذا تراضوا بينهم بالمعروف
Beydâvî13. Jh.✓ Zitat verifiziert

Beydâvî'ye göre 'onları nikahlanmaktan alıkoymayın' hitabı velilere yöneliktir; ayet Ma'kal b. Yesar'ın kız kardeşini eski kocasına dönmekten alıkoyması hakkında nazil olmuştur ve bu, kadının kendini evlendiremeyeceğine, yani veli iznine muhtaç olduğuna delildir. Ayrıca bu hitabın kadınları boşadıktan sonra iddet bitince engelleyen kocalara, ya da hem velilere hem kocalara, hatta tüm insanlara yönelik olabileceği görüşleri de aktarılmıştır.

فلا تعضلوهن أن ينكحن أزواجهن المخاطب به الأولياء

Vergleich

Gemeinsamkeiten

Taberî, Kurtubî, İbn Kesîr ve Beydâvî ayetin Ma'kal b. Yesâr'ın kız kardeşinin eski kocasıyla evlenmesine engel olması olayı üzerine indiğini nakleder ve çoğunluk hitabın velilere yönelik olduğunu, bunun kadının nikahında veli iznine ihtiyaç bulunduğuna delil olduğunu belirtir.

Unterschiede

Taberî farklı rivayetleri (Câbir b. Abdullah, Fâtıma/Cemîl binti Yesâr) sırf nakil olarak aktarır, tercih belirtmez. Kurtubî nüzul sebebini temel alıp Hanefî'nin dil analizine dayalı karşı görüşünü zayıf bulur. Beydâvî hitabın velilere, kocalara, ya da genel insanlara yönelik olabileceği ihtimallerini de sıralar. Râzî ise farklı bir yol izleyip nazım bütünlüğü ve önceki ayetlerle akış tutarlılığından hareketle hitabın kocalara yönelik olduğunu tercih eder; bu ayrışma rivayet merkezli okuma ile dil/belağat merkezli okuma arasındaki yöntem farkından kaynaklanır.

Historischer Kontext

Erken dönem müfessiri Taberî rivayetleri çoğulcu biçimde aktarmakla yetinirken, sonraki müfessirler (Kurtubî, Beydâvî, İbn Kesîr) rivayeti fıkhi sonuçla (velayet meselesi) daha sıkı bağlarlar; Râzî ise dil analizini rivayetin önüne koyarak farklı bir metodolojik çizgi izler. Bu, tefsir usulünün zamanla rivayet-dil-fıkıh dengesinde çeşitlenerek geliştiğini gösterir, tek bir okuma hiçbir dönemde mutlak biçimde egemen olmamıştır.

Bezug zur Gegenwart

Bu ayet ve etrafındaki tartışma, aile içi kararlarda bireysel öfke veya gururun (asabiyet) kalıcı çözümler önünde engel olmaması gerektiğini hatırlatabilir; İbn Kesîr'in vurguladığı gibi bu tür duygusal tutumları terk etmenin gönül temizliği için daha iyi olduğu fikri günümüz aile ilişkilerinde de düşündürücüdür. Ayrıca müfessirlerin farklı yöntemlerle (rivayet, dil analizi, fıkhi çıkarım) aynı ayete yaklaşması, ilim geleneğinde çok yönlü ve yapıcı bir okuma çabasının örneği olarak görülebilir.

KI-Analyse — keine Fatwa oder Urteil, noch nicht durch Fachprüfung freigegeben